İNSAN HAKLARI
KAVRAMLAR
Hak Kavramı
Hak, bir şeyi yapabilme yetkisidir. Bunu yapıp yapmamakta herkes kişi
serbesttir. Yani kişi hakkını kullanır ya da kullanmaz. Kimi hakların
çiğnenmesi, ahlaki olarak saygısızlıktır. Bazı haklar ise yasalarla koruma
altına alınmıştır.
İnsan Hakları Kavramı
İnsan hakları, bütün insanların yalnızca insan olmalarından dolayı sahip
oldukları haklara denir. Bu hakların temelinde, insanın değerli bir varlık
olduğu anlayışı yatar.
Evrensellik Kavramı
Evrensel bütün insanlığı ilgilendiren, dünya ölçüsünde, dünya çapında
demektir. Örneğin, bilim ve sanat evrenseldir.
Bir düşüncenin evrensel olması, dünyanın neresinde olursa olsun değer
taşıması anlamına gelir. İnsan hakları da evrensel bir kavramdır. Bugün, tüm
demokratik toplumlar, insan haklarının evrenselliğini kabul ederek insanlar
arasında hiçbir ayrım yapılmadan bu hakları sağlamaya çalışmaktadır. Çünkü,
insan hakları her zaman, her yerde ve herkes için geçerli olan haklardır.
İnsan hakları temelde, insanın özündeki değeri korumayı amaçlar. Çağımızın
ideali, insan haklarını gerçekleştirebilecek, güvence altına alabilecek bir
toplum düzenini, dünyanın her yerine yayabilmektir.
İNSAN HAKLARI DÜŞÜNCESİNİN GELİŞMESİ
İnsan Hakları Düşüncesinin Ortaya Çıkışı
İlk insanlar, günümüzde olduğu gibi toplu halde değil, dağınık olarak
yaşıyorlardı. Yaşamları, hem doğa şartlarıyla, hem de birbirleriyle mücadele
ederek geçiyordu. Güçlü olan,zorla başkalarının elinde olanı alabiliyordu.
Karşılaşılan güçlükler, insanlar arasında dayanışmayı ortaya çıkardı.
Böylece insanlar, ilk kez küçük gruplar haline yaşamaya başladılar. Zamanla
ortaya çıkan haksızlıklar ve çatışmaların önlenebilmesi amacıyla insanlar
aralarında örgütlenmeye başladılar. Sonuçta, devlet dediğimiz birlik ortaya
çıktı.
İlk devletlerde herkes eşit haklara sahip değildi. Toplum, sınıflara
ayrılmıştı. Kral ve ailesi, soylular, din adamları geniş haklara sahipken,
halkın hakları ise sınırlıydı. Bu durum, Yeni Çağ'a kadar bu şekilde devam
etmiştir.
Kurulan ilk devletlerde insanları haklara eşit sahip olmaması, beraberinde
mücadeleyi de getirmiştir. Yüzyıllarca süren bu mücadele, ilk olarak
İngiltere'de başarıya ulaşmış ve ilk kez kralın etkileri
sınırlanmıştır.(1215 / Magna Carta Özgürlük Bildirgesi).
Yeni Çağ'da İnsan Hakları Düşüncesinin Gelişimi
İnsan hakları düşüncesinin gelişiminde ilk ciddi başarılara 17. ve 18.
yüzyıllarda ulaşılmıştır. O dönemde bu düşünceye en büyük katkıyı "doğal
hukuk" düşüncesi diye bilinen akım sağlamıştır. Doğal hukukçulara göre;
"insanın doğuştan kazandığı haklar ve özgürlükler vardı. Bunlar
sınırlanamaz, engellenemez, baskı altında tutulamazdı. "Doğal Hukuk
Akımı'nın en önemli temsilcileri, T.Hobs ve J.J.Russo'dur.
Tarihsel süreçte, insan hakları düşüncesi adım adım geliştirilmiştir. Bu
gelişmeler özetle şu şekildedir:
*1689 İngiltere Haklar Bildirgesi
*1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi
*1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi
Bunlardan sonuncusu olan Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi, diğer
ikisine göre daha geniş kapsamlıdır. Sadece Fransızlar için değil, herkes
için geçerli hakları ilan etmiştir.
Bu haklardan en önemlileri şunlardır;
*Bütün insanlar özgür doğar ve eşit haklara sahiptir.
*Devlet, temel hakları ve özgürlükleri korumak zorundadır.
*Kanunlar önünde tüm insanlar eşittir.
Yeni Çağ'ın sonlarına doğru, yaşama hakkı, özel yaşamın gizliliği, sağlık
hakkı, eğitim hakkı, düşünce, kanaat ve ifade özgürlüğü, din ve vicdan
özgürlüğü gibi "birinci kuşak haklar" da denilen hak ve özgürlükler
belirlenmiştir.
20.Yüzyılda İnsan Hakları Düşüncesindeki Gelişmeler
İnsan hakları mücadelesi, yüzyıllar boyu sürmüş olsa da bu hakların uluslar
arası alanda kabul görmesi oldukça yenidir. II.Dünya Savaşı'ndan sonra insan
hakları, ülkelerin kendi iç sorunları olmaktan çıkarılmıştır. 1945 yılında,
Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanmıştır. Devletler, insanlığa ve insan
haklarına karşı yapılan saldırları uluslar arası düzeyde önleme çabasına
girmişlerdir. Buna bağlı olarak 10 Aralık 1948'de İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesi (İHEB) imzalanmıştır.Bu bildirgede;
*Yaşama Hakkı,
*Kişi Güvenliği,
*İşkence ve kölelik yasağı,
*Haksız tutuklamaların önlenmesi,
*Herkesin ülkesindeki yönetime katılması,
*Yasalar önünde eşitlik,
*Konut dokunulmazlığı,
*Özel yaşamın gizliliği,
*Din ve vicdan özgürlüğü gibi konular yer almıştır. Bu hakların tamamından
tüm ülkelerde yaşayan insanların yararlanması ilkesi benimsenmiştir.
Kişilerin insanca yaşaması için, ekonomik ve sosyal baskılardan kurtulmaları
gerektiği vurgulanmıştır.
İHEB, fazlaca bağlayıcılığı olmayan bir bildirgeydi. Yıllar sonra "Kişisel
ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme" ile "Ekonomik, Sosyal ve
Kültürel Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme" de uluslarca imzalandı.
1976 yılında 35 ülkenin imzalamasıyla İHEB, hem bağlayıcı hem de yükümlülük
getiren bir içerik kazanmış oldu. Türkiye de 10 Mart 1954'te sözleşmeyi
imzalayarak bu yükümlülüğü üstlenmiştir.
Günümüzde, insan haklarıyla ilgili çalışmalar daha da hızlanmıştır. Çünkü,
demokratik yönetimlerin temelinde insan haklarının korunması vardır. Gelişen
bilim ve teknoloji yeni insan haklarını ortaya çıkarmıştır. Bunlar:Çevre
hakkı, barış hakkı, gelişme ve ilerleme hakkı, insanlığın ortak mirasını
koruma hakkı gibi haklardır.