ELEMAN YÖNETİMİ İÇİN ON ALTI
UYGULAMA
Aşağıda belirtilen ilke ve uygulamalar hem popüler, hem akademik yayınların
incelenmesi, çeşitli endüstrilerden pek çok kişi ile yapılan ve biraz sağduyu
sayesinde oluşturulmuştur. Ele alacağımız alanı parçalara bölmek tüm alanı göz
önüne almak önemli değil aslında; okur, bu kategorilerin soyut olduğunu
unutmamalı. Ancak, ele alınan temalar çeşitli organizasyonların incelenmesi
sırasında tekrar tekrar gözlenmişleridir. Bu uygulamaların birbirleriyle
bağlantılı olduklarını anlamak da çok önemli. Tek bir tanesini uygulayıp
başarıya ulaşmak pek mümkün değil. Bazı bağlantıları ben belirtiyorum, ama bu
uygulamaların birbirleri üzerindeki kime etkilerini kavramayı okura bırakıyorum.
İş Güvencesi
Lincoln Elecric Company "dünyanın
en büyük ark kaynağı ürünleri imalatçısıdır, on beş ülkede 20 fabrikası
bulunmaktadır." ve satışları 1 milyar dolara yakındır. General Electric gibi pek
çok büyük rakibini piyasadan silmiş, vergi sonrası öz kaynak getirisi uzun bir
süre boyunca %10 ve %15 arasında gerçekleşmiş ve II. Dünya Savaşı'ndan bu
yana, ABD'nin en büyük ark kaynağı ürünleri imalatçısı olma özelliğini
korumuştur. Temel politikalarından birisi iş güvencesi konusundadır:
Üç yada daha fazla yıl şirketimizde çalışmış
olan hiçbir eleman iş yetersizliği nedeniyle şirketten kovulamaz... Otuz yılı
aşkın bir süre boyunca tek bir Lincoln elamanı bile iş yetersizliği nedeni ile
şirketten çıkartılmamıştır... Bu politika, işini gerektiği gibi yerine
getirmeyen elemanları korumaz; yönetimin tüm elemanların verimli çalışmalarının
sağlayacak bir iş seviyesini korumasının gerektirir. İş güvencesi konusunda bir
politika oluşturmamızın nedeni, korkunun yararsız motivasyon aracı olduğuna
inanmamızdır. İşten çıkartılmaktan korkan eleman, elindeki işi mümkün olduğunca
uzatma eğilimine girer. Bu tür korkulardan kurtulmaları elemanların çok daha iyi
iş çıkarmalarını sağlar.
İş güvencesi politikası
organizasyonun, elemanlara karşı uzun vadeli bir taahhüde girmesine yol açar.
Karşılıklılık ilkesi bu taahhüdün karşılığının görülmesini sağlar; Ama
uygulamamaları ve sözleri ile elemanların her an işten çıkartılabileceklerini
gösteren bir işveren, elemanlarından sadakat, bağlılık yada organizasyonun
başarı kazanmasına yönelik bir çaba göremez. California'daki Toyota-GM ortak
girişimi New United Motor Manufacturing (NUMMI), resmi iş sözleşmelerinde
elemanlara iş güvencesi sağladı ve talebin düşük olduğu dönemlerde bile
taahhüdünü yerine getirdi. Bunun sonucu olarak da elemanlarla kurum arasında
karşılıklı güven önemli oranda arttı. İş güvencesi sadece Lincoln ve NUMMI gibi
büyük kurumlara özgü değil etkileşimli video sektöründeki yeni ve küçük bir
yazılım şirketi olan Digital Pictures Inc. de elemanlarına iş güvencesi sunuyor.
Şirketin kurucusu bu uygulamanın yetenekli elemanları kendi kurumuna çektiğine
inanıyor.
Elemanlara bu tür bir iş güvencesi
sağlamak için öncelikle işe alım sırasında büyük bir özen göstermek gerekiyor.
Ayrıca, "Elemanlara iş güvencesi sağlanması elemanların işe katılımını
arttırıyor, çünkü kendilerinin yada iş arkadaşlarının işlerinin tehlikede
olmadığını gördüklerinde iş süreçlerine katkıda bulunmaya istek duyuyorlar. İş
güvencesi, hem işverenin hem de elemanların eğitimine yatırım yapmak için daha
büyük bir teşvike sahip olmaları sayesinde eğitime de katkıda bulunuyor." Çünkü,
iş güvencesi elemanla işveren arasındaki, iş ilişkisinin, eğitim için harcanan
zaman ve kaynakların karşılığının görülmesini sağlayacak kadar uzun sürmesini
güvence altına alıyor.
İş güvencesi ABD'de bir istisna
gerçi, ama Batı Avrupa'da e pek çok sanayileşmiş ülkede standartlaşmış halde.
Belçika, Fransa, Almanya, Hollanda, Lüksemburg ve İngiltere'de yasalar, işten
çıkarma öncesinde elemana ihbar süresini tanınmasını, kıdem tazminatı ödenmesini
ve yerel iş konseyine işçi temsilcilerine yada kurum işçi sendikasına
danışılmasının gerektiriyor. Avrupa'da işverenlerin sözleşmeli yada geçici işçi
kullanarak iş güvencesi yönetmeliklerinden kurtulmasın mümkün değil; Bu tür
uygulamalarda yasalarla düzenlenmiş.
Elimizdeki veriler, yasal iş güvencesi
yönetmeliklerinin şirketlerin işgücü politikalarını kısıtlayıp onları gerekli iş
gücü düzenlemelerinden alı koyduğu yolundaki teorik varsayımın teorik olduğunu
gösteriyor...Benzer şekilde, Alman İstihdamı Teşvik yasası da, kurumsal işten
çıkarma uygulamalarının önlenmesinin, şirketin işe alım kararlarını etkileyeceği
yolundaki beklentileri yalanlamış durumda.
ABD ile Almanya da 1974 ile 1984
arasındaki üretim istihdamını ve teslimatını karşılaştıran bir diğer araştırmada
da aynı sonuca varılmıştır.
Bazı yöneticilerin, güvence altına
alınmış istihdamın bir 'resmi daire' zihniyeti doğuracağı ve performansı olumsuz
etkileyeceği konusunda endişeleri vardır. Bu aslında sanıldığı kadar büyük bir
sorun değil. Ama yine de, iş güvencesinin yanı sıra yüksek performansı
ödüllendiren mali teşviklerin yada elemanların çalışmalarını ve becerilerini
ödüllendiren iş organizasyonu uygulamalarının da gerçekleştirilmesi, bu sorunu
tamamen ortadan kaldıracaktır. Elemanların gruplar halinde örgütlenmeleri ve
böylece birbirleri ile karşılaştırılmaları yada yüksek performansın
ödüllendirilmesi halinde iş güvencesinin motivasyon üzerinde olumlu etkileri
olacaktır.
İşe Almada Seçicilik
İş güvencesi sağlamak ve iş gücüne
güvenebilmek için işe uygun insan alımına büyük özen gösterilmesi gerekir.
Makine operatörleri, daktilolar, kaynakçılar ve montajcılardan dökümhane
işçileri, dokumacılar ve torna tezgahı operatörlerine dek pek çok meslek
grubundan mesleklerin tümü, bireysel performansın önem kazandığı tek kişilik
işler arasından seçilmiştir. Eleman üzerinde yapılan araştırmalar,
performanstaki ortalama sapmanın yaklaşık %20 oranında olduğunun göstermiştir.
Ayrıca, en verimli elemanın en az verimli elemandan yaklaşık iki kat daha iyi
olduğu bulunmuştur. Southwest Airlines'da işe uygun eleman alımına büyük önem
verilir. Hatta şirketin en iyi müşterileri özel olarak Dallas'a uçurulur ve
kabin görevlisi seçiminde onların da fikri alınır. Bunun nedeni ön büro
elemanları ile ilişki halindeki müşterilerin iyi elemandan anladıklarına
inanılmasıdır. Lincoln Electric'de eleman alımına büyük önem verilir; çünkü
elemanların şirkete karşı ömür boyu sürecek bir taahhüde girmeleri beklenir.
Lincoln, seçimini ,başarıya ulaşma isteği büyüme kapasitesi doğrultusunda yapar.
General Mills ise, Lodi,
California'daki tesislerinde yenilikçi yönetim uygulamalarının gerçekleştirmeyi
amaçladığı yeni bir üretim hattı kurulduğunda, fabrikanın mevcut işçileri bu
görev için gönüllü oldular ve bu gönüllülerin tümü dikkatle incelendi. ABD'de
açılan japon otomobil üretim tesislerini dikkat çeken ve pek çok makaleye konu
olan uygulamalarından birisi, elemanlarını dikkatle izlemeleri idi. Bunun
nedenlerinden biri, sendika yanlısı elemanları saptamaktı hiç kuşkusuz, ama asıl
neden, genel ortamda en iyi şekilde çalışacak, kendini geliştirip yeni şeyler
öğrenecek ve özel bir yönlendirmeye gerek duymayacak elemanları saptamaktı.
Endüstri ortalamasının iki katı oranda satış yapan Nordstrom'da satış
elemanlarının seçimine büyük özen gösterilir çoğu, rakip şirketlerden transfer
edilir. Nordstrom'da rekabetçi, tempolu ve stresli bir iş ortamı vardır; Bu
nedenle satış elemanlarını genç yüksek öğrenimli ve bu alanda kariyer yapmak
isteyen elemanlar arasından seçilmesine dikkat edilir.
İşe almanın, doğru insanları seçme
dışında bir de sembolik yönü vardır. Katı bir eleme sürecinden geçen eleman,
seçkin bir kuruma girdiğini hisseder. Performans beklentisinin yüksek olduğunu
ve önem verildiğini anlar.
Yüksek Ücret
Diğer piyasalarda olduğu gibi iş
piyasasında da ödenenin karşılığını alma eğilimi vardır. Yetenekli elemanları
işe almak ve kurumunuzda kalmalarının kalmalarını sağlamak istiyorsanız onlara
yüksek ücretler ödemeniz, her zaman gerekli olmasa bile, yararlı olabilir.
Ücretlerin yüksekliği başvuru sayısının arttırır ve kurumun eleman alımında daha
da seçici olabilmesini sağlar. Seçicilik, eğitim alabilecek ve kuruma bağlı
kalacak elemanların bulunmasında büyük önem taşır. Daha da önemlisi, ücretlerin
yüksekliği, kurumun elemanlarına değer verdiğinin gösterir. Elemanların daha
yüksek ücretler için başka şirketlere geçmesini engelleyerek eleman devrini
azaltır. Ücretler piyasadaki oranların üzerinde ise elemanlar bu fazla ücreti
bir hediye olarak algılar ve sonuç olarak daha çok çalışırlar. Nordstrom,
elemanlarına rakiplerinin verdiği oranlara göre bir saatlik daha yüksek ücret
öder. Yüksek performansa verilen ödüllerle de birleşince Nordstrom elemanları,
diğer şirketlerdekilere göre iki kat daha yüksek ücret alırlar.
Kimi kurumlar düşük ücretin düşük
iş gücü maliyeti anlamına geleceği yanılgısına düşerek elemanların düşük
ücretler verirler. Ama, iş gücü maliyetinin, elemanlara ödenen ücretin yanı sıra
verimliliklerine de bağlı olduğu göz önüne alındığında bu varsayımın pek doğru
olmadığı görülür. New United Motor, otomobil endüstrisindeki en yüksek ücretleri
vermektedir; Ama bir arabanın montajını diğer şirketlerin yarısı kadar bir
sürede gerçekleştirdiği için iş gücü maliyeti sektör ortalamasının altındadır.
People Express de ön büro elemanlarına endüstri ortalamasının üstünde ücretler
vermesine rağmen rakiplerine göre iş gücü maliyeti daha düşüktü. Lincoln
Electric'te parça başı iş yapan elemanların bazıları, yılda 100.000 doların
üzerinde ücret almıştır;100 den fazla elemanda 1991'de 60.000 doların üzerinde
ücret almıştır. Ama, elemanlarının olağanüstü verimliliği sayesinde Lincoln
maliyetini büyük oranda azaltmış ve bu kazancını müşterileri ile de paylaşmak
içinde fiyatlarının düşürmüştür.
David Levine standart demografik
ve insan kaynakları faktörlerine göre beklenenin üstünde ücret alan işçilerin iş
tatminlerinin daha yüksek olduğunu, işten ayrılma olasılıklarının azaldığını ve
daha fazla çalıştıkların bulmuştur. ABD'deki bazı büyük şirketlerin çeşitli iş
ünitelerinde gerçekleştirdiği başka bir araştırmada da, ücretteki değişim ile
verimdeki değişim arasında olumlu bir ilişki olduğunu görmüştür. Dahası
"Ücretteki artış nedeni ile verimde görülen artış ücret artışının maliyetini
karşılayacak denli fazlaydı." sonuç olarak yüksek ücret ödemenin olumlu
etkilerinin gösteren örneklerin yanında sistematik kanıtlar da mevcuttur.
İş gücü maliyetini ücretlerle
karşılaştırmanın yanı sıra bazı şirketler iş gücü maliyetini azaltmanın
rekabette başarı için şart olduğunu da sanırlar. Oysa bu, rekabet maliyete
dayandığı sektörlerde bile pek geçerli değildir; çünkü pek çok kurumda iş gücü
maliyeti toplam maliyetin ancak küçük bir yüzdesidir. Dahası, (ücretler bir
yana) iş gücü maliyetinin yüksek olması, geliştirilmiş hizmet beceri ve
yeniliğin toplam karı arttırarak kendi maliyetinin telafi ettiği anlamına
gelebilir Sözgelimi mağazalar zinciri sektöründe büyük bir rekabet vardır ve
maliyet adeta saplantı haline gelmiştir. En başarılı mağaza zincirlerinden
birisi Costco Wholesaling Corporation dır:"Şirketin başkanı Mr Sinegal,
giderlere gösterilen dikkate rağmen eleman maaşlarından kesinti yapılmamasında
özen göstermektedir. 'Biz Sam'e yada Price'a göre elemanlarımıza saatte bir
dolardan fazla veriyoruz... Elemanlarımızı saatte 8 dolarla işe alıyor ve üç
yada dört yıl içinde saatte 14 dolara ulaşmalarını sağlıyoruz. Böylesi işimize
geliyor. Ücretleri yüksek tutarsanız verimliliği de arttırırsınız.' "
Karı arttırmak amacıyla ücretleri
yükseltmeye dair bir diğer örnek de, rekabet düzeyinin ve maliyetin öneminin
yüksek olduğu fast-food endüstrisinde çalışan Wendy 's şirketin karlılığının
azalması sorunuyla karşı karşıya kalan genel müdür, müşterinin seçtiği restoran
olmak için öncelikle elemanın seçtiği restoran olmaları gerektiğine karar
vermiştir. Bu amaçla şirket sosyal hakları ve ücretleri arttırmış, elemanlara üç
ayda bir ikramiye vermeye başlamış ve gerçekten çarpıcı sonuçlara ulaşmıştır.
"1989'da %39 olan müdür devrimiz 1991'de %20'ye düştü, diğer yöneticilerde ise
bu oran %60'dan %37'ye inerek endüstrideki en düşük seviyeye ulaştı. Sabit ve
yetenekli işgücü sayesinde satışlarımız yeniden artmaya başladı."
Teşvik Primi
İnsanları motive eden tek şey para
değildir. Önemsenme, teminat ve adil davranış gibi faktörlerinde büyük önemi
vardır. Özellikle ABD'de kurumun sorunlarını parayla çözmek gibi bir eğilim göze
çarpıyor. Oysa performansın ve karın artmasını sağlayan insanların, bunun
nimetlerinden faydalanmakta istemeleri çok doğal. Bunun tersini düşünelim:
Fazladan çalışma ve gayret sonucu oluşan tüm faydalar sadece üst yönetime ya da
hissedarlara giderse elemanlar bu durumu adaletsiz bulmaya başlarlar,
isteklerini yitirirler ve işlerini ihmal ederler. Bu nedenle de, pek çok kurum
yüksek performansı ayrıca ödüllendirme yolunu seçmektedir.
Lincoln Electric parça başı iş
uygulamaları ve teşvikleriyle ünlüdür. İlk izlenimlerin tersine, bu plan sadece
bireysel verimliliği ödüllendirmekle kalmaz. Gerçi, işçiler parça başı ücret
alırlar, ama onlara sadece iyi parçalar için ücret verilir. bu sayede elemanlar
iyi iş çıkarmaya yönelirler. Ayrıca, kusurlu parçaları kimin ürettiği
izlenebilir. Verimlilik kadar kaliteye de önem verilir. parça sayısı işçinin
ücretinin yalnızca bir kısmını oluşturur. Ücretin neredeyse %100'üne ulaşan
ikramiyeler, şirketin karına göre verilir ve böylece elemanların kendilerini
şirketle özdeşleştirmeleri sağlanır. Ücret aynı zamanda elemanın kişisel
özelliklerine de bağlıdır. Burada dört önemli performans faktörü göz önüne
alınır; güvenilirlik, kalite, verim ile fikir ve işbirliği. Değerlendirme
kapsamının bu denli geniş tutulması, basit teşvik sistemlerinin yol açabileceği
tehlikeleri engeller.
Bireylere özel performansları
nedeniyle ödenen ikramiyeler konusunda görüş ayrılıkları var. Kimileri, bu tür
ikramiyelerin aslında performansa zarar verdiğini düşünüyor. Mars şeker
şirketinin eski insan kaynakları müdür bu konuda şunları söylemişti. "Şirketler
bu tür programlara zaman ve enerji harcıyorlar, ama sonunda elemanları
öfkesinden başka bir şey elde edemiyorlar." Kalite uzmanı W.E.Deming'in görüşü
de şöyle "bireysel performansa dayalı derecelendirme kısa vadede performansı
arttırıyor, ancak uzun vadeli planlamayı mahvediyor, elemanları korkutuyor, ekip
çalışmasını yok ediyor ve düşmanlığa yol açıyor." Ama yine de performansı
ödüllendirmek mümkün, hatta gerekli. Ödüllendirme bireysel düzeyde olmasa bile
grupların, birimlerin ve hatta tüm kurumun performansına bağlı olarak
gerçekleştirilebilir.
Kazanç paylaşımı, kar paylaşımı ve
benzer planlar tüm performanstaki gelişme için bireyleri ödüllendirir.
IMPROSHARE bir kazanç paylaşım programı 'haftalık ya da aylık cari iş saati
harcaması tahmin edilenden az olduğunda tüm elemanları ödüllendirmektedir.' Bu
programı uyguladığı bilinen tüm şirketlere gönderilen bir anketin sonuçlarına
göre program, verimliliği ilk yılda %8 ve üç yılın sonunda da kümülatif olarak
%17,5 arttırmaktadır. Kar paylaşımı konusunda gerçekleştirilen kapsamlı bir
araştırmada ise şu sonuca ulaşılmıştır: "Kar paylaşımı ve verimlilik arasında
olumlu bir ilişki vardır... Araştırmalar, kar paylaşımı ya da kazanç paylaşımı
programları uygulandığında performansın arttığını göstermektedir." Performans
artışının getirdiği kazançları paylaşmak elemanları motive ederek daha fazla
çalışmalarını sağlayabilir. Ya da en azından, elemanların kendi çıkardıkları
başarılı işlerin nimetlerinden yararlanma beklentilerini karşılar.
Elemanların Kuruma Ortaklığı
Elemanların kuruma ortak
olmalarının iki avantajı vardır. Çalıştıkların şirkete olana ortak olan
elemanların sermaye ve emek çelişkileri azalır onlar hem sermayeyi hem de emeği
oluşturmaktadırlar. Bu uygulama sayesinde elemanlarda hissedar haline gelir ve
böylece çıkarları, hissedarların çıkarları ile birleşir. İkinci olarak,
elemanların kuruma ortak olmaları şirketin hisseleri, kurum, strateji ve yatırım
politikaları konusunda uzun vadeli bir görüş açısına sahip olabilecek ve çeşitli
mali manevralara yanaşmayacak insanlara geçmiş olur. Tabii ki, riskin bu şekilde
azalmasının etkinliği azaltacağına inananlar için, elemanların kuruma önemli
oranda ortak olmaları bir dezavantaj dır. Yine de, elimizdeki verilerin bu
düşünceyi çürüttüğünü söylemekte yarar var.
Lincoln Electric'in 1974'teki
gelir tabloları incelendiğinde yıl sonu teşvik ikramiyesinin vergi öncesi karın
%72.2 sine eşit olduğu görülür. Diğer bir deyişle bu ikramiyeler verilmemiş
olsaydı hissedarların vergi öncesi karı %72.2 oranında artacaktı. Şirket o yıl
vergi öncesi karının %40'ından fazlasına teşvik ikramiyesi olarak elemanlarına
ödedi. Lincoln bunu nasıl yapabiliyor.? İşçilerine bu denli yüksek ücretler
ödeyebildiğine göre, şirketin hissedarları neden kardan daha büyük bir pay talep
etmiyorlar.? Lincoln bunu ve uzun vadede sonuç verecek daha pek çok şeyi
yapabiliyor, çünkü o dönemde elemanların neredeyse %50'sinin (şu anda bu oran
%80'dir) şirkette hissesi vardı. Şirketin hisseleri elemanlara, Lincoln ailesine
ve vakıflarına aitti. Elemanlarla hissedarlar arasında böyle bir ortak yan
olmadığında karın büyük bölümünü elde etmek için gruplar arasında çekişme olması
ve sonuçta genellikle hissedarların kazançlı çıkması doğaldır. Lincoln'de
elemanlarına bu ikramiyeler, zaten sektör ortalamasının üstünde olan parça
başına iş ücretlerine ek olarak verilmiştir.
1972 ile 1992 arasında
hissedarlarına en yüksek getiriyi sağlamış beş şirketin, New York yada Amerikan
borsalarında yada tezgah üstü piyasada işlem gören, 'elemanların, hisselerin
%4ünden fazlasına sahip olduğu 1000 şirketi kapsayan Eleman Ortaklığı 1000
listesinde yer almaları, tabii ki, rastlantı sayılamaz. Gerçi elemanların
şirkete ortak edilmesi her derde deva değil, üstelik yapacağı etkiler büyük
oranda nasıl uygulandığına bağlı. Yine de, elemanların kuruma ortak olmalarının
şirketin performansı üzerinde olumlu etki yaptığını, mevcut verilerde
kanıtlıyor. Bu olumlu etkiler sadece ABD'de görülmüyor. 1988'de sekiz Japon
borsasında işlem gören şirketlerin %91'i elemanları şirkete ortak etme
programının uyguluyorlardı ve bu şirketlerdeki elemanların %50'side programa
katılmışlardı. Elemanların şirkette hisse sahibi olmalarının etkileri konusunda
yapılan bir araştırmada, bu planların ' elemanların motivasyonu ve kurumun
verimliliği üzerinde olumlu etki yarattığı ' sonucuna varılıyor ve Japonya da bu
programların, elemanların işten ayrılma oranları ile sermaye maliyetini
düşürdüğünü gösteren başka çalışmalardan söz ediliyordu. Elemanların şirkette
hisse sahibi olmaları Japon istihdam ilişkileri sisteminin önemli bir parçasıdır
ve ulusal iş gücü pazarları yada iş teminatı gibi diğer uygulamalar kadar ünlü
olmamasına rağmen aslında pek çok Japon şirketinin başarısının ardındaki en
önemli faktörlerden birisidir.
Bilgi Paylaşımı
Kazanç ortaklığı sisteminin
uygulanması öncelikle, bilgi paylaşımının mümkün kılınmasını gerektirir.
Bilginin tüm elemanlara açık olmasını teşvik eder; çünkü, şirketin sahibi
durumuna gelen elemanlar güç kazanmışlar ve şirketin sahipleri ile aynın haklara
sahip olmayı beklemeye başlamışlardır. Boston bölgesinde yerleşik olan Bofors,
elemanların ortak olduğu başarılı bir basım şirketidir Olağan üstü bir
verimliliğe sahiptir, temel ekipmanlarının tümü moderndir ve elemanları,
malzemede ya da iş gücünde savurganlık yapmamaya büyük özen gösterirler.
Bofors'un yöneticilerinden birisi bu tür bir şirkette yöneticilik yapmanın
nasıl bir şey olduğunu anlatırken, elemanların aynı zamanda şirketin sahibi
olmaların nedeni ile işlemler hakkında daha fazla danışmanlık istediklerinin ve
aldıklarını, verimlilik ve karlılık hakkında daha fazla bilgiye sahip
olduklarını da belirtmiştir. Kar paylaşımı programlarının başarılı olması ve iş
gücü sayesinde rekabette üstünlüğe ulaşılabilmesi için bilgi paylaşımı şarttır.
Açıklık, kar paylaşımının ayrılmaz bir
parçasıdır. Elemanlar en azından, karın ne kadar olduğunu bilmek
isteyeceklerdir. Elemanların kendilerini şirketle özdeşleştirmeleri isteniyorsa
maliyetle kar ve performans la sağlayacağı kazanç arasındaki ilişkiyi
görebilmeleri için onlara gerekli tüm bilgilerin verilmesi şarttır. Böylece
elemanlar, kendi çıkarları ile şirketin çıkarları arasında yakın bir ilişik
olduğunu anlayabileceklerdir.
Kimileri teşvik programlarının
bilginin paylaşılmasının gerektirmesinin ve yönetimlerin de denetimi kaybetme
korkusu ile bilgi paylaşımından kaçınmalarının, bu tür programlarının
uygulanmasında karşılaşılan zorlukların temel nedeni olduğunu savunmaktadır.
Lincoln Electric'te "Kurumun mali
durumu ve pazardaki konumu hakkındaki bilgiler yazılı ve sözlü araçlar yoluyla
elemanlarla paylaşılır." Levi Strauss ise, Blue Ridge, Georgia'daki üretim
tesislerinde bir kalite geliştirme programıyla kazanç paylaşımı ilkesini
uygulamaya başlamış ve çok başarılı sonuçlara erişmiştir. Altı aylık bir deneme
sonucunda, kendileri ile görüşülen elemanlar kavramı ve önlemleri anladıkların,
bunların adaletli olduğunu ve kendilerini olumlu yönde etkileyeceğini
düşündüklerini belirtmişlerdir. Programın işe yaraması için bunun önemi büyüktü.
Ayrıca, bu tesislerde ve diğer Levi fabrikalarında programın uygulanması
konusundaki engellerden birisi, bazı birimlerin bilgi paylaşımından
kaçınmalarıydı.
Eğer, elemanlar rekabet üstünlüğü
kaynağı olacaklarsa, başarılı olmak için gerekli bilgiye ulaşabilmeleri gerekir.
Advanced Micro Devices 'ın mikronaltı geliştirim merkezinde tüm elemanların
ürünlerin başarısı, geliştirme süreci, üretim oranları ve operasyonun diğer
yönleri konusunda bilgi almak üzere kullanabilecekleri bilgisayar terminalleri
kurulmuştur. Bilginin tüm elemanlara açık tutulmaması için gösterilen
nedenlerden birisi, bu bilgilerin rakiplere sızdırılabileceği endişesidir.
Robert Beck, Bank of America'nın insan kaynakları bölümünün başında olduğu
dönemde, bankanın stratejisini ve diğer bilgileri elemanlara vermekten çekinen
yönetim komitesine, rakiplerinin bunları zaten bildiklerini ve her zamanki gibi,
bilgiden mahrum tutulanın yine kendi elemanları olduğunu söylemişti.
Katılım ve Yetkilendirme
Bilgi paylaşımı,başarılı çalışma sistemlerinde
görülen bir diğer önemli özellik, yani, karar verme mekanizmasının
merkeziyetçilikten uzaklaştırılması, elemanların katılımının arttırılması ve
kendi iş süreçlerini denetleyecek şekilde yetkilendirilmeleri için mutlak bir
koşuldur. NUMMI 'de elemanlara işleri parçalara bölmeleri, analiz etmeleri ve
etkinliği arttırmanın yollarının aramaları öğretilir. Nordstrom 'un ilkesi ise
şöyledir.
Sizi fikirlerinizi sunmaya
çağırıyoruz. Alıcılarınızın özerkliği var;yeni taleplerde bulunmaya teşvik
ediliyorlar... Nordstrom açıklık politikasına önem verir. Size endişelerinizi,
önerilerinizi ve fikirlerinizi bizimle paylaşmaya davet ediyoruz...
Nordstrom kuralları :
Kural 1: Tüm durumlarda kendi
sağduyunuzu kullanın. Tek kural budur.
Lincoln electric'te "Tüm işçiler
birer yönetici ve tüm işçiler birer işçi olmalıdır...Etkinliğin ana yolu kendi
kendinin yönetmedir.; çünkü, maliyeti en çok yükselten şey gereksiz yönetim
katmanlarıdır." Organizasyonun sadece bir yapısı vardır. Sözgelimi, şirketin
genel müdürü bir keresinde Avrupa'ya niye Concorde'la uçtuğu konusunda
sorgulanmıştır. Genel müdür buna mantıklı bir açıklama getirebildi, ama bunu
yapamasaydı, büyük bir olasılıkla aynı şeyi bir kez daha tekrarlayamayacaktı.
Gerçi, kurulun karar verme yetkisi yoktur, ama şirket kuralları ve kültürü
gereğince, soruların ve önerilerin dikkate alınması beklenir ve sorguladığı konu
hakkındaki rapor genellikle bir sonraki toplantıya kadar hazırlanır.
Veriler, katılımın hem iş
tatminini hem de elemanlarının verimliliğini arttırdığının gösteriyor. Özerklik
işin en önemli boyutlarından biridir ve bu nedenle de, 1960 ve 1970 'lerdeki,
çalışma hayatında kalite hareketinin parçası olarak gerçekleştirilen işlerin
yeniden tasarımı çalışmalarının odak noktası olmuştur. Temel değişim, hiyerarşik
denetim ve koordinasyon sisteminden, eskisine göre daha çok bilgi sahibi olan
alt kademe elemanların performanslarını geliştirmek için çalıştıkları bir
sisteme geçmektir. Levi Strauss 'un kot tesislerinde yeni forklift almak
gerektiğinde bu işe operatörler de katıldılar. Araçlar gerekli standartları
onlar belirlerdiler. Tedarikçiler ile görüştüler ve nihai kararı verdiler.
Böylece, hem şirketin tasarruf etmesini,n sağladılar hem de en uygun araçları
aldılar. Sendikasız bir üretim şirketi olan Eaton 'da işçiler bozulan
ekipmanları tamir etmekten sıkıldılar ve iki yeni otomatik yapmayı önerdiler.
Sonuçta makineyi satıcıların verdiği fiyatın üçte birine mal ettiler ve daha
ilk yılda birimin çıktısını ikiye katladılar.
Özerkliğin başarıya ulaşması için
özerkliğin sağladığı performans artışının ödüllendirilmesi ve elemanların kendi
iş süreçlerinden gerçekten sorumlu olabilmek için gerekli eğitimi almaları
gerekir İş teminatının sağlanması da , artan verimin elemanların işlerini
kaybetmelerine yol açmamasını güven altına alır.
Ekipler ve İşlerin Yeniden Tasarlanması
Geleneksel kurum hiyerarşisinin en
azından iki fonksiyonu vardır: Elemanların işverenlerini, iş ihmali gibi
yollarla istismar etmemeleri için gerekli izleme ile denetimi sağlar ve
birbirinden bağımsız işler arasında koordinasyonu mümkün kılar. Elamanların
yetkileri arttırılsa bile, bir dereceye kadar koordinasyona, disipline ve
izlemeye ihtiyaç duyulur. Kurumlar nede olsa kendi içlerinde bağımlılıkları olan
sistemlerdir. Özerklik, insanların istedikleri şeyi istedikleri anda
yapabilmeleri anlamına gelmez.
Geleneksel kurum hiyerarşisinin,
özerkliği korurken bir dereceye kadar izleme ve koordinasyon sağlanmasını mümkün
kılan bir alternatifi bulunmaktadır. Bu alternatif, çalışma ekipleridir.
İnsanlar sosyal yaratıklardır; sosyal etkileşimden zevk alırlar ve grupların
bireyler üzerinde güçlü etkileri vardır. Gruplar uygun iş niteliği ve niceliği
konusunda bir uyum baskısı sağlarlar. Ayrıca iş sisteminin şartlarının ve işin
gerçekten kritik boyutlarının değerlendirilmesi için sosyal bilgi ve kesinlik
sunarlar. Uyum baskısı ve bilgiye dönük sosyal etki, grupların bireysel davranış
üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğu anlamına gelir.
Yönetimlerde bu etkilere olumsuz
olarak görme ve çıktığı azalttıklarını, sendikalaşmaya sebep olduklarını ve
yönetimin denetimine karşı direnç oluşturduklarını düşünme eğilimi vardır. Grup
baskıları gerçekten de bazı durumlarda bu tür sonuçlara yol açabilir. Ama,
grubun çalışmaları ödüllendirildiğinde, gruplara özerklik ve iş ortamı üzerinde
denetim hakkı tanındığında ve gruplar ciddiye alınıp kurumun temeli haline
getirildiğinde grup etkilerinden olumlu sonuç alındığı görülür.
Ekiplerin gücüne başvuran kurumlar
genellikle çok başarılı sonuçlara erişmişleridir. Büyük bir kimyevi maddelere
şirketi olan Monsanto, Pensacola, Florida yakınlarındaki kimyevi madde ve naylon
tesisinde kendi kendinin yöneten gruplara dayalı bir iş organizasyonu
oluşturmuştur. Bu tesiste eleman seçimi, malzeme alımı, iş tayini ve üretimden
ekipler sorumludur. Üretim katmanı yediden dörde indirilmiş ve hem karlılıkta
hem de emniyette artış görülmüştür. AT&T 'ye ait 318 kişilik bir denizaltı
sistemleri tesisinde ekipler sayesinde maliyet %30 azaltılmıştır. Federal
Express arka büro operasyonlarında ekipler kullanarak başarıya ulaşmıştır;
şirketin 1000 kişilik memur kadrosunun ekipler halinde örgütlenmesinin ve
kendilerine eğitim verilip yetki tanınmasının ardından hizmet sorunları 1989 'da
%13 azalmıştır. Ekip sisteminin faydasına en çarpıcı örneklerden biri,
Johnsonville Sausage 'da görülmüştür. 1986 'da bir imalatçı, Johnsonville' den
kendi adını taşıyacak bir sosis üretmesinin istedi Johnsonville 'in başkanı
fabrikanın tam kapasitede çalıştığını ve yeni iş yükünü kaldıramayacağını
düşünüyordu, bu yüzden de işi reddetmek üzereydi. Yine de,
karar vermeden önce, beş ile yirmi kişilik
ekipler halinde örgütlenmiş 200 üretim işçisini topladı ve kararı onlara
bıraktı... İşçiler 10 gün sonra karalarını açıkladılar. "İşi yapabiliriz"...Kaç
tane yeni makineye ve elemana ihtiyaç duyulacağını ekipler saptadılar. Ayrıca
günlük üretim miktarı konusunda bir plan yaptılar. Johnsonville 'in yeni projeyi
almasından bu yana fabrikada verimlilik %50 artmıştır.
California'daki NUMMI otomobil
montaj fabrikasının başarısı büyük oranda ekiplere bağlıdır. Fabrika, bir süper
ekip olarak çalışmaktadır.
Ekiplerin başarılı olmalarının
nedeni üyelerin birbirlerini izlemeleri ve ekibe hem koordinasyon hem de izleme
amacı ile katılan elemanların beklentileridir. Ekip kavramını eleştirenler bile,
hiyerarşinin alternatifi olarak ekiplere sunduğu sorunun, bu sistemin işe
yaramamasından değil, çok iyi işlemesinden kaynaklandığını söylemektedirler.
NUMMI 'den, ekip çalışması konusunda farklı görüşlere sahip olan bir sendika
lideri şu yorumu yapmaktadır: "Ekip baskı altında olduğunda, insanlar ekibin
beklentilerini karşılamaya çalışıyorlar ve arkadaşlarının da baskısıyla
kendilerini çok fazla zorluyorlar...Ekip çalışması çok iyi bir fikir, ama
ekipleri baskı altına aldığınızda işçilerin bölünmesine yol açıyor."
Eğitim ve Beceri Geliştirimi
İşçilerin özerkliği, kendi
kendinin yöneten ekipler ve hatta yüksek ücret stratejisi bile, ürün ve
süreçlerde değişim ve geliştirme yapacak şekilde yetkilendirilmiş olmanın
ötesinde, bunu gerçekleştirmek için gerekli becerilere sahip bir iş gücüne sahip
olmaya dayanır. Bu nedenle yeni çalışma sistemlerinin en önemli parçası, eğitime
ve beceri geliştirmeye verilen önemdir. Eğitimin işe yaraması için, eğitimden
geçmiş elemanların yeni becerilerini kullanmalarına izin verilmesi şarttır. Çoğu
kurum, yöneticilerinin ve işçilerini eğittikten sonra, iş yapısını onların
farklı bir şey yapabilmelerine izin verecek şekilde değiştirmeme hatasına düşer.
Bu şartlar altında da eğitim belirgin bir etkisi olmaması çok doğaldır.
Advanced Micro Devices 'ın
mikronaltı geliştirim merkezinde teknisyenlerin %70 'i AMD 'nin eski
tesislerinden gelmektedir. Eski tesisler kapatılırken, AMD 'nin elemanları sabit
tutmaya verdiği önem uyarınca elemanlar temel becerilerine göre değerlendirmeden
geçirilmiştir. Kabul edilen elemanlar Mission College 'da 7 aylık bir eğitime
tabi tutulmuş, eğitimin tüm masrafları şirketçe karşılanmış ve işçilere de
ücretleri kesintisiz ödenmiştir ve eğitimden sonra yeni tesiste çalışmaya
başlamışlardır. Bu eğitim, şirketin elemanlarına verdiği önemi göstermenin
ötesinde, tesiste yeni işler için gerekli özel eğitimi almış nitelikli
elemanlardan oluşan bir kadro kurulmasını sağlamıştır.
Collins and Aikman 'nın
Georgia'daki halı fabrikasında işçilerin üçte birinden fazlası liseden terkti,
bazıları ise okuma yazma bile bilmiyordu. Şirket, verimliliği arttırmak için
bilgisayar kullanımına geçtiğinde mevcut elemanları işten çıkarmak yerine
eğitmeyi tercih etti. Kaybedilen iş süresi de dahil olmak üzere eleman başına
eğitim için 1200 dolar harcandı ve bunun sonucunda, işlenen halı sayısı %"10
arttı. Ayrıca, kalite sorunları da yarıya indi becerileri artan ve moralleri
yükselen elemanlar şirkete 1230 öneri sundular ve işe gelmeme oranı yarı yarıya
azaldı. Bir kağıt üreticisi olan Hampden Papers toplam ücretlerin %1.97 'sini
eğitime ayırmaya başladı. Verimlilik artışını belirlemek güçse de, şirket
başkanı şu yorumda bulunuyor: "Eğitime katılan elemanların işe gelmeme yada
işten ayrılma oranları düştü. Ayrıca, yöneticilerinden daha yüksek performans
notları almaya başladılar."
Elamanlara operasyonlar hakkında
daha fazla bilgi verilecekse, bu bilgileri kullanarak sorunları teşhis etmeleri
ve çözüm sunmaları için becerilerinin artması gerekir. Tüm kalite geliştirme
programlarında eğitime büyük bir önem verilmesinin nedeni budur.
Çapraz
Kullanım ve Çapraz Eğitim
İnsanların birden fazla iş
yapmalarının pek çok potansiyel faydası vardır. Bunların en belirgini, değişik
işler yapmanın işi daha çelici hale getirmesidir; çeşitlilik,insanların işe
tepkilerini etkileyen en önemli şi özelliklerinden birisidir. İş çekiciliği hız
değişikliğine, faaliyet değişikliğine ve kimi zaman da ilişki kurulan insanlarda
değişikliği imkan tanır ve tüm bu değişiklikler, iş hayatını daha çekici hale
getirir. Elemanlara değişik işler yaptırmanın, motivasyon üzerindeki etkilerinin
yanı sıra başka avantajları da vardır. Bunlardan birisi, iş sürecinin daha
şeffaf ve basit olmasıdır. People Express'de insanlara çeşitli işler
yaptırılmasının nedeni, bu işlerin gereğinden fazla karmaşıklaşmasını önlemekti.
İnsanların yeni işlere kolayca adapte olmaları için işlerin, kolayca
öğrenilebilecek şekilde tasarlanması gerekir. İkinci bir avantaj da, işi yeni
yapmaya başlayan elemanların, işteki deneyimli elemanların iş sürecine çok
alışmış olmaları nedeniyle göremedikleri şeyleri görüp işi geliştirmeleridir.
Çok beceriklilik, iş teminatı
politikalarının da önemli bir parçasıdır. Ne de olsa, pek çok becerisi olan ve
farklı işler yapabilen elemanları işte tutmak daha kolaydır. Aynı zamanda,
elemanlarına iş güvencesi sağlamak için şirketler kimi zaman yeni işler bulmaya
çalışır ve bazen şaşırtıcı sonuçlara ulaşırlar. Japon otomobil üreticisi Mazda,
1980'lerde talepte azalmayla karşılaşınca fabrikadaki işçileri işten çıkarmak
yerine araba satımı işine verdi. Japonya' da arabalar genellikle kapı kapı gezen
pazarlamacılar tarafından satılır. Yıl sonunda en iyi satış elemanlarına
ödülleri verilirken en iyi on satıcının eski fabrika işçileri olduğu görüldü.
Bunlar ürünün özelliklerini müşterilere çok daha yetkin bir şekilde
anlatabiliyorlardı. Talep artıp işler yeniden canlandığında ise fabrika
işçilerinin müşterilerle temasa geçmiş olması, ürünlerin özellikleri konusunda
yararlı fikirler üretebilmelerini sağladı.
Benzer bir örnek de Lincoln
Electric 'de görüldü. 80'li yılların başlarında ülke içindeki iş hacmi yılda %40
oranında azalmaya başladığında, Lincoln eleman çıkartmamak için işçileri
satıcılık yapmak üzere küçük garajlara, dükkanlara ve Lincoln 'ün normal dağıtım
kanallarının ulaşamadığı diğer küçük iş yerlerine göndermeye başladı. Üstelik bu
işçiler yeni müşterilere yeni kaynak ekipmanı satmaktan fazlasının da
yapıyorlardı. Bu sektörde karın byük bölümü yedek parça satışından gelir.
Lincoln böylece pazara daha fazla girdi ve satışlarını arttırdı. Dayton-Hudson
'a ait bir parekende satış zinciri olan Lechmere, Sarasota, Florida'daki
Yeni mağazasında çapraz eğitim ve elemanların
çapraz kullanımı uygulamasını gerçekleştirdi. Mağaza elemanlarının ücretleri,
yapmayı öğrendikleri yeni işlerin sayısına göre arttırıldı. Elemanların %60'ının
tam gün çalıştığı mağaza da bu oran sektörde ortalama %30'dur. İş gücü diğer
mağazalara göre çok daha verimli hale geldi. Kasiyerler plak ve kaset satamaya
teşvik ediliyorlar. Spor malzemesi satıcılarına forklifler konusunda eğitim
veriliyor. Böylece Lechmere, değişik kadro ihtiyaçlarına karşılık vermek
gerektiğinde mevcut elemanlarının yerlerinin değiştirebiliyor. Ücretlerin
yüksekliği ve çeşitli işler yapıp ilgi çekici bir çalışma günü geçirme olanağı
işe başvuranların sayısını arttırdı. AMD'nin yeni mikronaltı geliştirim
tesislerinde elemanların pek çok iş öğrenmelerini teşvik etmek için beceriye
dayalı ücret sistemi uygulanmaktadır. Ayrıca, ürün geliştirmek, sorun çözmek,
tasarımı üretime aktarmak, kısacası hemen her iş için, çapraz fonksiyonlu
ekipler kullanılmaktadır. Tesisin yöneticileri çapraz eğitimin ve ekipler
halinde örgütlenmiş elemanların çapraz kullanımının organizasyon sınırlarının
şeffaflaştıracağını düşünmektedirler. Sınırların şeffaflaşması, yarı iletken
tasarımı ve üretim sürecinin çeşitli parçaları arasındaki bağlantıyı arttırarak
verimi yükseltmektedir. NUMMI 'de "ekiplerdeki işçiler birbirlerinin işleri
konusunda çapraz eğitim gördüler ve işler arasında rotasyon sağlandı."
İşçilerden birisinin bu konudaki yorumu şöyledir.
İş rotasyonu ekiplerdeki tüm işçilerin aynı
oranda katkıda bulunmalarının sağlıyor. Geleneksel fabrika sisteminde deneyimi
çok olan yaşlı işçiler kolay işlere alınırlardı...Şimdi rotasyon sayesinde kolay
işler ortadan kalktı. Eğer işlerden birisi yaşlı olduğu yada elleri yeterince
büyük olmadığı bir işte zorluk çekiyorsa ekip rotasyonu hızlandırarak ona yardım
ediyor.
Simgesel Eşitlik
Karar mekanizmasının
merkeziyetçilikten uzaklaştırılmasında, kendi kendinin yöneten ekipler
bulunmasında ve elamanlarının bağlılıklarını ve işbirliğini kazanmada
karşılaşılan engellerden biri de, insanları birbirinden ayıran simgelerdir.
İnsanlar sayesinde rekabette üstünlüğe ulaşan şirketlerin çoğunda çeşitli
simgesel eşitlik biçimlerinin kullanılıyor olması şaşırtıcı değil. Bu biçimler
sayesinde hem şirket içindekilere hem de şirket dışındakilere elemanlar arasında
eşitlik olduğu ve bazılarının düşünüp bazılarının da iş yaptığı bir sistemin
geçerli olmadığı gösteriliyor. New United Motor Manufacturing 'de yönetime ait
yemek odası kaldırıldı ve herkes yemeğini aynı kafeteryada yemeğe başladı. Tüm
elemanlar aynı mavi giysiyi giyiyorlar. Otopark 'tada özel park alanları yok.
Resmi olmayan ortamlarda buluşma
olanağı katmanlar arasındaki iletişimi geliştiriyor. Böylece üst düzey
yöneticiler şirkette ne olup bittiğini görebiliyorlar ve fikirlerinin tüm
elemanlara aktarabiliyorlar. Sosyal kategori sayısının azaltılması, kurumda
çeşitli alt bölünmeler olmasının engelliyor. Bize karşı onlar şeklindeki
zihniyeti yok ediyor ve herkesin aynı amaç için çalıştığının kavranmasının
sağlıyor. Eşitlik, alt edilmesi gereken statü ayrımlarının azaltarak çapraz
hareketi kolaylaştırıyor. AMD'nin mikronaltı geliştirme merkezinde ne doğrudan
iş gücü var nede saat başı çalışan elemanlar. Elemanların tümü maaşlı. Ne süreç
yada ekipman mühendisi var, ne bakım organizasyonu, nede kalite kontrol
teknisyeni. Bu merkezde sadece iki iş tanımı var; Uzman teknisyen ve üretim
mühendisi. NUMMI 'de de birim bir için sadece bir tanımı var. Bu sayı eskiden
seksendi. Eski general Motors sistemindeki 18 nitelikli iş tanımı 2'ye
indirilmiş.
Eşitlik simgeleri pek çok biçimde
yapılabilir. Bazı kurumlarda bu giysiler üretim tesislerinde çalışmış olanlar,
genel müdürlüğün resmi giysili elemanları geldiğinde söylenen "takım elbiseliler
geliyor" deyimini bilirler. Japon kurumlarda tüm elemanlar yakalarına şirketin
amblemini taşıyan rozetler takar ve böylece şirketle özdeşleştiklerini
hatırlamış olurlar. Yerde, herkesin aynı kaderi paylaştığının gösteren bir simge
olabilir. Solectron'un ne Malcolm Baldrige ödülünü kazanmış genel müdürünün,
nede yönetim kurulunun başkanının ayrı odaları yoktur. Bunu, genel müdürün
odasına ulaşmanın kilitli kapılarla engellendiği büyük kağıt ve orman ürünleri
imalatçısının durumu ile karşılaştırın. General Motors'da üst yönetime ayrılmış
kata özel bir asansörle ulaşabiliyordu; üst yönetim kurumun geri kalan kısmından
ayrılmıştı. Açık büro yönetimi, bazı dezavantajlarına rağmen en azından eşitliğe
dayanıyorlar. Özel park alanları, özel yemek odaları ve diğer unvan simgeleri
eşitlikçi kültürle uyuşmuyor.
Simgesel eşitliğin
gerçekleştirilmesi kolay görünmüyor. Statü simgeleri kaldırılması pek çok kurum
için uygulanması en zor olan şeylerden birisi. Bir arkadaşım tam özel yemek
odasına, özel park alanına ve daha büyük bir odaya sahip olacak yönetim
seviyesine ulaştığı sırada patronunun toplu kalite programı uygulamaya başlayıp
ve tüm bu özel imtiyazları ortadan kaldırılmasından yakınıyordu. Eaton'un
Lincoln , Illinois'daki fabrikasında kendi kendini yöneten ekiplere ve
verimlilik ikramiyesine dayanan yeni uygulama büro düzenlemelerini de dirençle
karşılaştı. "Lincoln' deki özel büroları ellerinden alınıp birim, üretimi,n
yapıldığı yere taşındığında birim şefi ve bir diğer yetkili bunu protesto etmek
için işten aytrıldılarç."
Ücretlerin Yakınlaştırılması
Ekip çalışması ortak kader
sayesinde gelişir. Ortak kaderi de kurumdaki elemanlara verilen ödüllerin eşit
olması etkiler.Ücret yakınlaştırması genellikle hiyerarşik yakınlaştırma
şartları, özellikle de genel müdür ücreti ile diğerlerinin ücret karşılaştırması
çerçevesinde göz önüne alınır. Ama ücret yakınlaştırmasının yatay boyutu da
vardır. Kurumun etkinliğinin geliştirilmesine genellikle olumlu katkıda bulunu.
Ücret yakınlaştırmasının teşvik priminden farklı olduğu unutulmamalıdır. Teşvik
priminde insanlar performansları için bireysel olarak yada grup halinde
ödüllendirilirler . Bu ödüller yüksek olabilir, ve ücretlerde büyük
farklılıklara yol açabilir yada daha düşük olur ve büyük farklara yol açmaz,
teşvik primlerinin .özellikle çalışma grupları birimler yada tüm kuruma
uygulandığında ücret ayırımını ya azaltacağı yada çoğaltacağı unutulmamalıdır.
Kazanç paylaşımı yada kar paylaşımı programları genellikle ücret ayrımını
azaltırlar. Ama bu kural değildir.
İşlerin birbirine pahalı olduğu ve
işin bitmesi için iş birliğine gerek duyulduğu durumlarda ücretlerin
yakınlaştırılması elemanların arasında rekabeti azaltıp iş birliğinin
geliştirerek olumlu sonuçlar yaratabilir. Dahası kurumsal ödüllerdeki büyük
farklılıklar elemanlara bu ödülleri kazanmaya motive edebilir. Motivasyonun
artması verimi de arttırabilir. Ama ödüllerdeki büyük farklılıklar amirlerin,
gözüne girmek ödül dağıtımım kriterlerini, etkilemek için gereğinden fazla zaman
ve enerji harcamalarına da yol açabilir. Bu mantığa göre ücret dağılımının
sıkıştırılması elemanların sistemler oyun oynayarak vakit kaybetmelerinin
önlediğinden genel performansın artmasını sağlayabilir.
Ücretlerin yakınlaştırılması ödül
sisteminde ve kurum kültüründe ücretin öneminin azalmasının sağlayabilir. Bunun
bazı belirgin ekonomik yararları vardır. İnsanlar, uygun maaşı alıp almadıkların
sorgulamaktan ve maaş için tekrar tekrar pazarlığa girmekten vazgeçerler. Ücrete
verilen önemin azalması, kurum üyesi olmanın, iyi çalışma arkadaşları ve ilgi
çekici yada anlamlı iş gibi diğer avantajları üzerinde yoğunlaşılmasını sağlar.
Psikolojide, yaptığımız şeyi neden yaptığımızı anlamak için kendimize dışarıdan
bir gözlemci gibi bakmaya çalıştığımızı savunan çalışmalar var. İyi ve şartlara
bağlı olarak ücret aldığımızı görürsek, davranışlarımızı ekonomik ödüllere
bağlama eğiliminde oluruz. Oysa, ücretlerimiz iyi ve şartlara bağlı değilse,
davranışlarımızı, işten hoşlanma gibi diğer faktörlere bağlarız. Diğer bir
değişle, şartlara bağlı olarak ücret almamız,işe duyduğumuz ilgiliyi ve işi
yapmaktan aldığımız tatmini önemsiz hale getirir. Bu nedenle, ücrete verilen
önemi azaltan ücret yakınlaştırılması işin diğer tatmin edici özelliklerini
geliştirir ve hesaplılığı azaltır.
Tablo 2-1 de ABD, Almanya ve
Japonya'da çeşitli fonksiyonlarda üst düzey yöneticilerin ücretlerinin
karşılaştırması verilmektedir. Üretim sektöründeki üst düzey yöneticilerin
ücretleri her ülke için 1.00 olarak belirtilmiştir. Tablo değişik ülkelerdeki
değişik fonksiyonların karşılaştırılmalı önemlerinin yanı sıra, yatay ücret
ayırımındaki farklılıkları da göstermektedir. ABD'de en çok ücreti alan finans
yöneticisi en düşük ücreti alan personel yöneticisinden %58 daha fazla
kazanmaktadır. Almanya'da en yüksek ücreti alan araştırma geliştirme
fonksiyonunun üst düzey yöneticisi, en düşük ücreti alan üst düzey personel
yöneticisinden %31 daha fazla kazanmaktadır. Japonya'da ise en yüksek ücreti
alan fonksiyon yöneticisi, en düşük ücreti alan fonksiyon yöneticisinden sadece
%13 daha fazla kazanmaktadır. Japonya'da aynı kurumdaki işler genellikle çok
fonksiyonludur. Diğer uç noktasını oluşturan Amerika'da ise fonksiyonel
uzmanlaşma fazladır, ve aynı uzmanlık dalında kalıp şirket değiştirme eğilimi
yaygındır. Birim yada fonksiyon değiştirmek istendiğinde değişimin yaşam
standardını değiştirmemesi bu tür hareketi kolaylaştırır. Kısacası, bilgi
akışını geliştirmek ve daha çok beceri edinmek amacıyla fonksiyonlar arası geçiş
isteniyorsa ücret farklarının azaltılması bu hareketi kolaylaştırır.
Tablo 2-1 ABD, Almanya ve Japonya'da çeşitli
fonksiyonların üst düzey yöneticilerinin karşılaştırılmalı ücretleri.
|
|
ABD |
Almanya |
Japonya |
|
Finans |
1.31 |
.94 |
1.00 |
|
Üretim |
1.00 |
1.00 |
1.00 |
|
Araştırma-Geliştirme
|
.90 |
1.06 |
1.05 |
|
Satış ve Pazarlama |
.91 |
1.04 |
.93 |
|
Personel / İnsan kaynakları |
.83 |
.81 |
1.02 |
|
En yüksek ve en düşük
arasındaki fark yüzdesi
|
%58 |
%31 |
%13 |
Kaynak : Dana Milbank :"Ölmekte
olan cins: Ne ihtişam ne zafer, günümüzde üretici olmak cesaret işi"
The Wallstreet Journal, 3 Haziran
1991, A1, A5 verilerinden geliştirilmiştir.
Dikey ücret ayırımı en düşük
ücreti alan ve en düşük seviyedeki elemanların önemlerinin az olduğu mesajını
verir. Bazı teknolojilerde ve bazı stratejilerde bu uygulamam yararlı olabilir,
ama tüm elemanlardan yüksek düzeyde bağlılık ve çıktı elde etmek çabalarına ters
düşer. En başarılı büro mobilyası üreticilerinden olan Herman Miller'da genel
müdür maaşı işçi maaşlarına endekslenmiştir. Genel müdür, ortalama işçi maaşı
ve ikramiyesinin %20 fazlasının alır. Herman Miller'i kuran ailenin üyelerinden
olan ve şu anda şirketin yönetim kurulu başkanlığının yapan Max DePre, "insanlar
ortak çıkarlarını düşünmek zorundadırlar." demektedir. Dondurma üreticisi Ben &
Jerry's de maaşlara sınırlama getirmiştir; kimse ortalama işçi maaşının yedi
katından fazla ücret alamaz. Güçlü kültüre sahip kurumlarda maaşların
yakınlaştırılmış olması tercih edilir. Ücretler arasındaki fark, güçlü kültüre
sahip kurumlarda, rekabette üstünlüğün kaynağı olması istenen topluluk ve ortak
kader bilincini yok etmektedir.
Şirket
İçinde Yükselme
Yükselmelerin şirket içinde olması
yukarıda tanımlanan uygulamaların çoğu için yararlı bir faktördür. Şirket içinde
yükselme olanağının tanıması elemanları işverene ve işvereni de elemanlara
bağlıyarak eğitimi ve beceri geliştirimini teşvik eder. Hiyerarşik seviyeler
arasında güven duygusunu geliştirerek merkeziyetçilikten uzaklaşmayı, katılımı
ve yetki almayı kolaylaştırır. Şirket içinde yükselme amirlerin, iyi tanıdıkları
elemanların çalışmalarının koordinasyonundan sorumlu olmaları anlamına gelir.
Aynı şekilde, elemanlarda yöneticilerini tanırlar. Bu etkileşim, resmi
pozisyonların öneminin azalmasının sağlar. Şirket içinde yükselme iyi performans
gösterme içinde bir teşviktir; parasal ödülleri de beraberinde getirmesine
rağmen yükselme aynı zamanda parayla ilgili olmayan statüye dayalı bir ödüldür.
En önemlisi, iş yerinde bir adalet bilincinin oluşmasının sağlar. İyi iş çıkaran
elemanların üstüne dışarıdan birilerinin getirilmesi ise elemanların işyerlerine
yabancılaşmalarına yol açabilir. Şirket içinde yükselmenin bir diğer avantajı da
yöneticilerin, yönettikleri iş, teknoloji ve operasyonlar hakkında gerçekten
bilgi sahibi olmalarını garantiye almalarıdır. Temel operasyonlar hakkında çok
az şey bilen insanlar tarafından yönetilip başarısız olan pek çok şirket vardır.
David Halberstam, Ford Motor'da finansın şirketin denetimini nasıl ele
geçirdiğini anlatmaktadır. Finanstakiler otomobil, teknoloji, üretim süreçleri
ve Pazar hakkında istatistiklerle aktarılanlar dışında hiçbir şey bilmiyorlardı
ve öğrenme istekleri de yoktu. Sadece istatistiklere dayanarak ve rakamların
altındaki süreçleri anlamadan yönetmek önemli sorunlara yol açabilir. Böyle bir
durumda, yöneticiler ya yanlış rakamlar üzerinde yoğunlaşırlar yada rakamların
anlamını hiç kavrayamazlar.
Lincoln Electric'de ise şirkete
giren hemen herkes kaynak yapmayı öğrenir. Ne de olsa Lincoln'ün ana ürünü
kaynak ekipmanlarıdır. Kaynak programını bitirmek için ürünle ilgili bir yenilik
yaratmak gerekir. Nordstrom'da ise yüksek öğrenim görmüş olanlar bile işe
mağazada satıcılık yaparak başlarlar. Yükselme mutlaka şirket içinde olur.
Nordstrom' yeni bir mağaza açtığında mağazanın en önemli noktalarına diğer
mağazalardaki elemanlar getirilir. Böylece hem Nordstrom kültürü ve değerleri
korunur, hem de mağazayı yönetenlerin ne yaptıklarının bilmeleri ve yaptıkları
işi Nordstrom tarzında yapmaları sağlanır.
Uzun
Vadeli Bakış Açısı
İş gücü sayesinde rekabette
üstünlük sağlamanın dezavantajı, bunun gerçekleşmesi için zamana ihtiyaç
olmasıdır. Yeni bir ekipman ise çabucak kurulabilir; yeni bir ürün teknolojisi
bir lisans aşaması ile elde edilebilir, sermaye elde etmek için gerekli
pazarlıkları yapmak yeterli olur. Bu yöntemin avantajı ise istihdam uygulamaları
rekabette üstünlük bir kez ulaşıldıktan sonra bunun sürekli olması ve kolayca
taklit edilmemesidir. Yinede bu uygulamayı gerçekleştirmek ve sonuçlarını almak
için gereken zaman, bakış açısının uzun vadeli olmasının gerektirir. Bu
yaklaşımların çoğunun uygulanması içinde uzun vadeli bir çalışmaya ihtiyaç
vardır. Kısa vadede ise, elemanlara iş güvencesi sağlamaktansa onları işten
çıkarmak çok daha karlıdır; Kısa vadeli kar elde etmenin en hızlı yolu eğitim
harcamalarının kısmaktır. Çapraz eğitim ile çapraz kullanım uzun vadede başarılı
sonuçlar verse de, kurum başlangıçta uzmanlaşmanın sağladığı avantajlardan
vazgeçmiş olur.
Kurumun zaman ufkunu belirleyen faktörler
önemli bir konu ama bu kitabın kapsamına girmiyor. Yine de şöyle bir değinmek
gerekirse şirketin aileye yada elemanlara ait olmasının yada kısa vadeli kar
baskısını azaltacak diğer organizasyon formlarının yararlı olabileceği
söylenebilir. Lincoln Electric için bu durum geçerlidir. Nordstrom ailesi de
Nordstrom mağazalar zincirinde önemli hisseye sahiptir. NUMMI'nin ortaklarından
birisi Toyota'dır Toyota bu tesiste, kendi kültür ve geleneği ile uyumlu uzun
vadeli bir plan uygulamaktadır. Wal-Martın Walton ailesine ait olması kurumun iş
süreçlerine uzun vadeli bakabilmesini sağlar. Kısa vadeli baskılar altındaki bir
kurumun, insanlar sayesinde rekabette üstünlük sağlamak için gerekli
uygulamaları yürürlüğe koyması kolay değil. Bu uygulamaların gereğince
gerçekleştirilememelerinin nedenlerinden birisi de bu. Kurum iyi durumdaysa
rekabette üstünlük konusunda bir şey yapmaya gerek duymuyor. Aynı şekilde, mali
sıkıntı içindeki kurumlar da, uzun bir süre sonra verimlilik ve kar avantajı
sağlayabilecek uygulamalara girişmeyi göze alamıyor.
Uygulamaların Ölçülmesi
Ölçü tüm yönetim süreçleri için
olduğu gibi kurumun iş gücünü yönetme içinde çok önemlidir. Öncelikle kurumun
çeşitli politikaları ne derece uygulayabildiği konusunda veri sağlar. Sözgelimi,
bazı şirketler kurum içinden yükselme politikasını kabul eder, ama bunu
uygulamazlar. Genellikle bunun nedeni belirli kademelere şirket içinden
yükselen elemanların yüzdesini gösterecek verilerin sistematik olarak toplanıp
rapor edilmemesidir. Yüksek ücret politikası uygulayabilmek için kurumun verdiği
ücretlerin sektör ortalamasına oranı hakkında verilere sahip olmak gerekir.
Eğitime harcanan toplam zamanın yanı sıra hangi elemanların eğitim aldığı ve ne
tür eğitimler verildiği konusunda da veri toplanması eğitim politikalarının
uygulanmasını kolaylaştırır.
Ölçüm ikinci olarak, ölçülen şeyin
dikkate alınmasını sağlar. Gözden ırak, gönülden ırak ilkesi insanlar kadar
kurumlar içinde geçerlidir. Tüm kurumların ortak özelliği ölçümlerin davranışı
etkilemesidir. Ortada dolaysız ve ani sonuçlar olmasa bile, tüm insanlar
ölçüler konusunda başarılı olmaya çalışırlar. Ölçülen şeyler hakkında
konuşulur. Ölçülemeyenlerin ise sözü bile edilmez. Üç yıl boyunca posta ulaşım
hizmetlerini ve benzer faaliyetlerini yürüten Ordu ve Hava Kuvvetleri Ulaşım
Servisinin komutanına danışmanlık ettim. Benim ve yine servis dışında diğer üç
kişinin görevi, yönetim kurulu toplantılarına katılıp kurumun müşteriye hizmet
seviyesini ve mali performansını geliştirecek konuları yönetimin dikkatine
sunmaktı. Benim ilgi alanım insan kaynakları uygulamaları ve politikalarıydı, bu
konuda ciddi bir sorunla karşılaştım. Her toplantıda bir önceki yılla
karşılaştırmalı olarak satışlar ve kar hakkında ayrıntılı mali bilgi sunuluyor
ve satışlarla karın bölgelere mal cinsine şirket tipine göre dökümü yapılıyordu.
İnsanlar hakkında düzenli olarak sunulan tek bilgi, maliyetleri (tabii ki,
maliyetin düşük tutulmasının iyi olduğu varsayımıyla) ve verimlilikleriydi bu
konular eleman başına dolar olarak ifade ediliyordu. Biraz da benim teşviklerim
sayesinde özellikle perakendecilikte hizmet ve kurum performansının
geliştirilmesi açısından insanların ne kadar önemli olduğu hakkında hoş sözler
ediliyordu gerçi; ama uygulanmaları için sağlam önlemler alınmadıkça, bu tür iyi
niyetli tavırların pek etkili olduğu söylenemezdi.
İnsana dayalı rekabet üstünlüğü
elde etmek isteyen kurumların, çalışmalarının ölçülmesine tüm sürecin önemli bir
parçası görmeleri çok doğal. Advanced Micro Devices 'ın mikronaltı geliştirme
tesislerinde yönetim elemanların nasıl yönetildiklerine büyük önem verir ve
"vizyona ulaşıp ulaşmadıklarının" anlamak için sürekli olarak eleman
davranışlarının ölçer. Bu tesiste gerçekleştirilen anketlerden şu tür sorular
vardı: kendi biriminizde diğer birimlerde kaç ekibe üyesiniz.? Eğitim almaya ve
başkalarının eğitmeye haftada kaç saat ayırıyorsunuz.? Ankette elemanlara şu
yorumlara ne oranda katıldıkları yada katılmadıkları da sorulmaktaydı: çalışma
grubumun tüm seviyelerinde sorun çözümü gerçekleştirilmektedir; Çalışma grubumun
üyeleri inisiyatif almaya teşvik edilirler; Çalışma grubum ekip ruhuna sahiptir;
Çalışma grubum hizmet odaklıdır; çalışma grubumun üyeleri arasında açık ve
dürüst bir iletişim vardır. Bu tür bir anket, kurumun yapmak istediği şeyi ne
dereceye kadar gerçekleştirebildiğini görmesini sağlar.
Levi Strauss, Blue Ridge,
Georgia'daki tesislerinde kazanç paylaşımı, programını uygulamaya başladığında
elemanların kalite geliştirim sürecini, kazanç paylaşımı programını ve her bir
elemanın bireysel rolünü ne derece anladıklarını görmek ve her birinin ekip
çalışması, iletişim, kalite ve verimlilik konularında nasıl bir gelişim
izlediklerini ölçmek amacı ile bir anket yaptı. Şirket ayrıca programın
uygulamaya başlanmasından önceki ve sonraki birim başına maliyeti, işe gelmeme
oranını ve elemanların tazminat talepleri'nide ölçtü.
Mali sonuçların ölçüldüğü bir
dünyada insan kaynakları politikalarının ölçülmemesi bu konuyu yeterince önem
verilmemesine, ihmale ve sonuçta başarısızlığa yol açar. Ölçümler sonucu elde
edilecek sonuçlar, uygulama fikirlerini geliştirmek ve bu uygulamaların
amaçlarına ne dereceye kadar ulaştıklarının anlamak açısından çok önemlidir.
Bütünlük Felsefesi
En son olarak, bütünlük
felsefesini yada bakış açısının benimsemek gerekir. Bu felsefe, çeşitli
uygulamaların tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlanmasını ve
kurumdaki elemanların, işler hemen düzelmediğinde denemeye devam etmelerini
sağlar Bu felsefe ayrıca kurumun yaptığının açıklamayı haklı çıkarmayı ve şirket
içinden yada dışından destek sağlamayı kolaylaştırır. Nereye gittiğinizi
bilmiyorsanız, amacınıza ulaşmanız pek kolay olmayacaktır. Aynı şekilde, neyi
temsil ettiklerini yada kurum neden önemli olduklarının anlamadan, bazı
uygulamaları kabul etmek pek bir işe yaramaz; bu tür bir yaklaşım benimsenen
uygulamaların karşısına çıkan sorunlarla baş edilememesine ve başarısızlığa yol
açar.
İnsanlar sayesinde rekabetçi
başarıya ulaşmayı amaç edinip yukarıda belirtilen yaklaşımlardan bazılarının
uygulayan şirketlerin çoğu, işe belirli ilkelerle başladılar yada bu ilkeleri
sürecin ilk safhalarında oluşturdular. Levi Strauss kalite geliştirme süreci
"kaliteli ve hızlı üretimin, eski ilkeleri yıkma", tüm kültürü tersine çevirme
ve iş parametrelerini yeniden yönlendirme anlamına geleceği anlayışı ile
başladı. Şirketin ve şirketin üretiminden sorumlu Genel Müdür yardımcıları eski
ve yeni ilkeleri tablo 2-2 de belirtilen şekilde tanımlamaktaydı.
Lincoln Electric'te yönetim
uygulamaları güçlü bir ahlaki temele dayanmaktadır: "bir rahibin oğulları olan
John C. ve James F. Lincoln şu öğütle yetiştirilmişlerdir: 'Başkalarına,size
davranılmasını istediğiniz gibi davranın.' Bu altın kuralı şirketlerini
yönetirken ana ilke olarak kabul etmeleri zor olmamıştır. " james Lincoln bu
konuda şöyle diyor: "İş gücünün verimsizliği hakkında patırtı
koparanlar,ücretlinin yerinde olsalardı aynen onun yaptığını yapacaklardı. İşçi
bizden farklı bir insan değil. Onun sanayicininkine benzer gereksinimleri,
beklentileri ve tepkileri var. İşçi, kendisini cezalandıran programlarla
işbirliği yapmaz. Onun yerinde yönetici olsa yaparmıydı.?" Lincoln görüşleri ve
teşvik yönetimi programı konusunda bir kitap yazmıştır.
Tablo 2-2 Levi Strauss'ta Yeni ve Eski ilkeler.
|
Yeni İlke |
Eski İlke |
|
Gelişim mantığı temeli olarak ölçek
ekonomisi |
Gelişim mantığı temeli olarak zaman
ekonomisi |
|
Kaliteden taviz verilebilir, yapanlar
düşünenlerden ayrıdır. |
Kalite bir 'din' dir. Taviz verilemez.
Yapanlar, aynı zamanda düşünenler olmalarıdır. |
|
Aktif nesnelerdir, işin en önemli amacı
kardır. |
Aktif insanlardır. İşin en önemli amacı
müşteriyi tatminidir. |
|
Hiyerarşik organizasyon organizasyon. Amaç
patronu memnun etmektir. |
Problem çözücü ağ organizasyonu. Amaç,
şirket içindeki ve dışındaki müşterileri memnun etmektir. |
|
Operasyonel sonuçları değerlendirmek için
ölç. |
İnsanların operasyonel geliştirmeler
yapabilmeleri için ölç. |
Kaynak : Peter Thigpen'in sunusu, Stanford
School of Business, 26 şubat 1991
Nordstrom'un benzersiz başarısı
konusunda Richard Pascale şöyle yazmıştır: "Nordstrom kültürü (yada ilkesi) her
şeyin temelini oluşturur. Bu, şirketin ürün/ Pazar stratejisinden organizasyon
yapısından yada ücret sisteminden daha önemlidir." Advanced Micro Devices
mikronaltı geliştirim merkezini kurarken öncelikle bir vizyon oluşturdu. Bu
uygulama önce mikronaltı geliştirim merkezinde yürürlüğe kondu; ardından
şirketin diğer bölümlerine de yayıldı.
Şirketin vizyonu şu ilkeleri
içermektedir: Sürekli bir hızlı ilerleme, yetkilendirme, şeffaf organizasyon
sınırları müşteri odaklı olma, yüksek beklentiler ve teknik mükemmellik.
Tutarlı istihdam ilişkileri
oluşturmak, yönetim aracının parçası olmak zorunda değildir. AMD gibi, tesisin
nasıl çalışacağı konusunda bir vizyon oluşturmak, kimilerince etkinlik kaybı
olarak görülebilir. Yine de, şirketlerin başarı kazanmasını sağlayan birbirinden
ayrı uygulamaların yürütülebilmesi için, bunları birbirlerine bağlayan bir
yapıştırıcıya gereksinim duyulur. Bu yapıştırıcı, başarının temeli ve insanların
nasıl yönetileceği hakkındaki bir değerler yada inançlar sistemidir.