|
ALKOL VE ALKOL DIŞI
UYUŞTURUCU MADDELERLE MÜCADELE
TANIMLAR
Madde : Halk arasında uyuşturucu olarak da adlandırılan alkol,
esrar, eroin, kokain,
amfetaminler, tiner, tütün gibi başka kullanım alanları da olsa
bile kişiler tarafından, ruhsal
ve fiziksel bazı etkilerini yaşamak için kullanılan ve bedensel,
ruhsal ve toplumsal boyutlarda
ciddi zararları olan ajanlardır.
Zehirlenme (intoksikasyon) : Madde alımından ya da bazı
maddelerin aşırı alımından
sonra başlayan merkezi sinir sisteminin olumsuz etkilenmesine
bağlı olarak bir takım ruhsal
ve fiziksel kusurlarla birlikte görülebilen durumdur (hastalık
halidir). Örneğin alkol alımından
sonra ortaya çıkan az ya da çok sarhoşluk hali bir zehirlenme
tablosudur.
Tolerans : Kişinin aynı miktarda maddeyle artık eski etkiyi
sağlayamaması, giderek
daha fazla miktarda madde alma isteği olmasıdır. Örneğin: “Biraz
çakırkeyif olmak için”
içtiğini söyleyen birinin aynı etkiyi sağlamak için giderek içki
miktarını artırmak zorunda
kalması halidir.
Kötüye kullanım : Tam bir bağımlılık hali olmasa da madde
kullanımı yüzünden kişinin
giderek mesleki ve toplumsal sorumluluklarını aksatmaya
başlaması, aile içi problemler
yaşaması ya da yasal sorunlarla karşılaşması halidir. Artık
içkisi ve diğer kullandığı maddeler
yüzünden çevresiyle arasında sorunlar çıkmaya başlamış demektir.
Bağımlılar bu grup
içinden çıkar.
Madde kullanımına bağlı fiziksel / ruhsal bozukluk : Uzun süreli
madde kullanımı
sonucu ortaya çıkan bir takım bedensel ve ruhsal hastalıklardır.
Örneğin: beslenme
bozuklukları, bunama, vitamin eksiklikleri, karaciğer
hastalıkları gibi.
Bağımlılık : Bağımlılık tam bir hastalık halidir. Bedensel,
ruhsal ve sosyal yıkımla
birlikte seyreder. Maddeyi sürekli kullanma, maddeye ulaşabilmek
için sürekli çaba sarfetme,
istenen etkiyi sağlamak üzere giderek daha fazla madde kullanma,
maddeyi bıraktığında
yoksunluk belirtileri gösterme ile karakteristik bir durumdur.
Kişinin o güne kadar olan maddi,
manevi her türlü kazancını siler götürür. Bağımlı olan kişi tüm
yaşamı boyunca bağımlıdır.
Bağımlı düzelebilir, maddeyi kullanmaz hale gelebilir, ama
unutulmamalıdır eğer o maddeyi
tekrar kullanırsa en kısa zamanda tekrar bağımlı hale gelir.
Yoksunluk : Uzun süreli madde kullanımından sonra aniden
azaltılması ya da
bırakılması halinde ortaya çıkan bir takım fiziksel ve ruhsal
belirtilerle karakterize bir
dönemdir. Hekim müdahalesi ve hastane tedavisi gerekebilir. Uzun
süreli ve yüksek dozda
madde kullanımından sonra bırakma niyeti olursa öncelikle bir
hekime danışılması önerilir.
Bırakma : Bağımlılık yapan maddeyi kişinin artık
kullanmamasıdır. Ancak tekrar
kullanırsa bağımlı olma riski yüksektir. Maddeyi bıraktıktan
sonraki bir yıllık süre tekrar
başlama açısından yüksek riskli bir dönemidir.
Sürçme, kayma ve nüks : Bir maddeye, bırakıldıktan sonraki
dönemde yeniden
başlama halleridir. Tıbbi açıdan farklı tanımlar olmakla
birlikte bilinmesi gereken en önemli
şey hemen bir hekime danışılması gerektiğidir. Bağımlılık
düzeyinde kullandıktan sonra
madde bırakılınca tek bir kullanımla tekrar başlamanın yine
bağımlılığı gündeme getireceği
bilinmeli ama tekrar tedaviye başlama ne kadar geciktirilirse
sonrasının da o kadar güç
olacağı akıldan çıkarılmamalıdır. Yani tek bir kullanım çok
büyük bir risk olmayabilir ancak
tekrarlayan “tek” ler arkadan gelecek büyük felakete neden olur.
GİRİŞ
Madde kullanımı ve bağımlılığı son yıllarda tüm dünyada ve
ülkemizde de giderek
artan toplumsal bir sorundur. Ülkemizde bu sorunu güncel
boyutları ile ortaya koyabilecek
çok sayıda çalışma ve birikmiş bilgi olmamakla birlikte hem
sağlık hem de emniyet kayıtları
bu sorun alanının giderek büyüme eğiliminde olduğunu
düşündürmeye yetecek miktardadır.
Madde kötüye kullanımı ve bağımlılığı yalnızca bireysel sağlık
sorunu olmayıp toplum
sağlığı, toplumsal düzen ve gelecek için de bir tehdittir. Çünkü
yalnızca maddeyi kullanan
bireyi değil o bireyin birlikte yaşadığı aileyi, ailenin bir
parçası olduğu toplumu, toplumun
kültürel yapısını, değer yargılarını, giderek ekonomik yapısını
bozan, etkileri ülke sınırları
dışına taşan birer kavramdırlar.
Madde bağımlılığı günümüzde şiddeti vurgulanmakla birlikte
geçmişi insanlık tarihi ile
eşdeğer bir kavramdır. İnsanoğlu duygularını, davranışlarını şu
ya da bu şekilde değiştirmek,
bazen kendisine sıkıntı veren durumlardan uzaklaşmak için bazı
maddeleri kullanmayı
keşfetmiş, bilerek veya bilmeyerek farklı deneyimler yaratmış ve
bugün yarattığı bu sorun
alanı ile boğuşmaya başlamıştır.
Madde kullanımı çağlar boyunca farklı toplumlarda farklı biçimde
ele alınmış, kimi
dönemlerde bazı gruplarda desteklenmiş, kabul için ölçütler
ortaya atılmış kimi zamanda
toplumu ondan kurtarmak amacı ile çok sert tedbirler
uygulanmıştır. Ancak madde kullanımı
yaygılaşmış ve bağımlılık ciddi bir sağlık sorunu olarak gündeme
gelmeye başlamıştır. Kimi
kez moderleşmenin yanısıra devam eden yoksulluk, kimi kez bazı
kültürel yaklaşımlar madde
kullanımını açıklamak için kullanılmıştır. Genel olarak kabul
görecek tarafı ise madde
kullanımının “geçici, sahte bir iyi oluş” hali yarattığı, ve
sözde iyilik halini tekrarlama
çabasının bireye ve topluma bir yığın belalar getirdiğidir.
Bağımlılık bireyi bir maddenin esiri yapan, özgürlüğünü,
özerkliğini elinden alan bir
süreçtir. İnsanı başkalarına muhtaç hale getirir. Yıkıcı
etkileri bireyi fiziksel gücünden,
ailesinden, işinden koparmakta, çaresiz bir köle haline
getirmektedir. Bağımlılık kişide hem
bir takım fiziksel, psikolojik hasarlara neden olmakta, hem de
iş gücü kaybına yol açmakta,
ailevi sorunlar yaratmakta, toplumsal düzeni olumsuz
etkilemektedir. Dünyada giderek artan
bir sorun olduğu da göz önüne alınırsa insanoğlu için ne kadar
önemli kayıplara yol açtığı da
aşikardır.
MADDE KULLANIMININ YAYGINLIĞI
Toplumda uyuşturucu madde kullanımı buz dağına benzer. Polisin
yaptığı
tutuklamalar, tıbbi problemler, madde bağımlılığı tedavisi yapan
kliniklere başvuru ve
araştırmalara yansıyanlar problemin yüzeyde görünür kısmıdır.
Altta yatan problemin ancak
bir kısmına ulaşabilir. İş kaybetme riski, madde kullanımının
getirdiği sosyal etiket ve
problemi inkar etmeye yol açan diğer faktörler bilgi toplamayı
daha da güçleştirir. Madde
bağımlılığı alanında veri elde etmeyi güçleştiren başka bir
faktör de bağımlılık, kötüye
kullanım, zararlı kullanım gibi tanıların tanımlanmasındaki
güçlüktür. Kimine göre yasadışı
herhangi bir maddenin kullanımı bağımlılık anlamına gelirken
kimileri bağımlılık deyince
fiziksel bağımlılığı anlar. Sosyal içiciliğin kabul gördüğü bir
ülkede alkol kötüye kullanımı,
alkolün yasak olduğu bir ülkedekinden farklı tanımlanabilir.
Madde bağımlılığının sıklık ve yaygınlığına ilişkin veriler
ülkeden ülkeye değişiklikler
göstermekte ve yukarıda tanımlanan nedenlerden dolayı da çoğu
kez gerçeği yansıtmadığı
düşünülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1990-1991
yılları arasında yapılmış bir
epidemiyolojik çalışmada son bir yıl içindeki alkol bağımlılık
oranı %7 olarak verilmiştir.
Madde kullanımı ile ilgili epidemiyolojik çalışmalar genellikle
o maddeyi kullanan kişi sayısı
hakkında bilgi vermekte genellikle bunlarının kaçının bağımlı,
kaçının kötüye kullanıcı
olduğunu belirlemek mümkün olmamaktadır. Sigara dahil bağımlılık
ve kötüye kullanım
özelliği olan maddelerin Amerika Birleşik Devletleri’nde
kullanım sıklığının %40 civarında
olduğu ileri sürülmektedir. Ülkemizde lise çağındaki gençler
arasında yapılmış iki çalışmada
alkol dışı diğer uyuşturucu maddeleri yaşamları boyu en az bir
kez kullanmış olanların oranı
1991 deki çalışmada %2.6, 1995 deki çalışmada ise %7 olarak
bulunmuştur. Bu çalışmaların
dışında okul anketleri, hastane ve polis kayıtları ülkemizde de
uyuşturucu madde
kullanımının giderek arttığını göstermektedir. Bağımlılık ve
kötüye kullanım sıklığı ile ilgili
söylenebilecek en doğru şey bu maddelerin kullanımının
yaygılaşmasının kötüye kullanımı
ve giderek bağımlı sayısını da artırdığıdır.
MADDE KULLANIMININ ve KULLANICININ ÖZELLİKLERİ
Madde kullanımı, alımı takip eden dönemde insan vücudunda bir
takım fiziksel ve
ruhsal değişikliklere neden olur. Bunların bir kısmı ilk
kullanımda ilgi çekici ve hoşnutluk verici
türde olabilir. Zaten bu yalancı iyilik hali madde bağımlılığına
daha doğrusu kişinin madde
alımı davranışını tekrarlamasına yol açan ana nedendir.
Bağımlılık yapıcı maddeler olarak alkol, tütün, esrar, biperiden
(Akineton), morfin,
kodein, eroin, metadon, meperidin (Dolantin), diazepam (Diazem,Nervium),
clonazepam
(Rivotril), lorazepam (Ativan), flunitrazepam (Rohypnol),
alprazolam (Xanax),
barbitüratlar (Luminal,Nembutal), meprobamat, fenprobamat (Gamakuil),
LSD, fensiklidin
(melek tozu), ecstasy, kokain, amfetamin, kafein, efedrin,
benzol, toluen (tiner, bali gibi
seyreltici ve yapıştırıcılar), “crack” gibi bazı sentetik
türevler tanımlanabilir. Bunların etki
mekanizmaları, alındığı zaman ortaya çıkardığı belirtiler ve
bağımlılık yapma güçleri
açısından aralarında farklılıklar vardır. Bu el kitabı hekim
dışı personelin kullanımı için
hazırlandığından bazı bilgilerin konuya hakim olmayan kişilerin
elinde yanlış kullanılabileceği
ve özendirici nitelik taşıyabileceği endişesi nedeni ile madde
kullanımının yarattığı fiziksel ve
ruhsal belirtiler, bağımlılık yapma güçleri üzerinde
durulmayacaktır.
Madde kullanımınının evreleri
Madde kullanımı ilk olarak deneme ile başlar. Bunda özenti
önemli rol oynar. Daha
sonra kişi zevk için bu maddeyi zaman zaman kullanmaya başlar.
Bu dönemde maddenin
kişiye hiçbir zararı yok gibidir, yalnızca zevk verir. O zamana
kadar hakkında çok korkunç
şeyler dinlediği bu şeyin aslında hiç de o kadar kötü olmadığını
ve bağımlı olmadan
kullanabileceğini düşünmeye başlar. Düzenli kullanmaya devam
ettikçe tolerans, madde
bulma uğraşısı ve çoğul madde kullanımı (ne bulursa kullanma)
gelişir. Bazen maddeyi
zaman zaman zevk için kullanan kişi hayatında bir sıkıntı
yaşadığında zaten kolay
ulaşabildiği uyuşturucu maddeye sığınır, sıkıntı ve üzüntüsünü
azaltmak için düzenli
kullanmaya başlar, yalancı iyilik halini sürdürmek ister ve
buradan bağımlılığa kayar. Bu
evreden sonra artık kişinin çalışma kapasitesi düşer ve maddeyi
kullanmadığı zaman ortaya
çıkan yoksunluk belirtilerini yaşamamak için uyuşturucuyu
kullanmaya devam eder.
Bağımlılık geliştiğinde artık kişi uyuşturucuyu “normal”
hissedebilmek için almak zorundadır
ve başlangışta aldığı zevk de kaybolmuştur.
Kimler madde kullanabilir, kimler bağımlı hale gelebilir ?
Belli bir kişi için bu soruların
cevabını kesin olarak verebilmek mümkün değildir. Ancak madde
kullanımı ve bağımlılığı
açısından bazı risk grupları tanımlanmıştır. Bunlar istatistiki
bilgilere göre madde kullanımı ve
bağımlılığının diğer insanlara göre daha kolay ortaya
çıkabildiği gruplardır. Erkek cinsiyetinde
madde kullanımı daha yaygındır. Kullanım yaygınlığı ve
bağımlılık geliştirme riski açısından
18-29 yaşlar riskin en yoğun olduğu dönemdir. Toplumda
bağımlılık oranını azaltmak
açısından en çok üzerinde durulması gereken bu yaş grubudur.
Bağımlılıkla ilgili risk faktörleri:
Aile ile ilgili risk faktörleri:
- Anne ve baba desteğinin az olması
- Anne ve babada madde kullanımı olması
- Anne ve babanın gencin madde kullanımına izin verici, fazla
toleranslı bir tutum içinde olması
- Anne ve babanın çocuk ile ilişkisinin kalitesi (ayrılan vaktin
uzunluğundan çok bu vaktin nasıl değerlendirildiği önemlidir)
- Tutarsız disiplin (anne ve babadan birinin yasakladığına
diğerinin izin vermesi ya da farklı zamanlarda aynı ebeveynin
farklı tutumlar sergilemesi)
- Anne ve babanın çocuğun aktivitelerine ilgisizliği
- Başarının ödüllendirilmeyişi, suçluluk duygusu uyandırmanın
eğitim metodu olarak kullanılması
- Çevrenin gerçekçi olmayan beklentileri (çok başarı beklenmesi
ve bu nedenle mevcut başarının takdir edilmeyişi gibi)
- Çocuğun okuldan sonra kendi haline bırakılması
Sosyal risk faktörleri:
- Yaşam stresleri (göç, işsizlik, boşanma, kayıplar vs)
- Madde kullanan arkadaş grupları içinde olmak
- Düşük okul, iş başarısı
- Düşük sosyoekonomik düzey
- Cinsel ya da fiziksel taciz yaşama
- Kişilikle ilgili faktörleri:
- Girişkenliğin az olması
- Kendine güvenin az olması
- Kendini kontrol etme yeteneğinin az olması
- Başetme mekanizmalarının kötü olması
- Dışarıdan kolay etkilenme
- Saldırgan kişilik yapısı
- Heyecanlı, dürtüsel, asi, kötümser kişilik yapıları
- Sosyal değerlere yabancılık
- Davranış bozuklukları
Madde kullanımına başlamanın bir kısmı sosyal aktivitelerle ya
da tıbbi zorunlulukla
ilişkilendirilebilir. Örneğin sigara ve alkol kullanımı topluma,
alt kültürlere göre değişiklikler
göstermekle birlikte belirli bir doza kadar sosyal bir akvite
olarak toplumsal kabül görmekte
ve yasal engel de bulunmamaktadır. Yine biperiden (Akineton),
morfin, meperidin
(Dolantin), diazepam (Diazem, Nervium), clonazepam (Rivotril),
lorazepam (Ativan),
flunitrazepam (Rohypnol), alprazolam (Xanax), barbitüratlar (Luminal,
Nembutal),
meprobamat, fenprobamat (Gamakuil) gibi ilaçlar tedavi amacı
ile hekim tarafından reçete
edilmiş olabilir. Bu gibi durumlarda eğer miktar aşımı ve kötüye
kullanım söz konusu ise bunu
ayırt etmek daha güç olabilir. Günümüzde sigaraya karşı giderek
artan bir tepkinin olması,
yalnız içiciyi değil, dumanını solumak sureti ile eş zamanlı
yanındakileri de zehirliyor olması
“sigara kullanmayalım kampanyalarına” taraftar toplamakta,
kapalı mekanlarda kullanımının
sınırlandırılması ile de özellikle batılı toplumlarda sigara
kullanımında genel bir azalma
olduğu bilinmektedir.
Alkol ise, halen çok değişik üretim teknikleri, farklı
lezzetler, kimi zaman az dozda
alındığında sağlığa olan katkısı hakkındaki yayınlar, bazı
hastalıklardan koruduğu yönündeki
iddialar ve iletişimin ön plana çıktığı dünyada sosyal yaşamın
renk veren bir elementi gibi
reklamlar sonucu halen giderek yaygın kullanılan bir maddedir.
Ne kadar içmek normaldir ? Bunun cevabı kişiden kişiye göre
değişir demek yanlış
olacaktır. Çünkü içkinin sınırını sarhoşluk halinin görülmesi
ile tanımlamak da yanlıştır. Bir
diğerine göre birkaç kadehi daha fazla yuvarlayan bir kişideki
bana birşey olmuyor iddiası
belki de gizli gizli ilerleyen bir toleransın ve gelecekteki
bağımlılığın bir habercisidir. Alkol
kullanmanın problem haline dönüşmesi için kişinin sürekli alkol
alıyor olması gerekmez. Kişi,
zaman zaman kullansa da, alkol almaya bağlı olarak aşağıdaki
problemlerden birisini dahi
tekrar tekrar yaşıyorsa profesyonel yardımı gerektirecek düzeyde
alkol kullanma problemi var
demektir:
- İşte, okulda ya da evde üstüne düşen görevleri tekrarlayıcı
bir biçimde
aksatma: Kişi alkol nedeniyle zaman zaman işe ya da okula
gidemez ya da
başarılı olamaz, bu yüzden ceza alabilir.
- Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici biçimde alkol
kullanımı: örneğin
alkol etkisinde iken araba ya da makina kullanmak.
- Alkol ile ilişkili ortaya çıkan yasal sorunlar: örneğin
alkollü iken kavgaya karışıp
göz altına alınma.
- Alkolün neden olduğu ya da alevlendirdiği sürekli ya da
tekrarlayıcı kişilerarası
sorunlar: örneğin alkollü iken eşle tartışmalara girmek ya da
kavga etmek.
Unutulmamalı ki bu durumlar kişinin alkol aldığı zamanların
hepsinde değil
bazılarında olabilir ama tekrar tekrar oluyorsa bu kişi içkinin
zararlı sonuçlarını kontrol
edemiyor ve alkolle başı dertte demektir. Bu durumda artık alkol
kötüye kullanımı söz
konusudur.
Fazla miktarlarda, sık sık ya da sürekli alkol aldığı halde
yukarıdaki problemleri
yaşamayan insanlar da vardır. Bunların da uzun vadede alkole
bağlı tıbbi problemler
geliştirme riskleri fazladır. Bu duruma “problemli alkol
kullanımı” denir.
Alkolik kime denir?
Alkolizm deyince bir çok insanın zihninde, parklarda ispirto
şişesine sarılıp sızan ağır
alkol bağımlığı canlanır ve böyle düşününce de kolayca
kendilerinde “ alkol problemi
olmadığını ” söylerler. Ama bu kesinlikle yanıltıcıdır.
Bazı kişilerde alkol kullanımı ileri boyutlarda problemlere yol
açar. Aşağıdakilerden en
az üçü varsa alkol bağımlısı tanısı konur:
- Niyetlendiğinden daha fazla miktar ve sürede alkol almak.
Örneğin kişi bir bardak
içmek için başlar, ama bir şişe bitirmeden kalkamaz.
- Kişi bırakmayı istediği ya da defalarca bırakmayı denediği
halde yeniden içmeye
başlar. Zaman zaman bir kaç gün ya da ay içmeyebilir. Bunu
‘istediği zaman
bırakabildiğinin’ kanıtı olarak göstermeye çalışabilir.
- İçkiye fazla vakit ayırır. Bazıları gün içinde kimseye
farkettirmemeye çalışarak içebilir.
- İçki içmeye fırsat bulamadığı sosyal faaliyetleri, hobileri,
başka zevk verici aktiviteleri
azaltır ya da terkeder.
- Alkole bağlı ya da alkolle artan fiziksel (karaciğer
hastalığı, yüksek tansiyon, gastirit
vb), ya da psikolojik (depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu vb)
problemler
yaşamasına rağmen içmeye devam eder.
- Aynı etkiyi almak için içtiği miktarı arttırır ya da başkaları
için çok sayılacak
miktarlarda içtiği halde etkilenmez (bunu, yanlış olarak iyi bir
şeymiş gibi, alkole
dayanıklı olduğunun kanıtı olarak öne sürebilir).
- Alkol almadığı zaman titreme, terleme, çarpıntı gibi
şikayetler yaşar.
Ne kadar içki içmek “normal”dir?
Günde 1-2 kadeh içki almanın kalp hastalığı riskini
azaltabileceğine işaret eden
bilimsel araştırmalar bulunmasına rağmen bazıları için alkol
kullanımı kontrol edilemeyen bir
saplantıya dönüşebilir.
Alkolikler genellikle “dibe vurmadan” yani her şeylerini
kaybetmeden alkolik olduklarını
kabule yanaşmazlar (ya da sırf çevrelerindekileri susturmak için
alkolik olduklarını söyler,
ancak bunu değiştirmek için hiçbir ciddi çaba harcamazlar), bu
nedenle de tedaviye istekli
değillerdir. Ailelerinin alkolik hastayı koruyucu, kollayıcı
tavrı O’nun dibe vurmasını ya da dibe
vurduğunu farketmesini engeller. Başka bir değişle, alkolik
parasız kalır, annesi para verir,
karakola düşer, babası kurtarır, hasta olur, eşi hastaneye
götürür. Alkolün olumsuz
sonuçlarıyla hasta değil ailesi hep yüz yüze gelir. O ise
alkolün verdiği sarhoşluğa sığınıp
tüm sorunlarını inkar eder ya da hep başkalarını suçlar.
Alkol kullanımının normallik sınırlarının tanımında bir standart
içki birimi kullanılır. “Bir
standart içki” ortalama 10 gram alkol içerir. Bunun içki olarak
karşılığı, bir tek rakı, cin, votka,
viski ya da bir kadeh şarap, ya da bir küçük kutu biraya
eşdeğerdir. Bugün erkekler için
haftada 21 standart içkinin, kadınlar için ise 14 standart
içkinin üzerine çıkılması tıbbi açıdan
ciddi tehlike olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca miktar ne kadar
olursa olsun haftada en az iki
günlük bir içki tatili de önerilmektedir. Yine bu miktar içkinin
altında içmenin de kişiye hiç bir
zarar vermeyeceğini sanmak yanlıştır.
UZUN SÜRE VE YÜKSEK DOZLARDA MADDE KULLANIMININ İNSAN ÜZERİNDEKİ
ETKİLERİ:
Uyuşturucu maddeler uzun süre ve yüksek dozlarda kullanan insan
üzerinde
bağımlılık dışında da kötü etkileri vardır. Bu etkilerin ortaya
çıkabilmesi için bazı maddelerde
uzun süreli ve yüksek doz kullanıma bile gerek yoktur.
1. Alkol ve diğer uyuşturucu madde kullanan annelerin
bebeklerinde gelişim geriliği,
zeka geriliği ve diğer doğum anomalileri sıktır.
2. Depresyon, psikoz, demans (bunama) gibi bazı ruhsal
bozukluklar kullanılan
maddeye bağlı olarak ortaya çıkabilir.
3. Madde kullananlarda intihar daha sık görülür.
4. Sindirim sistemi hastalıkları (gastrit, ülser, pankreas
hastalıkları), karaciğer
hastalıkları (yağlanma, siroz), sinir sistemi hastalıkları, kalb
yetmezliği, kansızlık,
sara nöbetleri, beslenme bozuklukları sık olarak ortaya çıkan
fiziksel
hastalıklardır.
5. Madde alımı sırasında ortak kullanılan injektör gibi bazı
araçlar bulaşıcı
hastalıkların (hepatit, AİDS gibi) taşınması açısından önemli
risk faktörleridir.
Madde kullanımının kötü etkileri yalnızca bireyle sınırlı
değildir. Sigara dumanından
etkilenen pasif içiciler örneğinde olduğu gibi doğrudan zararlı
bir etki söz konusu olabilir.
Madde kullanımının ve özellikle bağımlılığının sosyal zararları
en az bireysel zararları kadar
önemlidir. Maddeye bağımlı olmak, bütün zamanını onu temin etmek
ve kullanmak için
harcamak, iş kaybı, maddi kayıplar, aile içi çatışmalar, aile
bütünlüğünün bozulması, madde
arayışı için yasadışı yollara uzanan kazanç temin etme çabaları
ve madde satışı ile güçlenen
mafya, işin sosyal boyutunun derinliğini tanımlamada verilecek
örneklerdir. Madde bağımlılığı
maddi ve manevi değerlerini yitiren bireyden, sosyal değerlerini
yitirmiş ve mafya, karapara
zihniyetinin egemen olduğu topluma doğru uzanan bir yoldur. Yine
pekçok terör örgütünün
yasadışı finansmanının uyuşturucu madde ticareti yoluyla
sağlandığı da bilinen bir gerçektir.
YASAL BOYUT
Alkol, sigara ve tıbbi reçete ile verilmiş ilaçlar dışındaki
uyuşturucu maddelerin
kullanılması ve satılması Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri
ile suç olarak kabul edilmiştir.
Yine toplumun rahatını bozacak, rezalet çıkaracak tarzda içki
içmek, ya da sarhoşluğu ihtiyat
haline getirmek (2 kez mahkum olduğu halde aynı suçu
tekrarlamak) suç olarak kabul
edilmektedir. Ayrıca suç işlediği sırada şuur ve harekat
yeteneğini azaltacak tarzda bir ruhsal
bozukluk içerisinde olma hali niteliğine göre cezayı
indirebilirken, bilerek uyuşturucu madde
kullanmak ve bu sırada suç işlemek durumunda “ben ne yaptığımı
bilmiyordum” savunması
kabul edilmemekte, ceza indirimi de söz konusu olmamaktadır.
MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE
Uyuşturucu nitelikte madde kullanımı bireysel ve toplumsal bir
sorundur. Zararların
boyutları ülke sınırları dışına da taşar. Bu açıdan bakınca bir
insanlık sorunu tanımlaması
iddialı sayılmaz. Uyuşturucuyla mücadele de bütün bu boyutlarda
olmalıdır.
Basından izlenen ve bu yöndenki haberlerin sıklığı nedeniyle de
doğru kabul
edilebilecek bir husus, devletlerin bununla yeteri kadar
mücadele etmediğidir. Hem
uyuşturucu karşıtı propagandalar sürmekte hem de bu yolla
kazanılan karaparalar bir şekilde
ekonomi içine aktarılmaktadır. Gayriresmi faaliyetlerin finans
aracı olarak kullanılmaktadır.
Birçok devlet sigara ve içki satışından gelir elde etmekte,
bununla ilgili üretimleri
desteklemektedir. Uyuşturucu ticareti, uyuşturucu bağımlılığı
gibi kavramlar genellikle son
yakalanan mafya üyeleri ile ilişkilendirilmekte işin diğer
boyutu göz ardı edilmektedir.
Madde bağımlılığıyla mücadeleye bazı ana ilkeler etrafında
bakmak faydalı olacaktır:
1. Bireysel ve toplumsal çapta uğraş, ülkeler arası işbirliği
gerektirir.
2. Yalnızca kullanıcıya karşı propaganda ya da kullanım sonrası
tedavi değil aynı
zamanda üretimi ve satışı ile de mücadele şarttır.
3. Madde teminin zorlaştırılması doğrudan bağımlılara bir fayda
sağlamasa da zaman
içerisinde kullanıcı sayısını azaltmakta dolaylı olarak bağımlı
sayısına da gelecekte
etki etmektedir. Bunun örneği içki ve sigara satışını gençler
için kısıtlayan, zaman ile
kısıtlayan bazı batı ülkelerinde görülmüştür.
4. Bağımlı miktarını azaltabilmek için karşı propaganda sadece
bağımlı grubuna değil
sosyal içiciler dahil herkese yapılmalıdır. Artan dozun nelere
yol açabileceği, “ben her
gece büyük bir şişe devirmiyorum ki” savunmasının insanı
aldatabileceği
anlatılmalıdır.
5. Eğitim, karşı propaganda da çok önemlidir. Ancak ehil kişiler
tarafından yapılmalıdır.
Eğitici konu ile ilgili her soruyu cevaplandırnabilecek tarzda
yetişmiş olmalıdır.
Eğitimde tıbbi bilgi içeren kısımlar mutlaka hekim denetiminde
verilmelidir. Eğitim
standart olmayıp hedef gruba özgül hazırlanmalıdır. Yanlış
verilen ve gereksiz
tekrarlanan eğitimin özendirici olabileceği unutulmamalıdır.
Örneğin: Amerika Birleşik
Devletleri’nde “DAIR” isimli önleme programında polisler
okullarda verdikleri
seminerlerde tek tek uyuşturucu maddeleri öğrencilere tanıtarak
etkilerinden
bahsetmişler, bunları kendilerine satmaya çalışabilecek
kişilerin hangi taktikleri
uygulayacaklarını anlatmışlardı. Bu program milyonlarca dolar
harcanarak ülkeye
yaygınlaştırılmış ve 5 yıllık bir uygulamanın ardından yapılan
değerlendirme, bu
programın uygulandığı okullarda uyuşturucu kullanımında
diğerlerine göre bir azalma
olmadığını hatta bu programın uygulandığı düşük sosyoekonomik
seviyedeki,
genellikle zencilerin devam ettiği okullarda kullanımın daha da
arttığı (muhtemelen bu
gençlerde polise karşı beslenen antipati nedeniyle)
anlaşılmıştır.
6. Eğitim ve tedbirler özellikle risk gruplarına karşı daha
dikkatle uygulanmalıdır. İçeriği
“sadece yapma” demenin ötesinde olmalıdır, çünkü bunun işe
yaramadığı artık
bilinmektedir. Önleme programlarının bazı zorlukları vardır.
Örneğin bu programlara
katılan aileler zaten bu konuda duyarlı olan ve çocuklarıyla
ilgilenen, dolayısıyla
çocuklarında riskin görece düşük olduğu kişilerdir. Okullarda
yapılan önleme
programlarına o sırada okuldan kaçmış olan madde kullanımına
eğilimli öğrenciler
katılamayabilirler. Bir maddenin toplumda kullanımı ya da genel
olarak madde
kullanımı toplumda arttığında ona karşı koruma programları
başlatılır, oysa bu dönem
doğal dalgalı seyir içinde kullanımın zaten azalmaya başlayacağı
nokta olabilir.
7. Gençleri uyuşturucudan uzak tutmak için maddeyi kullanma
nedenlerine alternatif
yollar üretmek gereklidir. Onların olgun gözükmek, büyümenin
verdiği sıkıntı ile
başetme, gruba kabul edilme kaygıları, ebeveynden farklılığını
belli etme gibi
kaygıları ciddiye alınmalı ve bunları aşabilecekleri sosyal
fırsatlar önlerine açılmalıdır.
Bu amaçla spor imkanlarının artırılması önemli bir araç
olabilir. Gençlerin tedavisi
erişkinlerden zordur, ve sonuçları genellikle daha kötüdür.
8. Tedavi, belli bir döneme sınırlı kısa bir süreç olarak
düşünülmemelidir. Uzun süreli
takip önemlidir. Tedavi sonrası sosyal desteğin sürdürülmesi,
sosyal yetenekleri
geliştirici ve sağlıklı sosyal ilişkiler kurmaya yardımcı olan
uygulamalar yararlıdır. Aynı
arkadaş grubuna dönüş sıklıkla yeniden başlama nedenidir.
Maddeyi tamamen
bırakmasa dahi miktarını azaltmak ve alternatif yaşam stili
oluşturmak büyük yararlar
sağlar.
9. Madde kullanımı bazen temelde seyreden başka bir ruhsal
bozukluktan dolayıdır.
Örneğin depresyon, paranoya varsa önce bu tedavi edilmelidir.
Bazen madde
kullanımı antisosyal kişilikte olduğu gibi bir kişilik
bozukluğunun parçasıdır. Bu
durumda ayrı olarak tedavisi pek mümkün değildir.
MADDE KULLANIM SORUNUNDAN ŞÜPHELENMEK İÇİN
Kullanılan maddeye göre farklılıklar göstermekle birlikte
aşağıdaki hususlar uyarıcı olmalıdır.
1. Günlük aktivitelerle ilgili alışkanlıklarında ani değişiklik,
2. Sosyal çevrede ani değişiklik,
3. Bedensel yakınmalar,
4. Uyku düzeninde bozulma,
5. Sık banyoya gitme,
6. Daha çok para harcama,
7. Öz bakımında azalma,
8. Okul, iş sorunları,
9. Zaman zaman çok canlı zaman zaman çok durgun olacak tarzda
mizaç değişiklikleri,
10. Sinirlilik,
11. Yorgunluk, halsizlik,
12. Dalgınlık,
13. Konuşmada güçlük,
14. Fiziksel performansta azalma,
15. Alkol kullanıyorsa miktarında belirgin artış, daha sık içme,
16. İçkiden dolayı yasal sorunlarla karşılaşmaya başlama,
17. Ciltte yara, injeksiyon izleri,
Sayılan bu değişikliklerin bütünü veya bir kısmı mutlak madde
kullanımı ile ilişkili
olmayabilir. Başka bir ruhsal bozukluk ya da ergenlik döneminde
normal bir uyum çabası
olan “ergenlik krizi” sırasında da benzer değişiklikler
görülebilir. Bu belirtileri görünce
sorgulamak, uyanık olmak gerekir ancak hemen bir madde
bağımlılığı düşünülmemelidir.
MADDE KULLANAN YA DA ŞÜPHELENDİĞİNİZ KİŞİ İLE GÖRÜŞME İLKELERİ
1. Görüşme nedeninizi açıklayın, yargılamayacağınızı, yardım
için ilişki kurduğunuzu açıklayın.
2. Eğer konumunuz itibari ile sonradan aynı kişiyi adli olarak
değerlendirmeniz de
gerekecekse, yardım görüşmesini yapan siz olmayın .
3. Dinleyin, dinlediğinizi hissettirin.
4. Anladığınızı hissettirin.
5. Gereken yerde konuya açıklık getirmesini isteyin.
6. Yargılamayın.
7. Yorum yapmadan tekrar edin.
8. Sıkıntısını göstermesine, ağlamasına izin verin.
9. Gördüğünüz ya da şüphelendiğiniz belirtileri sayıp, gerekirse
yardım için bir hekime
gönderebileceğinizi açıklayın.
10. Emretmeye, yönetmeye, tehdit etmeye kalkışmayın !
11. Yorum yapmaktan, utandırmaktan, yargılamaktan kaçının !
12. Gereksiz şefkat göstermekten, övmekten kaçının, davranışını
onaylamadığınızı
açıkca belli edin !
Öfkeli ve saldırgan ise;
13. Kendinize güvenli davranın, sakin ve telaşsız olun.
14. Korkmayın, korktuğunuzu belli etmeyin.
15. Doğrudan göz teması kurmayın. Bunu tehdit olarak
algılayabilir.
16. Kendisi ile konuşmak istediğinizi, sorunu için yardımcı
olmaya çalıştığınızı açıkça
söyleyin.
17. Çevresi için ciddi zarar verebilecek ise önce sizin ve
çevrenin
güvenliği önemlidir.
MADDE KULLANIMINA KARŞI ÖRNEK BİR KORUYUCU ÇALIŞMANIN İLKELERİ
Koruyucu çabadan amaç hiç kullanmamışları tehlikeye karşı
bilgilendirmek,
kullananları erken dönemde caydırmak, bağımlı olmasını önlemek,
bağımlıları ise zararları
azaltıcı yönde eğitmek, kontrol altına almaktır.
1. Mutlaka bilerek işe başlayın. Tıbbi yönün anlatılması için
bir hekimden yardım alın.
2. Yapacağınız yanlışlar özendirici olabilir.
3. Eğiteceğiniz grubun özelliklerine uygun bir program
belirleyin. Örneğin hiç
kullanmamışlar olabilir, ya da uzun süredir kötüye kullanım söz
konusudur. Hiç
kullanmamışları eğitirken ilk kullanımlarda görülen ilgi çekici
de olabilecek
belirtileri anlatmaya çalışmamak, maddelerin sükseli isimlerini
aktarmamak daha
doğru olacaktır.
4. Çalışma hedefinizi belirleyin
5. Mümkünse 10-30 kişilik küçük gruplar oluşturun.
6. Herkesin düşüncesini ifade etmesine fırsat yaratın.
7. Toplantıyı soru-cevap şeklinde sürdürün.
8. Katılım için yüreklendirin.
9. Sadece öğüt vermeye, kendi fikirlerinizi kabul ettirmeye
çalışmayın, bildiklerinizi
savunun onlar ikna olsunlar.
10. Farklı görüş bildirenleri siz sindirmeye çalışmayın.
11. Katılımcıların sıkılmaması önemlidir. Sıkıldıklarını
hissettiğiniz anda toplantıyı
bitirin.
KAYNAKLAR
1. Bayam G (1997) Yasal boyutuyla alkol ve alkol dışı madde
kullanımı. Alkol ve Alkol
Dışı Madde Bağımlılığı Temel Kurs Kitabı, N. Dilbaz (Ed) Ankara,
Mutludoğan Ofset,
125-127.
2. Candansayar S (1997) Koruma ve önleme açısından bağımlılık
sorunsalı. Alkol ve
Alkol Dışı Madde Bağımlılığı Temel Kurs Kitabı, N. Dilbaz (Ed)
Ankara, Mutludoğan
Ofset, 107-124.
3. Çelikkol A (1999) Ruh Hastalıklarından Korunma. İstanbul,
Gendaş.
4. Doğan YB (1997) Bağımlılık kavramı ve model anlayışı. Alkol
ve Alkol Dışı Madde
Bağımlılığı Temel Kurs Kitabı, N. Dilbaz (Ed) Ankara, Mutludoğan
Ofset, 1-8.
5. Köknel Ö (1998) Bağımlılık. İstanbul, Altın Kitaplar
Yayınevi.
6. Ögel K, Tamar D, Karalı A, Çakmak D (1998) Alkol ve Madde
Kullanım Bozuklukları
El Kitabı. İstanbul, AMATEM.
7. Uluğ B (1997) Madde kullanımı ile ilişkili Bozukluklar.
Psikiyatri Temel Kitabı, cilt 1.
C Güleç, E Köroğlu (Eds), Ankara, Hekimler Yayın Birliği,
299-320.
8. Ünal M, Özpoyraz N (1997) Alkol kullanımı ile ilişkili
Bozukluklar. Psikiyatri Temel
Kitabı, cilt 1. C Güleç, E Köroğlu (Eds), Ankara, Hekimler Yayın
Birliği, 265-298.
9. Yargıç İ (2000) Alkol Madde Bağımlılığı ve Tedavisi Web
Sitesi.
http://www.alkolmadde.com
10. Ziyalar A (2000) Sosyal Psikiyatri. 2. baskı, İstanbul, Yüce
Yayım, 194-258.
|