İSLAM TARİHİ
İslâmiyet’in Doğuşu ve Hz.Muhammed
Dönemi
Hz. Muhammed, 610 yılında 40
yaşındayken peygamberlikle görevlendirilmiş ve İslam dinini
yaymaya başlamıştır.
Mekke’den Medine’ye Hicret (622)
Hicretin Nedenleri
Mekkelilerin Müslümanlara karşı
baskılarını artırmaları ve İslâmiyet’in Mekke’de yaşanamaz hale
gelmesi
Hz. Peygamberin İslâmiyet’i değişik
yerlere yaymak istemesi
Hicretin Sonuçları
-
Medine’de İslâm site devleti kurulmuştur.
-
Muhacirlerle Ensar kardeş ilan
edilmiştir. Böylece Müslümanlar arasında sosyal dayanışma
artmıştır.
-
Müslümanların Medine’ye yerleşmeleri
Mekkelilerin kullandığı Şam ticaret yolunu tehlikeye
sokmuştur.
-
Müslümanlarla Yahudiler arasında savunma
ittifakı kurulmuştur. Bu vatandaşlık antlaşması İslâm
tarihinin ilk anayasası kabul edilmiştir.
-
Müslümanlar Mekkelilerin işkence ve
baskılarından kurtulmuştur.
-
İslâmiyet Medine’de daha hızlı bir
yayılma göstermiş, kısa zamanda
-
Müslümanlar büyük bir siyasal güç haline
gelmişlerdir.
Bedir Savaşı (624)
Medine’ye hicret eden Müslümanların
Mekke’deki mallarının yağmalanıp Şam’da satılması üzerine Hz.
Muhammed buna bir misilleme olarak Şam’dan dönen kervanın Medine
yakınlarında yolunu kesmek istemiştir. Bu gelişme üzerine
Mekkelilerle Müslümanlar arasında Bedir Savaşı yapılmıştır.
Bedir Savaşı’yla;
-
Müslümanlar siyasi ve dini yönden daha
güçlü hale gelmiştir.
-
Hz. Muhammed’e olan güven artmıştır.
-
İslâm hukukunun temelleri atılmış, elde
edilen ganimetler paylaştırılmıştır.
-
Şam ticaret yolları Müslümanların
kontrolüne geçmiştir.
Uhud Savaşı (625)
Bedir Savaşı’nda mağlup olan
Mekkeliler, bu yenilginin acısını çıkarmak için Medine üzerine
yürüdüler. Uhud dağı eteklerinde yapılan savaşı Müslümanlar
kaybettiler.
Bu olay en çok Yahudileri
sevindirmişti. Hz. Muhammed Uhud Savaşı sırasında önceden
yapılan anlaşmaya uymayan Yahudileri şehir dışına sürgün
etmiştir.
Hendek Savaşı (627)
Yahudilerin maddi destek vererek
Mekkelileri kışkırtması ve Mekkelilerin Müslümanların
gelişmesini engellemek istemeleri Hendek Savaşı’na neden
olmuştur.
Hendek Savaşı’nın Sonucunda;
-
Müslümanların kuvvetlerinin arttığı ve
mağlup edilemiyeceği Kureyşliler tarafından anlaşılmıştır.
-
Kureyş’in mağlup olmasıyla etraftaki
kabileler arasında İslâmiyet’in yayılması hızlanmıştır.
-
Yahudiler Medine’den çıkarılarak içeriden
gelebilecek tehlikeler önlenmiş, böylece Medine tamamen
Müslümanların denetimine geçmiştir.
-
Hendek Savaşı Müslümanların son savunma
savaşı oldu. Bu savaştan sonra Mekkeliler savunmaya
çekilmiştir.
Hudeybiye Antlaşması (628)
Medine’ye hicret eden Müslümanlar
Mekke’ye gidip Kabe’yi ve akrabalarını ziyaret etmek istediler.
Mekkeliler Hz. Muhammed’in önderlik yaptığı bu grubu Mekke’ye
sokmadılar. İki taraf arasındaki görüşmeler sonucunda antlaşma
imzalanmıştır.
Hudeybiye Barışı’yla;
-
Müslümanların siyasi bir varlık olarak
imzaladıkları ilk antlaşmadır. Böylece Mekkeliler
Müslümanları hukuken tanımıştır.
-
Müslümanlarla Mekkeliler arasında
kaynaşma olmuş, İslâmiyet Mekkeliler ve etrafındaki
kabileler arasında yayılmıştır.
-
Taraflar arasında sert davranışlar
yumuşamış, buna paralel olarak ticaret faaliyetleri
artmıştır.
Hayber’in Fethi (629)
Mekke’den gelecek saldırı
tehlikesini önleyen Hz. Muhammed, Hendek Savaşı’nın yapılmasında
önemli rol oynayan Yahudilerin oturduğu Hayber’i fethetti.
Yahudilerin vergi ödemeleri şartıyla burada yaşamalarına izin
verildi. Böylece Şam ticaret yollarının güvenliği sağlanmıştır.
Mute Savaşı (629)
Arap olmayan uluslarla Müslümanların
ilk mücadelesi Mute Savaşı’yla başlamıştır. Müslümanlar bu
savaşta Bizans ordusuna karşı kesin bir başarı sağlayamamıştır.
Bizans ile Müslümanlar arasında ilk savaş yapılmıştır.
Mekke’nin Fethi (630)
Hz.Muhammed, Hudeybiye Antlaşması’na
uymayan Mekkeliler üzerine 10.000 kadar askerle sefere çıktı.
Güçlenen ordu şehri kuşatmış, ciddi bir direnme görmeden
Mekke’yi fethetmiştir. Mekke’nin fethinden sonra Müşriklerle
Müslümanlar arasında Huneyn Savaşı yapılmış ve Taif
kuşatılmıştır. Bizans Ordusu’na karşı yapılan Tebük seferi
sırasında Gassani Arapları Müslümanlığı kabul ettiler. Tebük
seferi Arap Yarımadası’nda siyasal birliğin önemli ölçüde
kurulduğunu göstermektedir. Tebük Hz. Muhammed’in son seferi
olmuştur.
Hz. Muhammed, Tebük Seferi’nden
Medine’ye döndükten bir yıl sonra hac yapmak amacıyla Mekke’ye
gitmiştir.
Veda Haccı’ndan sonra Hz. Peygamber
rahatsızlanarak 8 Haziran 632’de 63 yaşındayken vefat etmiştir.
Dört Halife Devri (632 - 661)
Hz. Muhammed, vefatı sırasında
fertlerin seçme haklarına saygılı davranmak amacıyla yerine
kimseyi tayin etmemiştir. Müslümanlar Kureyş’in ileri
gelenlerinden Hz. Ebubekir halife seçtiler. Dört Halife
Devri’nde Halifeler seçimle belirlendiği için bu döneme
“Cumhuriyet” denilmiştir.
1. Hz. Ebubekir Dönemi (632 - 634)
İç Olaylar
Hz. Muhammed’in vefatından sonra
zekat vermeyen ve dinden dönenlerle mücadele edilerek düzen
sağlanmıştır.
Kuran-ı Kerim’in kitap haline
getirilmesinde;
-
Hz. Muhammed’in vefat etmesi
-
Yalancı peygamberlerin ortaya çıkması
-
Hafızların savaşlarda şehit olmaları
-
Ayetlerle hadislerin birbirine
karışmasının önlenmek istenmesi
-
Kuran ayetleri arasına rivayetlerin
girmesinin önlenmek istenmesi
-
Kuran’ın yazılı olduğu malzemenin (deri,
taş, ağaç gibi) korunmasındaki zorluklar
etkili olmuştur.
Dış Olaylar
2. Hz. Ömer Dönemi (634 - 644)
Siyasal Gelişmeler
-
Suriye, Filistin, İran, Irak, Mısır,
Azerbaycan fethedilmiştir.
-
İslâm kültürü ilk kez bu dönemde farklı
kültürlerle karşılaşmıştır. Bizans ve Sasani kültürleri
İslâm kültürünü olumlu yönde etkilemiştir.
Teşkilatlanma Alanındaki Gelişmeler
Hz. Ömer zamanında toprakların
genişlemesiyle yeni düzenlemelere gidilmiştir:
-
Hicretin 20. yılında daha çok mali
problemleri çözümlemek için ilk divan örgütü kurulmuştur.
-
Vilayetlere gönderilen valilerin yanına
adalet işlerinden sorumlu kadılar gönderilmiştir.
-
Fetih edilen yerler ilk defa yönetim
birimlerine ayrıldı. Böylece ülke büyük illere bölünmüştür.
-
İlk defa Hz. Ömer döneminde stratejik
önemi olan yerlere daimi ordugahlar (cündler) kurulmuştur.
Bu ordugahlar yapılan fetihlerde önemli rol oynamıştır. İkta
sistemi, ilk defa bu dönemde uygulanmıştır.
3. Hz. Osman Dönemi (644 - 656)
-
İran’ın fethi tamamlanmış, Trablusgarp ve
Tunus fethedilmiştir. Kafkaslara giren İslam Orduları
Hazarlara yenilerek Kafkasların güneyine çekilmiştir.
-
Şam’ da ilk kez donanma kurulmuş, Kıbrıs
bu donanmanın seferleri sonucunda vergiye bağlanmış, Rodos
fethedilmiştir.
Kur’an–ı Kerim’in Çoğaltılması
Dört Halife döneminde sınırların
genişlemesine paralel olarak değişik uluslar İslâmiyet’i
benimsemişti. Farklı dil ve şiveleri kullanan toplumlarda Kur’an–ı
Kerim’in değişik okuma şekilleri ortaya çıktı. Bu durumu önlemek
amacıyla Hz. Osman döneminde bir heyet kurularak Kur’an
çoğaltılmıştır (651).
İç Karışıklıkların Başlaması
Hz. Osman döneminde;
-
Önemli görevlere Emevi ailesinden
kişilerin getirilmesi
-
Yahudi asıllı Abdullah b. Sebe’nin ve
İslâmiyet’i kabul etmiş gibi görünüp gerçekte benimsemeyen
(münafık) kişilerin çalışmaları
-
Ganimet gelirlerinin azalması ve orduda
memnuniyetsizlikler isyanları başlatmıştır.
Hz. Osman döneminde yaşanan bu
olaylar sonucunda;
4. Hz. Ali Dönemi (656 - 661)
Hz. Ali’nin halife seçilmesinden
kısa bir süre sonra, Hz. Osman’ın katillerinin bulunmasında
yavaş davranıldığını söyleyen Hz. Muaviye ve Hz. Aişe, Hz.
Ali’nin halifeliğini tanımadılar. Bu nedenle Hz. Aişe’nin
önderliğindeki Mekke grubu ile Hz. Ali grubu arasında Cemel
Savaşı yapılmıştır (656). Müslümanlar arasında yapılan bu ilk
savaşı Hz. Ali kazanmış ve İslâm dünyasında herhangi bir ayrılık
olmamıştır.
Hz. Muaviye’nin başını çektiği Şam
grubu ile Hz. Ali grubu arasında Sıffin Savaşı yapılmıştır
(657). Hakem Olayı’ndan sonra Müslümanlar, siyasal gruba
ayrılmıştır.
Hariciler; 661’de sadece Hz. Ali’yi
şehit etmişlerdir. Dört Halife dönemi bitmiş, Emeviler dönemi
başlamıştır.
Emeviler Devleti (661 - 750)
Muaviye Dönemi (661 - 680)
Muaviye dönemde, iç düzen yeniden
sağlamlaştırıldıktan sonra fetihler yeniden başlatılmıştır.
Doğu’da Maveraünnehir’e girilmiş, İstanbul iki kez Müslümanlar
tarafından kuşatılmış, fakat başarı sağlanamamıştır.
Muaviye döneminin en önemli
olaylarından birisi de kendisi ölmeden oğlu Yezid’i veliaht ve
halife ilan etmesidir. Böylece halifelik babadan oğula geçen
“saltanat”a dönüşmüştür.
Yezid Dönemi (680 - 685)
Yezid döneminin en önemli gelişmesi
Kerbela Olayı’dır. Hz. Peygamberin torunu Hz. Hüseyin,
halifeliğin babadan oğula geçemeyeceğini ve seçim yapılması
gerektiğini söyleyerek Kûfe’ye doğru yola çıktı. Fakat Yezid’in
komutanı Ubeydullah, Hz. Hüseyin’i ve yanındakileri Kerbela’da
durdurdu. Bir müddet sonra Hz. Hüseyin’i ve yanındakileri
kılıçtan geçirdi (10 Muharrem 680).
Bu olay Müslümanların; Şiiler ve
Sünniler şeklinde kesin olarak gruplara ayrılmasına neden
olmuştur. Kerbela’da Hz. Peygamberin torununun şehid edilmesi
İslâm dünyasında Emevilere karşı isyanların çıkmasına ve
düşmanlığın artmasına neden olmuştur.
Abdülmelik Dönemi (685 - 705)
Arapçanın resmi dil olarak kabul
edilmesi ve ilk İslâm parasının bastırılması Abdülmelik
döneminde gerçekleştirilmiştir.
Velid Dönemi (705 - 715)
Tarık b. Ziyad komutasındaki İslâm
orduları 711’de İspanya’nın fethine başlamıştır. Daha sonra
buraya Endülüs ismi verilmiştir.
Müslümanlar 732’de Puvatya
Savaşı’nda Franklara yenilinceye kadar ilerlediler. Puvatya
Savaşı sonucunda Avrupa’daki son sınır Pirene dağları olarak
kalmıştır.
Emevilerin Yıkılışında;
-
Arap milliyetçiliği yapmaları ve diğer
milletlere değer vermemeleri
-
Fetih hareketlerinin durması
-
Emevilerin Hz. Muhammed’in soyundan
gelenlere iyi davranmamaları
-
Arap kabileleri arasındaki rekabetin
savaşlara dönüşmesi
-
Emeviler Devleti, Horasan valisi Ebu
Müslim Horasani’nin isyanı ve Emevi halifesi Mervan’ın
öldürülmesiyle sona ermesi
gibi nedenler etkili olmuştur.
Abbasiler Devleti (750 - 1258)
751’de Talas Savaşı yapılmıştır. Bu
savaşta Türklerin Karluk, Yağma ve Çiğil boyları Abbasilere
yardım etmiş, savaştan sonra da İslâmiyet’i kabul etmişlerdir.
Halife Mansur döneminde ilk kez eski
Yunan ve Hellenistik medeniyetine ait eserler tercüme edilmeye
başlanmıştır.
Abbasilerin en parlak dönemi Harun
Reşid’in halifeliği sırasında yaşanmıştır. Bu dönemde halkın
yaşam standartı yükselmiş, kültür ve mimari alanda çalışmalar
yapılmıştır.
Harun Reşid döneminde Bizans
sınırında “Avasım” eyaleti kuruldu. Anadolu’da Tarsus’tan doğu
yönüne uzanan bir hat boyunca kurulan bu şehirlere Türkler
yerleştirilmiştir.
Harun Reşid’in oğullarından Memun
zamanında Türkler devlet kademelerinde ve orduda yer aldılar.
Sadece Türkler için kurulan Samerra şehri kısa bir süre devletin
yönetim merkezi olmuştur.
Abbasilerin Dağılması ve Yeni
Devletlerin Kurulması
IX. yüzyılın ikinci yarısından
itibaren Abbasi halifelerinin otoritesinin zayıflaması nedeniyle
eyaletlerdeki askeri valiler (Emir’ül Ümera) bağımsızlıklarını
ilan etmeye başlamışlardır. Böylece Abbasi sınırları giderek
daralmıştır.
Abbasilerin Genel Özellikleri
-
Abbasiler Arap olmayan uluslara
hoşgörüyle yaklaşmış ve İslâmiyet’in daha fazla yayılmasını
sağlamışlardır.
-
Bu dönemde Emevilere göre bilim – kültür
alanında daha çok gelişme gözlenmiştir.
-
Türkler ilk kez bu dönemde İslâmiyet’i
kitleler halinde benimsemişlerdir.
-
Abbasilerin denizciliğe önem vermemeleri
ticari ve askeri alanda gelişmelerini engellemiştir.