|
HZ. MUHAMMED’İN ÇAĞRISI:
MEKKE DÖNEMİ
2.1.İlk Vahiy: Yaratan
Rab’inin Adıyla Oku !
Hz. Muhammed, 610 yılında 40 yaşına girmişti. O günlerde kalbinde farklı
duygular belirmişti. Rüyalar görüyor, gördüğü rüyalar aynen çıkıyordu.
Henüz kendisine peygamberlik tam olarak gelmemişti, ama bu son
zamanlardaki değişiklikler onun belirtileri idi. Allah, kulu Muhammed’i
elçiliğe hazırlıyordu.
Peygamberimiz, 610 yılının Ramazan ayında Hıra mağarasına çekildi,
Ramazan ayının yirmi yedinci gecesinde bazı sesler işitti. Sağına soluna
bakındı, kimseyi göremedi. Bu sırada mağaranın içi bir ışıkla doldu. 0,
bu olaylar karşısında baygınlık geçirdi. Kendisine geldiğinde karşısında
birisi durmaktaydı. Bu, Cebrail’di. Peygamberimize ilk vahiyleri
getirmişti.
Cebrail, Hz. Muhammed’e ”Oku!” dedi. 0 ise ”Ben okuma bilmem!” cevabını
verdi. Aynı konuşma üç kez tekrarlandı. Bu arada Cebrail, peygamberimizi
kucaklayarak sarstı ve okuması gereken ilk ayetleri ezberletti. Bunlar
Alak suresinin ilk beş ayeti idi. Anlamları şöyledir: ”Yaratan Rabbinin
adıyla oku! 0, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! insana
bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin en büyük kerem
sahibidir.
Peygamberimiz ilk ayetleri aldıktan sonra uzun bir süre vahiy alamadı.
Sanki Allah, onu dinlendiriyordu. Zaten onun bu dinlenmeye ihtiyacı
vardı. Bir insan olarak, ilk defa bir melek ile karşılaşmış ve Allah’tan
emirler almıştı. Bundan dolayı şaşkınlık geçirmişti.
2.2. Yakın çevreye çağrı
Hz. Muhammed, ilk vahiyden bir süre sonra ikinci vahyi aldı. Bunda Yüce
Allah peygamberine şöyle söylemekteydi: ”Ey örtüsüne bürünüp yatan
peygamber, kalk ve insanları uyar…” Bu ayette de açıkça görüldüğü gibi,
bu ikinci vahiyle Yüce Allah, Hz. Muhammed’den peygamberliğini ilan
etmesini istemekteydi. Muhammed, peygamberlik görevine en yakınlarından
başladı. ilk Müslümanlar; karısı Hz. Hatice, Amcasının oğlu Hz. Ali,
köle olarak alınan ve sonra evlatlığı olan Hz. Zeyd ve en yakın
arkadaşlarından Hz. Ebu Bekir’dir. Daha sonra yakın akrabalarını İslam’a
davet etti.
2.3. Çağrının Yaygınlaşması
Yüce Allah’ın: 11 Sana emrolunan şeyi açıkça ve ısrarla ortaya koy. ”
emri ile her ortamda insanları İslam’a davet etmeye başladı. Ancak
Mekkeli müşrikler Müslümanlara eziyetlere başladılar. Hatta
peygamberimize ambargo uyguladılar. En yakın arkadaşlarıyla görüşmesi
yasaklandı. En sonunda Hz. Hamza bu kararı kaldırdı.
2.4. Hicret Olayı
Hicret, kelime olarak göç etmek, terk etmek ve ayrılmak anlamlarına
gelmektedir. Diğer taraftan hicret olayı, İslam tarihinde çok önemli bir
yere sahiptir. Şimdi hicret olayının İslam tarihinde neden önemli
olduğunu açıklamaya çalışalım: Mekkeli müşriklerin Müslümanlara
eziyetleri dayanılmaz noktalara ulaştı. Bunun üzerine Müslümanlardan bir
kısmı Hz. Muhammed’in izniyle önce Habeşistan’a göç etti. Daha sonra ise
Müslümanlar birer ikişer Medine’ye göç etmeye başladılar.
Mekke’de Hz. Ebu Bekir ve ailesi, Hz. Ali ve birkaç kimseden başka
Müslüman kalmamıştı. Tabii bir de peygamberimiz vardı. 0, bütün
Müslümanlar güvenle Mekke’den ayrılmadan şehri terk etmemişti. Artık,
sıra kendisine gelmişti. 0 da Medine’ye hicret edecekti. Zaten Allah’tan
hicret izni de gelmişti. Peygamberimiz hicret hazırlıkları yaparken,
müşrikler de boş durmuyorlardı. Yapacaklarını tartışıyorlardı. Sonunda,
Hz. Muhammed’in Medine’ye hicret etmeden öldürülmesine karar verdiler.
Peki bu işi kim yapacaktı? Tek başına kimse buna cesaret edemiyordu.
Bunun da çaresini buldular. Her kabileden bir genç seçtiler. Bu gençler,
peygamberin üzerine hep birlikte saldıracaklar ve bir anda onu
öldüreceklerdi. Böylece Hz. Muhammed’in akrabaları da hangi kabileye
düşman olacaklarını bilemeyecekti.
Bu düşünceyle 40 genç hazırlandı. planlar yapıldı. Gençler, gece evin
etrafını saracaklar ve sabah peygamberimiz dışarı çıkarken
saldıracaklardı. Müşrikler bu planları yaparken, peygamberimiz de hicret
için hazırlanıyordu. Hz. Ali’yi çağırdı. Ona ”Ben Medine’ye gidiyorum.
Şu emanetleri yarın sabah sahiplerine ver. Daha sonra peşimizden
gelirsin. Bu gece benim yerime yat ki müşrikler benim gittiğimi
anlamasınlar.” dedi. Gece peygamberimiz evinden Çıktı. Çıkarken ”Vasin”
suresini okuyordu. Kendisinin çıktığını hiç kimse fark etmedi. Sabah
olunca, her şeyi anladılar. Hz. Muhammed gitmişti. Evinde sadece Hz. Ali
kalmıştı. Bunun üzerine, Muhammed’i bulup getirene yüz deve ödül
verileceğini ilan ettiler. Peygamberimiz ise o gece evden çıktıktan
sonra bir yerde gizlendi. Ertesi gün, Hz. Ebu Bekir’in evine gitti.
ikisi, gece yola çıktılar ve Sevr Dağı’ndaki ISSIZ bir mağaraya
sığındılar. Onlar mağaraya girdikten hemen sonra, Allah’ın emriyle, bir
örümcek gelip mağaranın ağzına ağını gerdi. Ayrıca bir çift güvercin de
mağaranın önüne yuva yaptı. iz sürücüler, onların izlerini takip ederek
mağaranın önüne kadar geldiler. Onların, mağarada olabileceğini
söylediler. Fakat, mağaranın önünde bozulmamış bir örümcek ağı ile
güvercin yuvası gördüler. Bu durum karşısında bu mağaraya kimsenin
giremeyeceğini düşünerek oradan ayrıldılar.
Hz. Muhammed ile arkadaşı Hz. Ebu Bekir, mağarada üç gün kaldılar. Daha
sonra, Medine’ye doğru yola çıktılar. Bu yolculukları da sekiz gün
sürdü. 23 Eylül 622 tarihinde peygamberimiz ile Müslümanlar, Medine
yakınlarındaki Kuba köyünde buluştular.
Peygamberimiz, Kuba’da 12 gün kaldı. Burada ilk mescidi yaptırdı.
Mekke’de kalan Hz. Ali, peygamberimize ancak Kuba’da yetişebildi. Bu
şekilde gerçekleşen hicret olayı, her açıdan Müslümanlar için çok
önemlidir. Zira, hicretle birlikte pek çok önemli olay gerçekleşti.
Bunların başında Müslümanlar güvenli bir yurda kavuştular. Sonra büyük
bir güç haline gelmeye baş(adılar. Ayrıca Müslümanlar, devlet olma
yolunda önemli bir adım atmış oldular.
|