DIŞ POLİTİKA ve ATATÜRK İLKELERİ
Atatürk, dış politikada her zaman barışçı olmaya özen göstermiştir. “Yurtta
sulh, cihanda sulh” sözü onun bu konudaki düşüncesini özetlemektedir.
Atatürkçü düşüncede dış politikanın başlıca öğeleri;
• Milli sınırlarımız içinde kalmak, milli gücümüze dayanmak,
ulaşamayacağımız emeller peşinde koşmamak, devletler arası ilişkilerde
eşitlik kuralına uymak, başkalarının bağımsızlığına saygı göstermek, iç
teşkilatı dikkate almak, diğer devletlerin iç politikalarından ve
yönetimlerinden etkilenmemek, akıl ve bilime dayanmak
şeklinde sıralanabilir.
Atatürk döneminde dış politikayı belirleyen başlıca etkenler, Lozan'dan
kalan problemlerle, I. Dünya Savaşı’nın sonuçlarının ortaya çıkardığı
uluslar arası sorunlar olmuştur.
1. Musul Sorunu ve Sonucu
Lozan görüşmelerinde Irak sınırı belirlenememişti. Konferansta tarafların
sonradan aralarında yapacakları görüşmeler yolu ile sorunu çözmeleri kabul
edilmişti.
1925'te İngiltere ile görüşmeler başladı. Ancak bir sonuç alınamadı. Bu
sırada Şeyh Sait isyanının çıkması Türkiye'nin askeri müdahalede bulunmasını
engelledi. Sonunda İngiltere ile 1926'da Ankara Antlaşması yapılarak Irak
sınırı ve Musul sorunu çözüldü.
Buna göre;
• Musul petrollerinin gelirinin yüzde onu yirmi beş yıl süreyle Türkiye'ye
verilecek.
• Hakkari Türkiye'de; Musul Irak sınırları içinde kalacak.
2. Türkiye'nin Milletler Cemiyeti’ne Girmesi (1932)
I. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya barışını korumak amacıyla Milletler
Cemiyeti kurulmuştu. Ancak cemiyet daha çok İngiltere'nin güdümünde idi.
Türkiye 1932'de Milletler Cemiyeti’ne katılma teklifini kabul etti. Atatürk
bu teklifi kabul etmekle Türkiye'nin barış yanlısı olduğunu göstermeyi ve
dünya barışına hizmet etmeyi hedeflemiştir.
3. Balkan Antantı (1934)
1930'lu yıllarda dünya barışı hızla bozulmaya başladı. Almanya ve İtalya'nın
Orta Doğu ve Balkanlarda saldırgan bir politika takip etmeye başlaması
üzerine Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında karşılıklı
sınırların güvenliği ve saldırmazlık antlaşması imzalandı.
4. Boğazlar Sorunu ve Montrö (Montreux) Sözleşmesi (1936)
Lozan Barış Antlaşması’nda Boğazlar Türkiye'nin başkanlığındaki uluslar
arası bir komisyonun yönetimine bırakılmıştı. Ayrıca Türkiye Boğazları
silahlandıramayacaktı. 1930'lu yıllarda dünya barışı bozulmaya başladı.
İtalya ve Almanya'nın saldırgan tutumları üzerine Türkiye Boğazlar konusunu
yeniden gündeme getirdi.
1936'da İsviçre'nin Montrö kentinde yapılan görüşmeler sonunda Montrö
Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
Buna göre;
• Boğazlar Komisyonu kaldırılarak yetkileri Türkiye'ye devredilecek. Türkiye
Boğazları silahlandırabilecek.
• Boğazlar ticaret gemilerine açık olacak. Savaş gemilerinin geçişi ise
Türkiye'nin onayına bırakılacak.
Bu antlaşma ile Lozan'da Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlayan bazı
hükümler ortadan kalkmıştır.
5. Sadabat Paktı (1936)
1934'te İtalya'nın Habeşistan'a saldırması Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da
güvenliği tehlikeye düşürdü. Bunun üzerine harekete geçen Türkiye, Irak,
İran ve Afganistan arasında Sadabat Paktı yapıldı. Bu antlaşma ile Türkiye
doğu ve güney sınırlanın güvenliğini sağlamaya çalıştı.
6. Hatay Sorunu ve Sonucu
1921'de Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması ile Hatay Fransa'nın
yönetiminde kalmış, ancak özerklik verilmişti.
1936'da Fransa, Suriye ve Lübnan üzerindeki manda yönetimine son verince
Hatay sorunu ortaya çıktı. Türkiye Milletler Cemiyeti'ne başvurarak Hatay'ın
geleceğine Hataylıların karar vermesini istedi. Bu öneri kabul edildi.
1938'de yapılan halkoylaması sonunda Hatay Bağımsız Türk Cumhuriyeti
kuruldu. Bir süre sonra Hatay Meclisi Türkiye'ye katılmayı kabul etti.
Fransa'da bu durumu tanımak zorunda kaldı. Hatay sorunu Türkiye'nin istediği
şekilde çözüldü.
ATATÜRKÇÜLÜK ve ATATÜRK İLKELERİ
1. Atatürkçü Düşünce Sistemi
Temel esasları Atatürk tarafından belirlenen devlet hayatına, fikir hayatına
ve ekonomik hayata ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere Atatürkçülük
denir.
Atatürkçülük; Türk milletine, bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve
refaha sahip olması, devletin millet egemenliği esaslarına dayandırılması,
aklın ve ilmin rehberliğinde, Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine
çıkarılmasını amaçlar.
Atatürkçülüğü oluşturan ilkeler bir bütündür; birbirlerinin
tamamlayıcısıdır.
Atatürk ilkelerinin başlıca ortak özellikleri;
• İlkeler Türk toplumunun ihtiyaçlarından doğmuştur. Dış baskı ve zorlama
yoktur.
• Akla ve mantığa uygundur.
• Atatürk tarafından hem söz hem de uygulama ile gösterilmiştir.
• İlkeler bir bütündür, tek tek değerlendirilmezler.
Atatürk ilke ve inkılaplarının dayandığı temel esaslar;
• Milli tarih ve milli dil bilinci
• Vatan ve millet sevgisi
• Milli egemenlik ve milli bağımsızlık
• Milli kültürü geliştirme, çağdaş uygarlıkların üstüne çıkma, bu konuda
Türk milletine inanma ve güvenme
• Milli birlik ve beraberlik ve ülke bütünlüğü
• Barışçılık, akılcılık ve bilimsellik
2. Atatürk İlkeleri
Yeni Türk Devletinin ve yapılan inkılapların dayandığı ilkelerdir.
a. Cumhuriyetçilik
Cumhuriyet rejimi; halk egemenliğine dayanan demokrasi yönetiminin bir
uygulama şeklidir. Cumhuriyetçilik ise; cumhuriyet yönetimine bağlılık, onu
korumak, yüceltmek ve korumak demektir. Cumhuriyet yönetiminde kararları
milletçe seçilmiş meclis verir. Egemenlik hakkı milletindir.
Atatürk'ün cumhuriyetçilik ilkesi demokrasiyi esas alır. Bu anlayışa göre;
son söz millet tarafından seçilmiş meclistedir. Millet adına kanunları o
yapar. Hükümete güvenoyu verir veya onu düşürür. Millet, vekillerinden
memnun olmazsa belirli zaman sonunda başkalarını seçer. Millet,
egemenliğini, devlet idaresine katılmasını, seçim zamanında oyunu
kullanmakla sağlar. Atatürk cumhuriyeti gençlere emanet ederek onun sonsuza
kadar yaşamasını istemiştir.
b. Milliyetçilik
Milliyetçilik ilkesi milli birlik ve beraberliğimizin temelidir. Atatürk'e
göre millet; geçmişte bir arada yaşamış, halen bir arada yaşayan, gelecekte
de bir arada yaşama kararlılığında olan, aynı vatan topraklarında yaşayan,
aralarında dil, din, tarih, kültür ve duygu birliği gibi ortak yönleri olan
insan topluluğudur.
Milliyetçilik ise; milleti sevmek, yüceltmek, refah ve mutluluğunu artırmak,
birlik ve beraberliğini korumak için çalışmaktır.
Atatürk milliyetçiliği, birleştirici ve bütünleştiricidir. Vatanın
bütünlüğünü, milletin bağımsızlığını her şeyin üstünde tutar. İnsana ve
insanlığa değer verir, barışçıdır. Din, dil, ırk ayrımı yapılmaz.
c. Halkçılık
Cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkelerinin zorunlu sonucudur. Halkçılık
ilkesine göre; hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınmaz.
Milletin bütün fertleri, kanun önünde eşittir. Herkes devlet hizmetlerinden
yararlanma hakkına sahiptir. “Devlet, millet içindir” görüşü kabul edilir.
Halkçılık ilkesinde millet egemenliği esastır. Yönetme hakkı millete aittir.
Devlet vatandaş ilişkileri adil bir şekilde düzenlenmiştir. Toplumda herkes
halkın refah ve mutluluğu için çalışmalıdır.
d. Devletçilik
Devletçilik, Atatürk tarafından Türkiye'de uygulanmış ekonomik bir modeldir.
Bir zorunluluk sonucunda ortaya çıkmıştır. Devletçilik; ekonomik, kültürel
ve sosyal kalkınmada Atatürk'ün koyduğu temel ilkelerden biridir. Ülkemizde
devletçilik karma ekonomi ile eş anlamda kullanılmıştır. Bu sistemde devlet
özellikle özel teşebbüsün başarılı olamadığı ağır ekonomi alanlarına yatırım
yaparken bir taraftan da özel teşebbüsü destekler. Cumhuriyetin ilk
yıllarında özel teşebbüs sermaye, teknoloji, teknik eleman gibi
yetersizlikler nedeniyle başarılı olamamış, bu nedenle devlet ekonomiye
müdahale etmiş ve devletçilik ilkesi ortaya çıkmıştır.
e. Laiklik
Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devlet yönetiminde ve
siyasette din kurallarına yer verilmemesi demektir. Laiklikte din ve inanç
kişinin vicdanına bırakılmıştır. Herkes istediği dine inanma ibadetlerini
serbestçe yapma hakkına sahiptir. Devlet din konusunda tarafsızdır.
Siyasetçiler dini kendi amaçları için kullanmazlar.
f. İnkılapçılık
Atatürk'e göre inkılap; “Türk milletini son yıllarda geri bırakmış olan
müesseseleri yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medeni gereklere göre
ilerlemesini sağlayacak yeni müesseseler koymuş olmaktır”. Bu anlayışa göre
İnkılap; eskiyi ve kötüyü kaldırmak yerine iyiyi ve güzeli koymaktır.
Atatürk inkılaplarının amacı; Türkiye cumhuriyeti halkını, tamamen çağdaş ve
bütün anlam ve görünüşü ile uygar bir toplum durumuna ulaştırmaktır.
Atatürk'ün inkılapçılık ilkesi, Atatürk inkılabının korunması ve
geliştirilmesini öngörür. Atatürk ilkelerine canlılık ve süreklilik
kazandırır. Atatürk'ün çizdiği yolda durmadan ilerlememizi sağlar.