Sağlıklı yaşamak ile ilgili öğütler karşısında hemen, hayatı
boyunca sigara içtiği ya da beslenmesine dikkat etmediği halde 100 yaşına kadar
yaşayan, bilmem kim amca örnek gösterilir. Bilin ki bu tür örnekler hep olmuştur
ve olacaktır, ama yine bilmeniz gereken bir gerçek bu tür örneklerin az
olduğudur.
"Dalya" diyenlerin sayısının giderek çoğaldığı çağımızda bilinmesi
gereken bir gerçek, erkeklerin ortalama yaşam sürelerinin kadınlarınkinden 6 yıl
daha kısa olduğudur.
Uzun yaşayanlarla ilgili olarak yapılan çalışmalar, sağlıklı
beslenme egzersizin önemli olduğunu ortaya koymasının yanı sıra, bu konuda daha
başka etkenler de bulunduğunu göstermiştir.
İşte size bazı ipuçları :
Bardağın dolu tarafına bakın :
Hayata iyimser bakabilen ve mutlu 839 erkekle yapılan araştırma,
karamsar ve mutsuz olanlara oranla ölüm riskinin % 19 daha az olduğunu ortaya
koydu. İyimser ve uyumlu bir bakış sadece uzun yaşamada değil, yaşlıların günlük
yaşantılarını sürdürmelerinde ve çevreyle uyumunda da rahatlık sağlıyor. Bir
başka çalışma, mutluluk ve iyimserliğin vücudun bağışıklık sistemini
güçlendirerek hastalıklara karşı direncini arttırdığını da ortaya koydu.
Stresinizi yenmeyi öğrenin :
Stresten kaçabilmek her zaman mümkün olamaz. Bununla baş edebilmeyi
öğrenmek gerekir. Amerika'da yapılan bir çalışma, 100 yaşını aşmış bazı
kişilerde stresi alt etme konusunda doğal bir yetenek olduğunu ortaya koydu.
Tabii ki herkes bu kadar şanslı değil, ancak stresli zamanlarda egzersiz,
meditasyon
ya da hobilerle uğraşmak gibi yöntemlerle stresle başa çıkabilmeyi öğrenmek
mümkün olabilmektedir.
Daha çok dışarı çıkın :
"İnsanlar sosyal hayvanlardır" diye bir söz var.
Bu çok doğru. Dostlarıyla, arkadaşlarıyla sosyal ilişkiler içinde olan
kişilerin daha sağlıklı oldukları tespit ediliyor.
50 ile 80 yaş arasındaki erkeklerle ilgili olarak yapılan
araştırmalarda evli erkeklerin bekârlara oranla daha uzun yaşadıkları ve
sağlıklı oldukları sonucu çıktı. Eşi ölen erkeklerin dul kalmayı izleyen birkaç
yıl içinde ölüm oranlarını yüksek olduğu da belirlendi. Uzmanlar dul kalan
erkeklerin uygun bir eş buldukları takdirde tekrar evlenmeleri halinde da
sağlıklı ve uzun yaşadıklarını belirtiyorlar.
Kan verin :
Kan bağışında bulunmak sadece kan verdiğiniz kişinin değil, sizin
de hayatınızı kurtarabilir. Demirin oksitlenmeye yani paslanmaya yatkın bir
element olduğunu belirleyen uzmanlar, yeterli miktarın üzerindeki demirin
serbest radikal oluşumuna yol açarak damar sertliğini hızlandırıcı etki
yarattığını belirtiyor. Menopoz öncesi dönemde kadınların her ay adet kanaması
ile kan kaybetmesi nedeniyle kalp-damar hastalıklarına daha az yakalandığı da
ileri sürülüyor.
Diş eti sağlığına dikkat edin :
Ağızdaki bazı bakterilerin, genel dolaşıma katıldığında damar
çeperine yerleşerek damar sertliğine yol açtığı düşünülüyor. Diş eti
hastalığının belirtileri kızarık, şiş, ağrılı ve fırçalandığında kanayan diş
etleridir. Dişlerin sallanmasına, aralanmasına ve dökülmesine yol açan bu
sorunun tedavisi, kalp-damar sağlığı açısından da önem taşıyor.
Bulmaca çözün :
Vücudunuz kadar beyninizin de egzersize ihtiyacı vardır. Herkezin
kendi eğitimi oranında entelektüel faaliyetini sürdürmesi önemlidir. Beynin
faaliyetlerini sağlıklı sürdürebilmesinin temelinde yeni şeyler öğrenmek yatar.
Her yaşta yeni bir şeyler öğrenmeye çabalayın.
Hormonlarınızı düşünmeyin :
15-20 yaş arasında erkeklerin göğüs, koltuk altı,
kasık ve sakal gibi kıllanmaları başlar. Bunun nedeni, testosteron adlı erkeklik
hormonudur. Bu hormon aynı zamanda "delikanlılık" denildiği türde gençlerin
tedbirsiz davranışlarına da yol açar. Bu yaşta entelektüel faaliyetlere
yönelmeyen gençlerde, trafik kazası ve kavga-dövüş gibi nedenlerle ölüm oranları
daha yüksektir.
Doktorunuza daha düzenli gidin :
Sadece hastalık anlarında değil herhangi bir belirti hissetmeden de
doktora gidin. Düzenli sağlık kontrolleri ( check-up ) birçok sorunun henüz
belirti vermeden önce fark edilmesini ve önlem alınmasını sağlar.
Genler konusunda büyük umutlar var. Ancak bu buluşların günlük
yaşama uygulanmasına daha zaman var.