|
KİTAP ADI ANAHTAR
KİTABIN YAZARI REFİK HALİT KARAY
1.KİTABIN KONUSU :
Kitap konu olarak toplumda ailede yaşanan çeşitli sorunların
aileyi nerelere götürdüğünü anlatır.
2.KİTABIN ÖZETİ :
. Olay İstanbulun boğaz’a bakan yalılarında yaşayan insanlar
arsında geçmaktedir. Kenan hali vakti yerinde işinde niyazında
bir memurdur . perihan isminde bir kadınla evlidir yalnız
kenan’ın aldatılma korkusu vardır. Bir gün Kenan oturdukları
köşkün anahtarını kaybeder ; ama evin sahibi olduğu için ne
karısına ne de hiz metçiye anahtarı kaybettiğini bir türlü
söyleyemez. Bu neden yeni bir anahtar yaptırmanın bütün işleri
yoluna koyacağını düşünür.
Aklına hemen karısının bir anahatrı daha olabileceği gelir ve
karısına ait olan eşyaları karıştırmaya , anahtarı bulamk için
etrafı döküp saçmaya başlar. En sonunda karısının eski
çizmelerinin arasında bir konak kapısı anahtarı bulur. Her şey
tamamdır ama ne de olsa karısına bir şey çaktırmamak lazımdır ve
hemen etrafı toplamaya baslar.
Ertesi gün işe giderken yolunun üzerindeki bir çilingire gider
ve anahtarı yapmasını rica eder. Çilingir en erken yarın
yapabileceğini söyler; ama Kenan bir yolunu bulup çilingiri
anahtarı aksma yapmaya ikna eder nede olsa aksama eve kendi
anahtarı ile girmek ister.
Aksam olur ve Kenan eve gitmek üzere evin yolunu tutar. İçinde
tahmin edemediği çeşitli korkular ve kaygılar vardır. Eve
geldiğinde evin görkemli kapısı önünde uzanmaktadır. Anahtarı,
kafasından geçen bin bir türlü kaygıya rağmen cebinden çıkarır
ve kapıyı açmayı dener. Fakat korktuğu başına gelmiştir anahtar
kapıyı açmamaktadır ama neden?
Belkide yanlış anahtarı aldı ve yanlış anahtar kopyalandı ya da…
perihan o anahtarla başka bir yerlere kimbilir başka birilerinin
evlerine gidiyordur diye düşünür. İçini tümbenliğini bir
gariplik bir tuhaf korku kaplamaya başlar. Ve etrefında ki
herkesten şüphelenmeye başlar. Karısının arkadaşlarından kendi
arkadaşlarından ve hatta arasıra kendinden bile şüphelenir.
Neden böyle bir şüphecilik içine düşmüştür bir anahtar neden onu
bu kadar zorluklara sürükler onu çözmeye çalışır. En sonunda bir
gün bu gereksiz düşüncelerinin yersiz olduğuna karar verir.
Bir gün Kenan çok fena bir şekilde hastalanır ve tüm hayatı bir
filim şeridi gibi gözlerinin önünden geçer. Bu kuruntuları
yıllardır aynı yastığa baş koyduğu karısını alacak onu Kenan’dan
uzaklaştıracak duruma gelir . kendinden utanır.
Perihan Kenan’ı ziyaret etmeye gelir. Kenan neredeyse Perihan’ın
yüzüne bakamayacak kadar utanıyordur ve dayanamaz anahtarın
nerenin anahtarı olduğunu sorar. Perihan aniden bir kahkaha
patlatı verir. Kenan hemen gücenir çünkü böylesi hayati bir önem
taşıyan konu nasıl olurda bir kahakaha sebebi olabilir. Perihan
durumu ona iyileşince anlatacağını açıklar.
Kenan iyileşir. Perihan onu doğruca Boğaza ,bir Boğaz yalısına
götürür. İşte merak ettiğin anahtar bu yalının kapılarını açıyor
der ve şehirden kaçmak için bu yalının anahtarını hatıra olarak
aldığını söyler. Kenan aniden Perihan’a sarılır ve gözlerinden
süzülen yaşlara hakim olamaz ve artık bu yalıda yaşamaya karar
verirler.
3.KİTABIN ANA FİKRİ: Kitap herne olursa olsun insanlara ön yargı
ile yaklaşılmaması gerektiğini anlatmaya çalışır.
4.KİTAP OLAYLARI VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
KENAN:Kenan hali vakti yerinde iyi bir devlet memurudur. Oldukça
varlıklıdır ve perihan adında bir karısı vardır.
PERİHAN:Perihan daha önce bir evlilik geçirmiş olan fakat
aradığını bulamayan bir kadın aynı zamanda Kenan’ın karısıdır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
kitap seçilen bir aşk konusu olarak ilk başta romantik eserleri
okumasını seven okur severlere seslenir ama ilerleyen safhalar
onu neredeyse karamsarlığın hakim olduğu bir polisye romanına
çevirir. Kitap konular arsına sıkıştırılmışolan karamsar
şüpheler nedeni ile akıcılığını kaybeder ve sıkıcı bir edaya
bürünür. Yazar mekanları ve kişileri oldukça iyi seçmiştir.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA :
Refik Halid Karay
1888'de İstanbul'da doğan Refik Halit, Bank-i Osmani
serveznedarlarından, "bâlâ" rütbesine sahip Mehmed Halid Bey'in
oğludur. Vezneciler'de Şemsu'l-Maarif ve Göztepe'de Taş
Mektep'te okuyan ve ayrıca özel dersler de alan Refik Halid,
Mekteb-i Sultani'yi terkettiği gibi, Mekteb-i Hukuk'u da yarıda
bırakıp Maliye Merkez Kalemi'ne katip olarak girdi.
1908'de katipliği bırakarak, Servet-i Fünun'da ve Tercüman-ı
Hakikat'te çalışmaya başladı, bu arada kendisine ait Son Havadis
adıyla bir gazete çıkardı ancak bunu on beş sayı sürdürebildi.
Fecr-i Ati Topluluğu'na katıldı, Servet-i Fünun'a yazılar verdi.
Kalem adındaki mizah dergisinde de "Kirpi" müstear ismiyle
siyasi mizah yazıları yazdı. Sada-yı Millet'te, bilahare Cem'de
Kirpi müstear ismiyle yazılar yazdı.
Gazeteci Ahmet Samim'in 9 Haziran 1910'da İttihatçılarca
katledilmesi üzerine İştirak adlı gazetenin 13 Haziran 1910
tarihli nüshasının buna ilişkin yazılara ayrılmasını sağladı ve
bu yüzden İttihat ve Terakkicilerce mimlendi. "Kirpi" müstear
ismiyle yazdığı, İttihat ve Terakki Fırkası'nı yerden yere vuran
yazılarını "Kirpinin Dedikleri" adıyla bir kitapta topladı ve bu
arada Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın elindeki Beyoğlu
Belediyesi'nde yedi ay süreyle Başkatip olarak çalıştı, Mahmud
Şevket Paşa'nın katlinden hemen sonra da, yargılanmaksızın
Sinop'a sürüldü (1913), bilahare Çorum, Ankara ve Bilecik'e
gönderildi. Bilecik'teyken ongünlük bir izinle İstanbul'a
geldiğinde Ziya Gökalp'in yardımlarıyla geri dönmedi yani
sürgünlüğü son
buldu (1918).
Robert Kolej'de bir yıl kadar Türkçe öğretmenliği yaptı, bu
arada Vakit, Tasvir-i Efkar ve Zaman gazetelerinde makaleler
yayınlayan Refik Halid, Damat Ferit Paşa'nın dostluğu sayesinde,
mütarekeden hemen sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na katıldı,
Posta ve Telgraf Umum Müdürü olarak görevlendirildi (1919).
İzmir'in işgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükumeti
arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul Hükumetini tuttuğu
için, İstanbul'un işgalcilerden kurtarılışının ardından
09.11.1922 tarihinde Beyrut'a kaçtı. Yüzellilikler listesine
alınması ve ihracı konusunda baskı yapılması üzerine Suriye'nin
vatandaşlığını kabul etmek zorunda kalan Refik Halid, Halep'te
yayımlanan Doğruyol ve Vahdet gazetelerini yönetti, bir ara
kendi adına çıkardığı gazeteyi de tepkiler yüzünden kapatmak
zorunda kaldı.
Af Kanunuyla, 1938'de yurda dönüp, yazmaya ve geçimini bu yoldan
sağlamaya devam eden Refik Halid, 18.7.1965 tarihinde
İstanbul'da öldü.
ESERLERİ
Romanları:İstanbul’un İçyüzü,Yezidin Kızı, Çete, Sürgün,
Anahtar, Bu Bizim Hayatımız, Nilgün 1-2-3, Yeraltında Dünya Var,
Dişi Örümcek, Bugünün Saraylısı, İkibin Yılın Sevgilisi, İki
Cisimli kadın, Kadınlar Tekkesi, Karlı Dağdaki Ateş, Dört
Yapraklı Yonca, Sonuncu Kadeh.
Hikaye Kitapları:Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri.
Kirpinin Dedikleri, Ago Paşa’nın Hatıraları, Ay Peşinde, Sakın
Aldanma İnanma Kanma, Tanıdıklarım, Guguklu Saat, Bir Avuç
Saçma, Bir İçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat, Minelbab
İlelmihrab |