|
KURBAN’IN FAYDALARI
KURBAN ALLAH’A YAKINLAŞMANIN
BİR ARACIDIR
Kurban kesme insanın Allah’a bağlılığını güçlendiren, ona yakınlaşmasına
yardımcı olan bir ibadettir.
Yüce Allah’ın hiçbir şekilde insanların ibadetlerine veya kesecekleri
kurbanlara ihtiyacı yoktur. Bu konuda Allah şöyle buyurur:
“Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” (108/Kevser suresi, 2)
“Elbette kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat
sizin takvanız (Allah’ın buyruklarını içtenlikle yapmanız) ona ulaşır.”
(22/Hac suresi, 37)
Kurban kesen kişi kazancı ile aldığı ya da yetiştirdiği bir hayvanı sırf
Allah’ın emri olduğunu düşünerek ve hiçbir maddî karşılık beklemeksizin
kurban eder. Böylece insan Allah’ın emrine boyun eğmekte, kulluk
bilincini ortaya koymaktadır.
Arefe günü sabah namazından sonra başlayıp Kurban Bayramı’nın dördüncü
gününün ikindi namazının sonuna kadar söylenilen tekbirlerle insanlar,
hac görevini yapanlarla aynı sözleri ve duyguları paylaşmış olurlar.
Kurban kesen kişi, Hz. İbrahim ve İsmail arasında geçen o olayı yeniden
yaşamaktadır. Böylece kendisinin de Hz. İbrahim ve İsmail gibi Allah’a
itaat sınavına hazır olduğunu simgesel bir davranışla göstermektedir.
KURBAN İNSANLAR ARASINDA DAYANIŞMAYI SAĞLAR
Kurban ibadetinin hem bireye, hem de topluma birçok yararı vardır. Bu
ibadet bize başkalarını da düşünme ve onlara yardım etme alışkanlığı
kazandırır.
Kurban ibadeti, toplumsal bilincin canlanmasına, toplumda dostluk ve
kardeşlik ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Özellikle
komşular arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesini
sağlar.
ALACA KOÇ
Kurban Bayramı’na birkaç gün kalmıştı. Bahçede kardeşimle oynuyorduk.
Kapının önünde bir kamyonet durdu. Kamyonetten babamın indiğini görünce
kardeşimle koşarak bahçe kapısına vardık. Babam kamyonetin arkasındaki
koçu kucaklayarak yere indirdi. Koçu görünce sevinçle ona atıldık. Çok
sevimli bir hayvandı bu koç. Beyaz yünlerinin içinde ara ara serpilmiş
kahverengi tonlar vardı. Kıvrılarak uzayan boynuzlarına kırmızı bir
kurdele bağlanmıştı. Koçu görür görmez çok sevmiştik. Babam koçu
bahçedeki ağaca bağladı. Koçla birlikte bir torba ot da getirmişti.
“Çocuklar koç size emanet, kurban gününe kadar buna siz bakacaksınız.”
dedi. Kardeşimle ben hemen hazırlığımızı yaptık. Kardeşim leğene
doldurduğu suyu getirirken ben de torbadan ot çıkarıp koça veriyordum.
Koçun karşısına geçip onu seyrediyorduk. Nasıl su içiyor, nasıl ot
yiyor; nasıl meliyor…?
Koça bir ad bile bulmuştuk: Alaca.
Üç gün boyunca tek eğlencemiz, tek konumuz Alaca’ydı. Ona iyice
bağlanmıştık. Bir iki gün sonra babamın onu keseceğini düşündükçe deliye
dönüyorduk. Babama gidip yalvarmaya karar verdik. Onu kesmenin doğru
olmadığını söyledik. Babam bize elinden geldiğince anlatmaya çalıştı:
“Kurban kesme Allah’ın emridir. Olanağı olan Müslümanlar kurban
keserler. Kesilen kurbanın etinden yoksul komşulara göndeririz ki onlar
da et yiyip beslenebilsinler. Üstelik bu davranış, insanlar arasındaki
dayanışma ve yardımlaşma bilincini geliştirir. Şunu da unutmayın
çocuklar, dünyadaki bütün varlıklar Allah tarafından insanın hizmetine
sunulmuştur. Allah’ın kullarına sevgisi o kadar büyüktür ki sizin bir
koça duyduğunuz sevgi Allah’ın kullarına duyduğu sevgi yanında bir zerre
bile değildir. Allah yarattığı her varlığı sever, korur. Bütün
varlıkların içinde de en çok insanı sever. Diğer bütün varlıkları
insanın hizmetine sunması Allah’ın bize olan sevgisini gösterir. Bizi bu
kadar seven Allah’ın emrine karşı gelmek ise biz insanlara yakışmaz.”
Babamın söyledikleri mantıklıydı; ama yine de duygularıma engel
olamıyordum. “Yani onu yarın kurban edeceğiz, öyle mi?” dedim. O
dakikadan sonra Alaca’nın yanına hiç gitmedim.
Bayram sabahı babamla erkek kardeşim bayram namazını kıldıktan sonra eve
geldiler. Hazırlıklarını yaparak Alaca’yı incitmeden yere yatırdılar ve
kıbleye döndürüp kurban ettiler. Bense ikinci katın penceresinden yaşlı
gözlerle onları seyrettim. Yüreğim öyle demese de mantığım, “Alaca bunun
için yaratılmıştı, birçok yoksul çocuğun karnı doyacak, et yiyip
beslenecekler.” diyordu. Tülin İYİGÜN (Din Kültürü Öğretim Klavuzu)
Kurban Bayramı dışında evlerine et girmeyen insanların ve yeterince et
yiyemeyen ailelerin, bu sayede et yiyebilmeleri mümkün olmaktadır.
|