ERGENLERİ ANLAMA VE İLETİŞİM KURMA

 

1.         GİRİŞ

 

             Bizler hem anne-baba hem de eğitici/yönetici rollerini sergilemek durumundayız. Bir anne-baba için geçerli olan “evlat yetiştirmek” görevi, farklı şartlarda da olsa aynı içeriğe ve amaca sahip başka bir görev halinde bizlerinde çaba sarf ettiği ve yapmak zorunda olduğu bir durum haline gelmekte;

 

İnsan Yetiştirmek

 

             Bu süreç içerisinde bireylerin sağlıklı ve mutlu kişiler olacak şekilde yetişmesi için tüm anne-babalar/öğretmenler, eğiticiler  ellerinde geleni yapıyorlar.

Ne var ki, ailede ve okulda işler bazen gerektiği kadar iyi gitmiyor. Sorunun büyük bir bölümü, ebeveynlerin ergenlerin çılgın dünyasını anlamak için yeterince donanımlı olmamalarında yatıyor. En iyi niyetle başladıkları iletişim girişimleri bile genellikle yanlış anlama, öfke, bağırma ve duygusal uzaklaşma ile son buluyor. Sonuçta ne yazık ki ergenler çoğu kez kendilerini, gelişme ve büyümelerinde en önemli farkı yaratacak olan ebeveynlerinden kopmuş hissediyorlar.

 

Böyle olmasını ne ebeveynler ne de ergenler istiyor.

 

Acaba ergen çocuğumuza daha etkili ulaşmanın, onu anlamanın yollarını öğrenebilir miyiz?

Daha sağlam ilişkiler kurabilmek için gereksinim duyduğumuz iletişim becerilerini geliştirebilir miyiz?

Hem bizim hem de ergenlerin istediği yakınlığı yaratıp, çağımızın zorluklarına karşı direnmemizi sağlayacak bir anlayış köprüsü kurabilir miyiz?

 

Ergenlerle başarılı bir iletişim kurmanın zorluklarını yenmenize, onları anlamanıza ve bir ebeveyn olarak üzerinize düşen görevleri evde ve okulda başarıyla yapmanıza yardımcı olmak amaçlanmıştır.

           

Bu hedefe doğru ilerlerken şu yararları göreceksiniz.

 

             * Ergenleri neyin rahatsız ettiğini tahmin etmek yerine, onların ne düşündüğünü ve hissettiğini bilmek.

             * Her iki taraf içinde gerilim ve engellenmişlik düzeyini azaltmak.

             * Aile / okul görevlerinde ve sorumluluklarında daha fazla işbirliğinin tadını çıkarmak.

             * Daha fazla etkinlik ve ilgi konusu paylaşmak.

             * Karşılıklı sevgi ve saygı oluşturmak.

            * Evde / okulda daha huzurlu ve rahat bir ortamın keyfine varmak.

 

2.         ERGENLİK DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ

 

             Bu bölümde sizleri fazla sıkmamak için ergenlik gelişimi konularına ayrıntılı olarak girmeden, hepimizin az çok bilmesi gereken konulardan bahsedeceğim.

 

             Uyumlu ve sağlıklı çocuğunuzu ele alalım. Duyarlı, sevecen, neşeli, konuşkan biraz da yaramaz biri. Anne-babasıyla, kardeşleri ile ve çevresiyle konuşuyor. Gerek yetişkinlerin gerekse yaşıtlarının yanında aynı derecede rahat gözüküyor. Dış görünüşü ile pek ilgilenmiyor. Dikkati dışarıya; yani ebeveynine, diğer çocuklara, büyüklerine yönelik.

                       

Sonra neredeyse bir gecede, oğlunuzun/kızınızın vücudu bir devrim ilan ediyor. Kol ve bacakları uzuyor, artık birbirinden habersiz hareket ediyor. Yüzü tüyleniyor, sesi onu utandıracak numaralar yapıyor ve herkesin kendisine baktığını sanıyor. Bu arada sizler “Altını değiştirdiğimiz, mamasını yedirdiğimiz, okula elinden tutup götürdüğümüz, kucağımıza oturtup sevdiğimiz çocuk gerçekten bu mu?” diye merak ediyorsunuz. Çocuk ise “Neler oluyor? Her şey değişmiş gözüküyor! Adım aynı ama ben kimim?” diye soruyor.

  

 

             Artık çocuk olmayan ergenler, henüz yetişkin de değildir. Onlar geçiş dönemindeki bireylerdir. Değişiklikler bizim yakalayabileceğimizden çok daha hızlı gelişebilir. Bir an çocuk gibi davranır, bir sonraki an ise yetişkin gibi; sonra ise ikisinin arasında bir yerde!

 

a. Ergenlik

 

Gerek ergenlik gerekse gençlik dönemleri insan yaşamının en güzel, en mutlu ve en güçlü dönemleri olurken, aynı zamanda birer kriz ya da bunalım dönemleridir. Aslında her değişim bir durumdan ötekine geçiş ile eski alışkanlıklardan sıyrılıp yeni koşullara uyma zorunluluğunu getirdiğinden, kendine göre bir zorluk taşımakta, dolayısıyla bir kriz ya da bunalım dönemi olarak adlandırılabilmektedir. Buna göre, gençlikten orta yaşa, orta yaştan yaşlılığa, öğrencilikten iş yaşamına, iş yaşamından emekliliğe, bekarlıktan evliliğe ve yine evlilikten bekarlığa yahut dulluğa geçişlerin her biride kendine göre birer kriz ve bunalım dönemleridir. Ancak, gerek biyolojik, gerekse sosyal bakımdan en önemli değişiklik sayılan ergenlik ve gençlik dönemleri daha bir belirginlik taşır.

 

İşte belki de bu yüzden yıllar boyunca ergenlik ve ilk gençlik dönemleri halk arasında oldukça şatafatlı sözlerle belirlenmiş "buhran çağı", "delikanlılık", "ateşli gençlik", "kabına sığmazlık" gibi deyimler hep bu dönemi anlatmada kullanılmıştır. Dikkat edilirse, bu kullanım bir yandan özenme, bir yandan da hasret taşımaktadır.

 

Fransız'ların bir deyişi olan "gençlik bilseydi, ihtiyarlık yapabilseydi" gibi deyimlerin hep daha yaşlı kuşaklar tarafından yaratıldığı da göz önüne alındığında, yaşlıların sanki umutsuzluklarının acısını gençliğin bilgisizliğini ve deneyimsizliğini vurgulayarak kendilerini daha üstün görmek yoluyla çıkardıkları düşünülebilir.

Ergenlik; hızlı büyüme ve gelişmenin olduğu, çocuklukla yetişkinlik arasında yer alan, kız-erkek cinsel özelliklerinin belirdiği, kendine özgü özellikleri ve sorunları olan bir devredir.

 

b. Ergenlik Çağı Ne Zamandır?

 

Ergenliğin ne zaman başlayıp ne zaman sona erdiği çeşitli görüşlere göre tartışmalı ve değişiktir. Ama, bu gerçekte ne zamandır? 1889'da İngiliz yazarı Thomas da Quincey şöyle diyordu: "Erkeklik ne zaman, hangi testle, hangi işaretle başlar? Fiziksel olarak bir ölçüye, yasal olarak bir ölçüye, ahlak açısından bir üçüncü ölçüye, düşünsel açıdan da bir dördüncü ölçüye göre başlar, oysa hiç biri de kesin değildir."

 

Aslına bakılırsa, bu deyişte büyük gerçek payı vardır. Çocuk büyüyüp de fiziksel, biyolojik olgunluğa erince 13-14 yaşlarında biyolojik bakımdan erişkin fonksiyonlarını yapabilecek duruma gelmiştir. En azında cinsel fonksiyon söz konusu olduğunda bu böyledir. Buna rağmen, bu yaşta hatta daha sonraki yaşlarda bu genç insan bazı toplumsal kurallar ve yasalar açısından erişkin işlevlerine yetkili sayılmamaktadır.

 

Örneğin; kişi bazı ülkelerde 18, bazılarında 21 yaşına gelmeden reşit sayılmaz. Bankadan parasını çekemez. Yasal açıdan özerk değildir. Nerede oturacağına kendisi karar veremez. Yasal işlemler karşısında bir veli tarafından temsil edilir.

 

Kabaca söylenecek olursa, ergenlik buluğ ile başlar ve gencin erişkinliğe varmasıyla da biter.

 

/---------------------/-----------/-------------------------------------------------

Çocukluk       Erinlik(buluğ)                 ERGENLİK

   

Erinlik: Çocukluğun sonu ile ergenliğin başı arasındaki bir iki yıllık kısa dönemdir. Erinlik dönemi kızlarda 12-14, erkeklerde 14-15 yaşlar arasında değişir.

 

Bugün biyolojik ve psikolojik olarak ergenlik çağını 10-12 yaşlar ile 16-18 , hatta bazı hallerde 20 yaşlar arasındaki dönem olarak kabul ediyoruz.

Ergenliğin başlangıcında kişinin biyolojik durumunda, sonunda ise, psiko-sosyal durumunda bir değişiklik bulunmaktadır. Böylece bu dönemin başlangıcı da, sonu da birer kişisel kriz demektir.

 

c. Ergenlik Belirtileri Nelerdir?

 

Erinlik belirtileri;

 

*          Kızlarda adet görme.

*          Erkeklerde gece boşalması

*          Kemik gelişimindeki artış ve değişim.

*          Erkeklerde sakal ve bıyığın çıkması.

 

*          Çocuğun şeffaf derisinin değişmesi.

*          Yağ dokusunun artması.

*          Ter salgısının artması.

*          El ve ayaklarda hızlı büyüme.(Bu durumda çocuk vücudunu tam olarak kontrol edemez. Böylece bu durum davranışlarına yansır. Örneğin, sakarlık gibi.)

Çocukta yeni bir tip meydana gelmektedir. Ancak bu durum onda hayal kırıklığı yaratabilir.

 

d. Genel Davranış Değişiklikleri Nelerdir?

 

Yalnızlık İsteği:  

                         Her genç yalnızlığını paylaşacağı ayrı bir odasının olmasını ister. Odasında saatlerce kalabilir. Önemsiz nedenlere kızabilir, kırılabilir. Gencin bu durumunun doğal karşılanması gerekir.

           

İsteksizlik Oluşabilir:

                        Hızlı bir bedensel gelişme içinde oldukları için bu durum enerjilerini tam olarak kullanmalarına engel olur. Tüm enerji bedene yansır. Sonuçta isteksizlik oluşabilir. Bunlar kendini birtakım ağrı, sızlanma belirtileri veya ders durumundaki olumsuz etkilerde gösterebilir.

 

Toplumsal Zıtlık Durumu:

                         Sürekli içinde bulunduğu ortama karşı çıkar. Bu nedenle çevresi ile olan ilişkilerinde zaman zaman geçimsizlik oluşabilir. (gerek aile, gerek okul, gerekse arkadaşlık ilişkilerinde.)

 

                         Otoriteye Karşı Çıkma Eğilimi:

 

* Olay yaratmak.

* İnsanları kızdırmak

* Yerli yersiz ıslık çalmak

* Dikkatsizlik

* Sabırsızlık

* Kabalık

* Dalgınlık, aldırmazlık

* İnatçılık

* Kafa tutma

* Şüphecilik olarak sayılabilir.

           

Karşı cinse olan zıtlık:

                        Genellikle bu dönemde kızlar ve erkekler birbirlerini sevmezler. Ancak birbirleri olmadan da yapamazlar. Sürekli karşı cinsten olanları küçük düşürme eğilimine girebilirler.

           

 

Duygu Durumundaki Artış:

                       

Bu dönemde ergenler çok fazla duygusal olabilirler. Ancak bu durum biçim değiştirerek kendisini gösterir.

* Karamsarlık oluşur

* Kendilerine söylenen şeyi ters anlarlar

* Çabuk sinirlenirler

* Hiçbir şeyden memnun olmazlar

* Küçük şeylerden dolayı hemen ağlama görülebilir

 

Kendine Olan Güven Duygusu Azalabilir:

                        Çocukların kendilerine olan güvenlerinin azalmasının nedeni onlardan beklenen rollerin yoğunluğudur.

           

İyi bir öğrenci............

    İyi bir evlat...............

İyi bir ağabey yada abla gibi.

                       

e. Ergenlerin Ne Gibi Kaygıları Vardır ?

 

                         Ergenlik dönemi bireyin kendisi ile ilgilendiği dönemdir. Bu ergenlerin kaygılarının, sıkıntılarının çeşitliliğinden kolaylıkla anlaşılır. Ergenlerde gözlenen kaygı alanlarını şöyle sıralayabiliriz:

 

Sağlıkla ilgili kaygılar

           

Kişilik ile ilgili kaygılar

           

Aile ve ev yaşamına ilişkin kaygılar

 

Sosyal ilişkilerine yönelik kaygılar

 

Din ve ahlak konularındaki kaygılar

 

Okulla ilgili kaygılar

 

Meslek seçimi ile ilgili kaygılar

 

f. Ergenlik Çağında Depresyon Belirtileri Nelerdir?

 

Depresyon, ergenlik çağında tüm belirtileriyle çok seyrek olarak görülür. Birey, can sıkıntısı çeker ve tedirgindir; hiç bir işle uzun süre ilgilenemez, bir uğraştan diğerine yönelir. Ancak sonunu getiremez. İstekle başladığı bir işten çabuk bıkar; coşku ile bezginlik arsında gider gelir. Dikkatini yoğunlaştırmakta güçlük çeker; okuduğunu anlamaz "okuduklarım kafama girmiyor" der, unutkanlıktan, dalgınlıktan yakınır. Ders dinleyemez ve başarısı düşer. Bedeniyle uğraşır, yorgunluktan, başa ağrısından, mide bulantısından, karın ağrısından, uykusuzluktan yakınır.

 

 

 

3. ERGENLİK ÇAĞINDA GELİŞME VE ANNE-BABA TUTUMLARI

 

a. Ergenlik çağında birtakım fiziksel gelişmeler meydana gelmektedir;

 

Fiziksel değişmeler bireyin sosyal ve psikolojik uyumunu etkilediği gibi sosyal unsurlarda psikolojik ve bedende yer alan değişiklikleri etkiler.

 

Her kişinin yaşantısı boyunca belirli geçiş ve dönem sıkıntılar yaratan devreleri vardır. İlk defa okula giden çocuk, evinin sağladığı güven havasından ayrılarak yaşantısında sıkıntı yaratabilecek bir duruma girer, üstelik okula giriş dönemine esaslı bir uyum göstermek zorundadır. Ergenlik de böyle bir bunalım çağıdır. Çocuk veya erişkin değildir, fakat genç birbirinin içine girişmiş kuvvet bekleyişler alanlarının içindedir.

 

Ergenlik döneminin başlangıcının habercisi, boy uzamasıdır. İlk iki yıl içinde büyüme hızlanır. Sonraları büyüme hızı azalarak kızlarda 7, erkeklerde 10 yaş civarlarında bir gelişme eğrisi gösterir. Erkek çocuklar doğuşta kızlardan biraz daha boylu olup, bu üstünlüğü 10 yaşlarına kadar korurlar, fakat kızlarda bu yaşlarda onlara yetişir. 11 yaşlarından 14'e kadar kızlar daha çabuk uzuyorlar. 15 yaştan sonra bu üstünlük erkeklere geçiyor.

 

Yalnız kişisel farklılıkların olduğunu unutmamak gerekir. Ergenlik çağında gelişmenin diğer bir yönü de, kilo alınarak ağırlığın artmasıdır. Yalnız, boy uzaması gelişmenin tek kriteri değildir. Yapılan çeşitli incelemelerde, ortalama ağırlık artışları kız ve erkekte boy uzaması eğrileri ile ayrı eğilim gösterip, boy uzaması eğrilerine paralel olarak gelişmektedir.Fiziksel yönde ergenliğin başlangıcı ve sona ermesi, bireylerde faklı olmakla beraber, bu çağlardaki önemli değişimler, ortalama istatistik normlarına uyacaktır. Boy ve kilo artarken, kollardaki kuvvet de artacaktır.

 

Erkek çocuklarda ergenlik döneminde kızlardan farklı olarak kol ve bacak adalelerinde bir gelişme olur. Göğüs kafesi ve omuzlar genişler, vücut ve yüz erkeksi görünüm kazanır.

 

Seslerin kalınlaşması: Ergende, ses, çocukluktakinin aksine kalınlaşmaya başlar. Bu dönemde ergen ses tonun ayarlamaz. Önceki ses çatallaşır. Daha sonra, ses telleri gelişmesini tamamlar, ergenin ses tonu da olgunlaşır.

Yüzdeki sivilcelerin artması: Derideki yağ bezlerinin fazla çalışması sonucu, salgılanan yağlar, bez kanallarını tıkar ve yüzde siyah noktalar oluşturur. Yağ birikimi şişer ve ergenlik sivilcelerini meydana getirir.

Yüzde bıyık ve sakalın çıkması: Ergenlik döneminde yüzde meydana gelen belirgin değişiklik de, erkek çocukta bıyık ve sakalların çıkmasıdır. Önce bıyıklar belirgin hale gelir, sonra sakak kemikleri altından sakallar görülmeye başlar, sakal ve bıyıkların çıkmasında gençler arasında bireysel farklara bağlı olarak, değişiklikler olur.

Vücutta Kıllanma: Ergenlik döneminin başlangıcındaki değişikliklerden biri de, hipofiz bezinin salgıları ile başlayan koltuk altı ve üreme organları bölgesindeki kıllanırlar.

Ter bezlerinin çalışmasının artması: Bu dönemde koltuk altı ile kasıklardaki ve vücudun diğer yerlerinde ter bezleri çocukluk döneminden daha fazla çalışır. Sık terleme sonucu ortaya çıkan kirliliği önlemek için vücut temizliğine dikkat etmek en az haftada bir kere su ve sabun ile temizlenmek, koltuk altı ve üreme organlarındaki türlerin ter ve kir tutacağı için uzamadan alınması ergenlik sağlığı için gereklidir.

Vücut kokusunun belirginleşmesi: Cinsel olgunlukla beraber, vücutta herkese has bir koku belirginleşir. Bu vücut kokusunun cinsel çekicilikle bir ilişkisi vardır.

Gırtlaktaki kıkırdaklaşma: Hipofiz hormonun etkisi ile ergenlik döneminin başlangıcında erkek çocuklarda gırtlağın çene altına rastlayan bölgesinde bir kıkırdaklaşma görülür. Halk arasında "adem elması" denen bu boğum büyüyerek sertleşir.

Göğüslerde büyüme: Erkek ergenlerde genellikle 14-16 yaşları arasında olur. Göğüslerin her ikisi veya birinde görülen ağrılı büyüme ve sertleşmelerdir. Hormon kaynaklıdır. 6 ay ile 3 yıl arasında iyileşme görülür.

Ergenlik Döneminde Görülen Cinsel Rüyalar: Özellikle erkek gençler, artan cinsel içtepilerin sonucu cinsel kaynaklı rüyalar görürler. Bu rüyalar esnasında üretilen fazla spermler boşalma sonucu vücudun dışına atılır. Bu olay, sebebini bilmeyen ergenler için ürkütücüdür. Çeşitli tedirginlikler yaratabilir.

                         Fiziksel endişeleri hakkında, özellikle de cinsellik konusunda ergenlerle konuşmak hiç de kolay değildir. Bu bize de onlara da garip gelir. Ancak vücutları, gelişim hızları, yaşıtlarına göre durumları ve “normal” olup olmadıklarıyla ilgili kaygılara kapılırlar. Sorularına cevap almak için ebeveynlerine ihtiyaçları vardır.

 

Ergen çocuğunuzla fiziksel gelişime ilişkin konularda konuşurken;

 

       *          ”Soru sorulabilir” biri olun. Cinsellik ve hijyen ile ilgili soruları teşvik edin. Çocuklarınız cinsellikle ilgili bir soru sorarsa hemen hışımla bunu neden bilmek istediğini sorgulayarak yada cinsel bir ilişkisi olduğunu ima ederek tepkiler göstermeyin.

           

*          ”Güven aşılayan” biri olun. Kızınız ilk adet kanamasını gördüğünde korkusunu ifade etmesine izin verin ve ona doğru bilgiler verip olumlu bir tutumla onu rahatlatın. Oğlunuzun yüzünde sivilceler çıktığında, bunun çoğunlukla geçici ve tedavi edilebilir bir şey olduğuna dair güven verin. Burada anne ve babalara ayrı görevler düşüyor.

 

                        *          ”Bilgi kaynağı” olun. Kendinizi cinsellikle ilgili doğru bilgiler sunmaya hazırlayın. Söylediklerinizi takviye etmek için, onlara cinsel gelişim konusunda iyi bir kitap verin.

 

                        *          ”Duyarlı” olun. Boy ve kilo gibi fiziksel özellikler hakkında asla şaka yapmayın. Kimi anne-babalar çocuklarını alaycı ve iğneleyici bir tavırla harekete geçirmeye çalışırlar. Alay etmenin yada baskı yapmanın, fazla kiloları, ders başarıları yada dağınıklıkları konusunda ergenleri olumlu değişime zorlayacağını düşünürler. Ama bu baskı taktikleri yalnızca içerleme, gücenme ve kuvvetli bir karşı koyma tepkisi doğurur.

 

                        *          ”İyileşmenin” üzerinde durun. Bir ergen için dikkat çekmeden acı ve ağrıların üstesinden gelebilmek çok önemli bir başarıdır.

 

b. Ergenlik Çağında Sosyal Gelişme :

                         Bu dönemde ebeveynlerin hala büyük etkisi olsa da, yaşıtların ne düşündüğü önemlidir. Ergenler, sosyal ilişkilerini etkileyeceğini hissettikleri şeyleri dikkatle dinlerler. Bir yere kadar ben merkezcidirler, çünkü enerjilerinin büyük bir bölümünü kendilerini anlamaya çalışmak ve sosyal çevreleri tarafından benimsenmek için harcarlar. Ergenler çoğunlukla, sanki tüm dünya kendi çevrelerinde dönüyormuş gibi bir izlenim verirler ve bu durum başkaları tarafından kabul görmeyince şaşırmış görünürler. Çocukluk kültüründen gençlik kültürüne geçiş, birçok açıdan bir toplumdan diğerine geçmeye benzer; ergenin karşılaştığı davranış ve tavır değişikliği bir tür şoka neden olabilir.

 

Üç tür yaşıt şoku tanımlanıyor.

           

(1) Dışlanma Şoku.  Çocuklukta çoğu kez, yakın çevrede oturanlar arasında arkadaşlık kurulur. Oysa ergenler arasında, grup üyeliği genellikle geçici hevesler, kulüpler ve çeteleşmeyle belirlenir. Ergen bu tür durumlarda kendini dışarıda hissedebilir.

(2) İhanet Şoku. Çocuklar arkadaşlıklarını karşılıklı güven ve sadakat üzerine kurarlar. Ergenlik çağında ilişkiler daha karmaşıktır. Gençler kendilerini kullanılmış, yada bir başka arkadaş tarafından bir çıkar uğruna alet edilmiş hissedebilirler.

(3) Hayal Kırıklığı Şoku. Çocuklar genellikle arkadaşlarını -sivilce, kilo vs.- oldukları gibi görürler. Ancak ergenlikle birlikte birbirlerini idealleştirmeye başlarlar. Bunun sonucunda; dış görünüşte, karakterde, değerlerde kusurlar bulmanın yada rahatsız edici kişisel alışkanlıkları farketmenin yaşanan Sosyal şoklar karşısında kendilerine rehberlik edecek ebeveynlere gereksinim duyarlar.

 

Ergen çocuğunuzla sosyal konular üzerinde konuşurken;

 

                        *          Anlayışlı bir iletişim kurun. Hedef iletişim hatlarını açık tutmaktır, böylece ergenler soruları ve sorunlarıyla istedikleri anda ebeveynlerine gelebileceklerini hissederler.

           

                        *          Sabırlı olun. Ergenlerin sosyal sorunlarının çözümleri her ne kadar bize çok açık görünse de, onlara kendi sorunlarının karmaşıklığını ve bunları çözmeyi öğrenmeleri için zaman tanıyın.

 

                        *          Tarafsız kalın. Arkadaşları hakkında söylediklerinize dikkat edin. Arkadaşlarının yaşamlarındaki yeri çok büyük olduğu için, onlara karşı sözel bir saldırıyı kendilerine yapılmış gibi görebilirler. Eğer arkadaşlarını onaylamıyorsak, çok iyi nedenlerimizin olması ve bunları sunarken olabildiğince tarafsız kalmamız gereklidir.

                        *          Beklentilerinizi netleştirin. Arkadaşlarıyla dışarı çıkma ve eve dönme saatleriyle ilgili bazı kurallar ve sınırlar belirlemeniz gerekir. Ergenlik deneyiminin bu yönü ile ilgili olumlu  ama kararlı bir tavır takının. Koyduğunuz kuralların nedenlerini mutlaka açıklayın.

 

c. Ergenlik Çağında Zihinsel Gelişme :

 

                         Birey artık yeni bir düzeyde düşünmeye, fikirler üretmeye, önermeye, pazarlık etmeye başlamıştır. Bazen herhangi bir tartışmada karşı görüş belirttiğinde kendinizi terslenmiş ve kötü hissedebilirsiniz. Ancak ergenin burada amacı sizi sınamak veya fikirlerinizi reddetmek değildir. Yalnızca, kendi zihinsel kimliğini oluşturmaya  ya da yeni düşünme yetisini kullanmaya çalışıyordur.

 

Ergen: “Baba, yeryüzündeki bütün insanlar aynı anda aynı yöne yürümeye başlasalardı dünyanın yörüngesine ne olurdu?

Baba: ??????(sessizlik...)

Ergen: Baba soruma cevap vermedin.

Baba: Üzgünüm hala bu dediğini hayal etmeye çalışıyorum.

 

Ergen çocuğunuzla zihinsel konularda konuşurken:

 

* Zihinsel gelişimlerini teşvik edin. Çocuğunuzun görüşlerini dinlemeniz, mutlaka onları kabul ettiğiniz anlamına gelmez, ama düşüncelerini önemli bulduğunuz mesajını verir. Bu onları konuşmaya ve düşünmeye devam etmek için teşvik eder.

                        *          Arkadaş gibi konuşun. Sizin için önemli olan düşüncelerden ve duygulardan, olabildiğince kendi arkadaşlarınızla konuşuyormuş gibi bahsedin.

 

* Zararsız abartmalara izin verin. Bir ergenin düşüncesi sürekli değişim içindedir. Cüretli sözlere yada çokbilmiş bir ses tonuna tepki göstermekten sakının. Birgün çocuğunuz savunduğunuz fikirlerin modasının geçmiş olduğunu söylediğinde kızmanıza veya savunmaya geçmenize gerek yoktur.

 

d. Ergenlikte Duygusal Gelişme :

 

                         Kimi zaman ergenlerin duygusal iniş-çıkışlar  yaşadıklarını hissederiz; bir an güvenin, iyimserliğin ve eğlencenin zirvesine tırmanıp, bir sonraki an güvensizliğin, karamsarlığın ve depresyonun derinliklerine düşebilirler. Bu iniş-çıkışlar bize anlamsız gelebilir, ama ergen “neden” öyle hissettiğini bize açıklayamasa da, bunlar onun için gerçektir.

                         Bir ergen “Beni neden anlamıyorsun!” diye patladığında, büyük olasılıkla haklıdır. Bunun nedeni belki de, çocuğunuzun bir duyguyu tanımlayacak sözcükleri bilmemesi, sizin de tahmin yürütmekte pek başarılı olmamanızdır.

           

Ergen çocuğunuzla duygusal konularda konuşurken:

           

       *          Hislerini sağlıklı bir şekilde ifade edebilmesine örnek olun. Kendi hislerinizi olabildiğince doğru ve tam olarak tanımlarsanız, çocuğunuz duyguları ifade eden sözcükleri öğrenecektir.

           

                        *          Onların hislerini hafife almayın. Neşeni bozma, bu hiçte sinirlenecek bir şey değil.”  sözleri işe yaramaz , çünkü zaten sinirlenmiş olan ergen, böyle güçlü bir hisse kapılmasının nedenini savunmak zorunda bırakılır. Bu ise, yetişkinin duyarsız olduğunu düşünmesine yol açar ve dahası, iletişim kesilebilir.

           

*          Duygusal iniş-çıkışlara aşırı tepki göstermeyin. Ergenlerin duygusal dengeye kavuşabilmeleri için zamana ve özgürlüğe gereksinimleri vardır. Derin ve kuvvetli duygular beslemeyi öğrenmek, tüm işlevleri ile insan olabilmenin önemli bir parçasıdır.

           

                        *          Mizah anlayışınız üzerinde çalışın. Ailece gündelik hayattaki aksaklıklara gülmekten kaçınmayın.

 

                        *          Başarılarını kutlayın. Ne yazık ki, bazen yenilgilere karşı zaferlere karşı olduğumuzdan daha empatili oluyoruz. Ama coşku ve iyimserlik anları, mümkün olduğu kadar teşvik edilmeli ve paylaşılmalıdır.

 

4.         İLETİŞİM (ERGENLERLE İLETİŞİM)

 

“Ergenleri Anlamanın Yolu; Onlarla İletişim Kurmaktır.”

 

             Çoğumuz iletişimin işleyişi hakkında, arabamızın motorunu çalıştıran mekanik ilkeler kadar bilgi sahibiyiz; yanı pek fazla şey bilmeyiz. Arabamıza biner, motoru çalıştırır ve gideriz. Motorun nasıl çalıştığı bizi ilgilendirmez... ta ki bozulup bizi yarı yolda bırakana kadar.

             Pek çok ebeveyn, ergen çocuklarıyla iletişim konusunda da böyle hissederler. Başlatmaya son derece isteklidirler ve yumuşak bir şekilde sürmesini beklerler. İyi çalışan iletişim”motorumuz” bozulduğunda bir onarım el kitabına ihtiyaç duyarız.      

           

a. İletişim Nedir?

           

                         İletişim; bir gülme, bir el sıkışma, bir gözyaşı, bir kaş çatma, bir hareket, bir sözcük, bir tonlama, bir gülümseme, bir fısıltı, bir çığlık, bir göz kırpma ve bir kucaklamadır. Bir mesajın veya anlamın, birinin zihninden başkasının zihnine, sözcükler, vücut dili ve ses tonu yoluyla aktarılması sürecidir. Aslında sizin mesajınızı duyan kişi onu doğru yorumlayana kadar gerçek iletişim oluşmaz.

           

Yüzeysel olarak bu süreç salt alışkanlık işi ve basit gibi görünebilir. Ancak eğer “motorun kapağı”nın altına bakarsanız, iletişimin, birlikte ve doğru biçimde işlemesi suretiyle bütün sürecin çalışmasını sağlayan çeşitli parçalardan meydana geldiğini görürsünüz. Birisi ile iyi konuşma yaptığınızda, bütün bu parçalar “hareket” halindedir, birbiri ile ilişki ve iletişim içindedirler; tıpkı iyi çalışan bir motorun parçaları gibi. Bunu, iletişim sürecinin yedi öğesine tek tek bakarak basitleştirelim.         

 

b. İletişim Sürecinin Yedi Öğesi       

 

  

 

                                 Gönderen

           

             İlk önce, kendinizi mesajın göndereni olarak düşünün. Gönderen olarak ergen çocuğunuzla en önemli rolü siz oynamaktasınız.

 

  

                                 Oluşturma

 

                                                                      

                                Gönderen

             İletişim sürecindeki ikinci basamak, iletmek istediğimiz  düşüncelerden çıkan mesajı oluşturmaktır. Önünüzdeki  pek çok seçenek arasından, belli sözcükleri, bir ses tonunu, bir yüz ifadesini, duruşu vb.  birleştirerek tek bir mesaja

 

dönüştürürsünüz. Sürecin bu aşaması çok hızlı ve otomatik olarak geçekleşir. Üzerinde düşünmeyiz; bu da sık sık iletişim sorunlarına neden olur.

 

                                  Mesaj

  

                                              Oluşturma

 

 

                                  Gönderen               

           

             Bu sürecin sonucu mesajdır. Bu mesaj sizin düşüncelerinizin ifadesi; yani ergen çocuğunuza aktardığınız sözcükler ve görüntülerdir. Siz konuşurken onun gördüğü, hissettiği ve duyduğu şeylerdir.

 

 

                                    Mesaj

                                    

                Oluşturma                Yorumlama                    Gönderen

 

             Bir sonraki aşamada, mesajı alan ergen onu yorumlar. Ne yazık ki, bu yorum sizin kastettiğiniz şeyden çok farklı olabilir.

 

                                      

                                                       Mesaj

 

 

 

 

 

 

     Oluşturma                                Yorumlama            Gönderen                                 Alıcı

 

             Alıcı, sizin göndermiş olduğunuz mesajı anlamaya çalışan kişidir. Alıcı olarak, ergen çocuğunuzun eğilimleri, tavırları ve alışkanlıkları,mesajınızı yorumlama tarzını etkiler.

 

                                                              Mesaj

  

 

                                  Oluşturma                                 Yorumlama

 

 

Gönderen                               Alıcı                                         İlişki

                                                                                                                                        

                                                          

             Çocuğunuzun kişiliği, mesajınızın ne denli etkili olacağını belirleyen tek etken değildir. Ergen çocuğunuzla aranızdaki ilişkinin niteliği de süreci etkiler.

 

 

             İletişimlerinizin meydana geldiği bağlam ise, sürecin karmaşıklığına bir öğe daha katar. Bağlam iletişimin gerçekleştiği mekanı ve koşulları içerir.

 

c. Yedi Aşamalı Onarım El Kitabı

 

                        Bir şeyi farklı söylemiş yada hiç söylememiş olmayı kimbilir kaç kez istemişsinizdir? Belki de, “Öyle demek istememiştim,” ya da “Benim söylemek istediğim kesinlikle bu değildi.” Diye açıklamalar yapmak zorunda kalmışsınızdır. Çoğu evde bu tür yanlış anlaşılmalara sık sık rastlanır. Şimdi bu yanlış giden şeyleri nasıl düzeltiriz onu görelim.

           

                        Gönderen İçin Onarım Stratejileri

           

Burada öncelikle üç kendini ifade etme tarzından bahsedelim.

 

Ebeveyn Tarzı: Gönderenin konumunu yükseltme ve dinleyeninkini alçaltma girişimleri olarak düşünülebilir. Bu tür ifadeler, azarlamak, mahkum etmek, bağırmak, nutuk çekmek, hükmetmek, uyarmak, eleştirmek, öğüt vermek, terslemek, kayıtsızlık, kızgınlık, duyarsızlık ve sert bir ses tonunu içerir.

 

Yetişkin Tarzı: Savunmacı olmayan ve dürüst  ifadeler olarak tanımlanabilir. Bunlar, dinleyenlerin en iyi yönünü ortaya çıkartır ve onlara eşit değerde insanlar olarak davranır. Yetişkin ifadeleri karşılıklı saygı, açıklık, duyarlılık, dobralık, dinleme isteği ve hislerin dürüst bir ifadesini içerir.

 

Çocuk Tarzı: Bazen spontan (kendiliğinden), canlı ve eğlenceli olabilir. Hepimiz zaman zaman çocuk tarzını sergileriz. Çocukluk durumunda hizmet edilmeyi, üzerimize titrenmesini, dikkat merkezi ve sorumluluktan uzak olmayı isteriz. Çocuk ifadelerinin özellikleri duygusal patlamalar, öfke, engellenme hissi, sorumsuzluk, çok konuşmak, öç alma arzuları ve adaletsiz karşılaştırmalardır.

 

* Kendinizi iyi analiz edin. İyi gitmeyen konuşmalarda kendinize şu soruları sorun: “Kendimi bir ebeveyn gibi mi, bir yetişkin gibi mi, yoksa bir çocuk gibi mi ifade ediyorum? İstediğim etkiyi elde edebilmek için mesajımı nasıl değiştirmeliyim?

 

* Şimdiki zamana uygun davranın. Unutmayın ki, geçmişteki deneyimleriniz ile bugün seçtiğiniz (ebeveyn, yetişkin yada çocuk) tarzınız arasında bir bağlantı vardır.yetişkin tarzı kullanmanız ergen çocuğunuzla iletişiminizi geliştirmeye doğru önemli bir adım olabilir.  

 

* Ebeveyn tarzınıza karşı duyarlı olun; ve onun yerine Yetişkin tavrını benimsemeye çalışın. “Gerekli”, “her zaman”, “asla”, “aptal”, “büyü artık”, gibi ebeveyn sözlerinin yada “istiyorum”, “ihtiyacım var”, “keşke”, “yapmam”, vb. çocuksu ifadeleri kullanmaktan kaçının. Bunların yerine “Ne düşünüyorsun?”, “Yapabiliriz”, “deneyelim”, “en iyisi şöyle yapmak”, “ne dersin?” vb.  ifadeleri kullanın.

 

* Ergen çocuğunuzun en iyi niteliklerini öne çıkarı. Rahatsız edici şekilde davrandığı zamanlarda bile, kendi yetişkin tarzınızı koruyarak, çocuğunuzu çocuk yada ebeveyn tarzından yetişkin tarzına geçmeye teşvik edebilirsiniz.  

 

Oluşturma Süreci İçin Onarım Stratejileri

 

Ebeveynle ergen arasındaki iletişim bozukluklarının en yaygın nedenlerinden biri, mesajlarımızın açık olmamasıdır. Buna yol açan ne demek istediğimizi biliyorsak da, kastettiğimiz şeyi başkalarının kolayca anlayabileceği şekilde nasıl ifade edeceğimizi her zaman bilemememizdir.

 

Örnekler:

 

Örnek 1.“Makul bir saatte evde olmanı istiyorum” gibi basit bir mesajla, ergen çocuğunuzun saat ona kadar eve gelmesi gerektiğini kastediyor olabilirsiniz. Çocuğunuz ise “makul saati” sabahın biri olarak yorumlayabilir.

 

Örnek 2.

Söylenen Cümle

Kastettiğiniz Şey

Ahmet, lütfen yatağını düzelt.

Ahmet, lütfen yatağını hemen düzelt, çünkü az sonra misafirlerimiz gelecek.

                                               

Ne demek istediğinizi tam olarak belirtmediğiniz sürece bütün normal ergenler gibi Ahmet’te düşüncenizi şöyle anlayacak:  

“Ahmet, lütfen yatağını bir ara düzelt.”                  

Bu tür durumlarda;

*          Sorunun oluşturma tarzından kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için ifadelerinizi analiz edin. Kendinize şu soruları sorun:

                                    “Yanlış anlaşılabilecek yada farklı yorumlanabilecek sözcükler yada cümleler mi kullandım?”

“Acaba sözlerim kastettiğimden başka anlamlarda yorumlanabilecek kadar belirsiz mi?”

                                    “Ergen çocuğumun kafasını karıştıracak içsel göndermeler yada anlaşılmaz sözler mi kullandım?”

 

*          Eğer sözlerinizi yeterince açık bir şekilde oluşturmadığınızdan endişeliyseniz, konuşmadan önce şu sorular hakkında düşünün:

                         “Gerçekten ne demek istiyorum?”

“Eğer başka biri bana bunları söyleseydi, nasıl yorumlardım?”

                         “Acaba haksız varsayımlarda bulunuyor muyum?”

                         “Açık ve doğrudan mı davranıyorum?”

 

Mesaj İçin Onarım Stratejileri

*          Sözcükler: Kullanmak istediğiniz veya istemediğiniz sözcükleri seçmek için birkaç saniye bekleyin. Bu amacınıza en etkili ve verimli biçimde anlatacak sözcükleri seçmenize yardım eder.

*      Ses Tonu: Sesinizi, ergen çocuğunuzun duyduğu gibi duymaya çalışın.

*          Sözsüz İşaretler: yine beden ve yüz ifadelerinizi çocuğunuzun gözüyle görmeye çalışın. Bir konuşmayı videoya alın veya kendinizi aynadan seyredin.

 

Yorumlama Süreci İçin Onarım Stratejileri

           

            *          Çocuğunuzun sizi doğru yorumlamadığını gösteren tepkilere karşı tetikte olun. Gösterdiği tepkide herhangi bir şey size doğru gelmiyorsa, “Ne demek istediğimi biliyor musun?” diye sorun, yada, “Galiba bir noktayı iyi açıklayamadım. Kastettiğim şeyi bir kez daha anlatmaya çalışayım.” deyin.

 

            *          Çocuğunuzda duygusal patlamaya neden olan bir mesajı çözümleyin. Sizce patlamaya neden olan neydi? Mesajınızı doğru yorumladığını düşünüyor musunuz? Mesajınızı, çocuğunuzun yorumlama tarzına uyacak biçimde değiştirmenin yollarını ve mesajlarınızı daha iyi yorumlamayı öğrenmesi için ne yapabileceğinizi düşünün.

 

            *          Mevcut çatışma konularını çocuğunuzla birlikte çözümleyin. Yorumlama sorunlarını sizinle paylaşıyor mu? Eğer öyleyse, iletişimdeki başarısızlıkların, ikinizin gerçekten önem verdiği konularda nasıl önünüzü kestiğine dair bir konuşmaya çocuğunuzu katmaya çalışın. Yorumlama sorunlarındaki asıl tehlike, doğru olmayan varsayımlara yol açabilmeleridir; “Oğlum tembel”, ya da “babam mantıksız” gibi.

 

Alıcıyla İlgili Onarım Stratejileri

            

          

  *          Gevşeyin. Ergen çocuğunuzun büyüyen ve sürekli değişen, hareket halindeki bir hedefe benzediğini unutmayın. Bugün ona ulaşmanın kesin bir yolunu bulmuş olsanız bile, bu yarın işe yaramayabilir. Etkili iletişim pratiğini pekiştirerek gelecekte iyi bir alıcı olması için elinizden geleni yapın. Zamanın sizden yana olduğunu unutmayın.

 

* Hatırlayın. Kendi ergenlik deneyimlerinize geri dönün ve kafanızı meşgul eden şeylerin zaman zaman ebeveyninizin söylediklerini nasıl gölgede bıraktığını düşünün. Siz ergenken, mesajlarını almada başarısız olduğunuzda, annenizle babanızın nasıl davranmalarını isterdiniz. En iyi tepki herhalde sabırlı olmaktır.

 

* Düşünün. Bir an için kendinizi çocuğunuzun yerine koyun. Ebeveyn olarak göndermiş olduğunuz mesajları siz nasıl alırdınız? Mesajlara dikkatinizi çeken ne olurdu? Onları doğru yorumlamanıza ne yardım ederdi?

 

İlişki İçin Onarım Stratejileri

 

İletişim sorunlarının hemen hemen tümü çözülebilir yada en azından daha sağlam bir ilişki kurarak hafifletilebilir.          

 

* Daha sağlam bir ilişki kurmanın en iyi yollarından biri karşılıklı saygı ve anlayış oluşturmaktır. Ergen çocuğunuzla konuşurken “sen” tümceleri yerine, “ben” tümcelerini kullandığınızdan emin olun.

 

“Sen” Tümceleri