|
KELİME KÖKENLERİ
SAFSATA : Yunanca 'daki "sophistes" bilgili,
bilgisi olan anlamına geliyor. Türkçe ve Arapça 'da ise
"gereksiz söz" anlamında kullanılıyor.
ENTEL : Tabii ki bu sözcük batı dillerindeki "intellectual"
sözcüğünden bozularak "toplumdan tümüyle kopuk, bilgisini
yalnızca biliyor görünmek için edinen kişi" anlamında
kullanılıyor. Gerçek anlamı ise, "birçok konuda bilgili olan"dır
(sıfat).
KAPUSKA : Slavca'da "lahana" demektir. Bizde ise "kıymalı
lahana" yemeğine denmektedir.
KARYOLA : Bizde genelde yatağın üzerine serildiği, genelde
metalden yapılan ayaklı mobilya anlamına geliyor. Oysa gerçek
anlamı "el arabası"dır (carriola: İtalyanca). İtalyan
gemicilerden bizim kullanımımıza geçti; gemicilerin kullandığı
taşınabilir tekerlekli yataklara denir;kökü "taşımak"tır (carri).
AMELİYAT : Arapça'daki "amel" (iş, eylem) sözcüğünden geliyor.
Gerçek anlamı, "işlemler, eylemler"dir. Bizde ise, "yetkili
uzmanın hastaya uyguladığı işlem" (genelde cerrahi) olarak
anlaşılır.
SERBEST : Gerçek anlamı "başı bağlı"dır (ser:baş, best:bağlı).
Ancak sanırım bizde yanlış olarak kullanılıyor; gerçeği "serbes"
(başıboş) olsa gerektir. Yine de bizdeki anlamı tam
karşılamıyor. Biraz karışık bir durum yani...
SIPA : Abazaca'da (gerçekten bir ülkedir) "spau" "çocuk, yavru"
demektir. Bizde ise eşek yavrusu... Arapça'da da benzer biçimde
"sabi, sibyan" "çocuk" anlamındadır.
SOSYETE : Bizim kullandığımız söyleniş Fransızca'dan alıntı...
Anlamı "topluluk"tur. Bizde önceleri "yüksek sosyete" denen
zengin tabakaya sonradan kısaca "sosyete" denmeye başlanmıştır.
KOKONA : Yunanca "kokkona"dan geliyor ve gerçek anlamı "Hristiyan
kadın"dır. Bizde ise giyimi ve süslenmesi aşırıya kaçan (yorumu
yapanların düşüncesi böyle) yaşlı kadınlar nedense bu biçimde
anılıyor.
TUVALET : Yalnız bizim dilimizde değil, birkaç dilde daha
"hela"ya verilen isim... Aslı, Fransızca "toilette"tir ve
"temizlik" anlamına gelir. "Tuvalet kağıdı" ve "tuvalet masası"
temizlikle ilgili şeylerdir. "Tuvalet kağıdı"nı referans alarak
mekana "tuvalet" ismini vermek yalnız bizim bulışumuz değil...
Yunanlar da bunu başarmış.
DON : Elbette ki "giysi" anlamına geliyor ama "külot"un argosu
yapılmış. Zaten ne zaman ki bir sözcüğün yabancı dildeki
karşılığı "moda" olur, Türkçe'si giderek argolaşır.
|