|
KİTAP
ADI: BALTACI MEHMET PAŞA VE KATERİNA
KİTABIN YAZARI: MURAT SERTOĞLU
1)KİTABIN KONUSU:
Dillere derstan olmuş Baltacı Mehmet Paşa ve Çariçe Katerina’nın
aşklarının iç yüzünü ve akıllara durgunluk veren entrikaları, kurnazlık
ve güzelliğiyle birleştirerek, bir döneme imzasının atan Çariçe Katerina
olağanüstü maceralarını anlatıyor.
2)ESERİN ÖZETİ :
Fakir bir çamaşırcı ve kötü yola düşmüş bir kadının kızı olan
Katerina, Papaz Gluk’un evinde çamaşırcılığa başlar. Gluk belli bir süre
sonra Katerinayla ilişkiye girer. Bu sırada Rusya ile İsviçre savaşa
hazırlanmak üzereydiler. İsviçreliler Katerina’nın bulunduğu şehre
gelmişlerdi. Katerina burada bir isviçre askerine hayran olur sonunda
aşk doğar. Bu arada Katerina askeril papazı idare etmektedir. Papaz
bundan şüphelenir ve sonunda evinde Katerina’yla askeri basar ve orada
askeri öldürür ve evini yakar. Korktuğu için Katerina’yla Rusya tarafına
sığınmaya karar verir. Rusya tarafına geçerlerken sınırda yüzbaşının
birisi Katerina’ya el koyar papazıda Moskova’ya gönderir. Kısa sürede
Katerina ile yaşadığı aşk ortaya çıkınca Genaral Menkişof emanetine
alır. Katerina ile genaral gönül eğlendirir. Genaral savaşı kazanmış
olarak yurduna dönerken Katerina’yıda götürür. Fakat karısından korktuğu
için Katerina’yı en yakın arkadaşı ve hatta çarın en yakın dostu olan
Genaral Şermiyetif’e verir. O günden sonra Katerina’nın şansı açılır.
Başlarda ilgi çekmeyen kız bir anda herkesin gözdesi olur ve Çarın
metresliğine ardındanda Rusya’ya çariçe olur.
Bâzılarının "Deli" ve bâzılarının "Büyük" dedikleri Rusya
imparatoru Birinci Petro, Moskof sürülerini vahşetten kurtararak
memleketinde geniş ıslahat yaptıktan sonra, Osmanlı imparatorlarının
payitahtı olan İstanbul şehrine göz dikmişti.
Bu arzusunu tatmin için de yeniden teşkil ve en modern
silâhlarla teçiz ettiği ordu gibi, mükemmel bir vasıtaya malikti. Petro,
bu ordunun başına geçerek, Tuna sahillerine doğru iniyordu. Bir
taraftan, bu yepyeni ve genç ordunun kendisine büyük bir zafer
kazandıracağına kanaat getirmekle beraber, diğer taraftan da
Balkanlardaki hristiyanlara güveniyor,bilhassa, şimdiki Romanya
topraklarında kendisini karşılamak için on bin askerle, depolar dolusu
erzak bulunuduğuna dair verilen teminata inanıyordu. Haris imperator,
güzide ordusunu bin an evvel zafere kavuşturmak için sabırzlanıyor,
maiyetinde bulunan yerli ve ecnebi birçok tecrübeli generallerin:
___ Aman, haşmetmeap.. Pek acele etmiyelim Türklerin ve
Tatarların birleşmiş kuvvetlerini lâyıkiyle keşfetmeden (ki 200.000
kişi) ilerlemeyelim. Sonra, İsveç Kralı XII Şarlı'ın mâruz kaldığı
felâkete uğrarız, diye verdikleri nasihatlere kulak asmıyordu.
Osmanlı ordusu, Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa'nın komutasında
bulunuyordu ve kendisine iltihak eden Kırım süvarileri de dahil olduğu
halde ordusunun mevcudu, Rusların üç mislini tecavüz ediyordu. Fakat,
Petro, Osmanlı ordusunun bu çokluğuna emniyet vermiyor, sadece kendi
askerlerinin talim ve terbiyesine ve silâhların mükemmeliyetine
güveniyordu.Petro, bu güveninde haksız değildi. Çünkü, iki ordu
karşılaştığı zaman, Rus ordusu birkaç muvaffakıyet elde etmiş ve Obmanlı
ordusuna bir miktar zaiyat verdirmişti. Fakat, Baltacı Mehmet Paşa'nın
basit askerî liyakatı, Petro'nun senelerce ve senelerce tahammül edilmez
fedakârlıklara katlanarak elde ettiği modern askerlik malûmatına galebe
etmiş, Rus ordusu Osmanlı ordusunun büyük bir maharetle kurduğu çember
içinde mahsur kalmıştı.
Petro, pek fena halde şaşalamış, etrafındaki çemberi paralayıp
çıkmak için muhtelif yerlerden huruç hareketine kalkmıştı. Fakat,
esareti kabul etmekten başka bir çera kalmadığını görmüştü. Bu vaziyet,
Petro'yu çıldırtmış, hakikaten deli etmişti. Sara nöbetlerine tutularak
çadırındaki yatağa serildi... Zevcesi Katerina, onun başucundan
ayrılmışordu. Bir taraftan onun tedavisi ile uğraşırken diğer taraftan
da:
__ Petri... Sakin ol, üzülme. Seni bütün çarların fevkine
çıkaran Cenabı Hak hiç şüphesiz ki, bu bâdireden de kurtaracaktır. Diye,
teselliye çalışıyordu. Petro, son bir ümide kapılarak her şeyi göze
aldı. Ordusunun bütün eşyasını yaktırdı, son bir büngü hücumiyle
muharasa çemberini yarıp çıkmayı kararlaştırmıştı. Eğer yakasını
Türklerin elinden kurtarabilirse tekrar hürriyet ve istiklâline
kavuşacaktı. Bu huruç hareketi, tamamiyle hazırlanmıştı. Lâkin Katerina
ile Petronun has müşaviri Şafiroff'un muvaffakiyet ümitleri pek azdı.
Bunlar başbaşa vermişler, kendilerince bir plân hazırlamışlardı.
Bu plân gayet basitti. Katerina'nın bizzat Baltacı Mehmet
Paşa'yı ziyarete giderek, onunla pazarlığa girişmesinden ibaretti.
Nitekim Katerina, bu plânı zevci Petro'ya arzettiği zaman o büyük bir
sevinçle zevcesinin ellerine sarılmış:
__ Katerina... Sen, hakikaten çok kıymetli bir kadınsın.
Ordununu çelik süngüleriyle halledemediği bir işi, kadınlık sihrinle
halledeceksin. Diye bağırmıştı. Karar, o gece tatbik edildi. Gece
yarısına doğru, Katerina sırtına bir asker kaputu giydi, kaputun
kukuletesini de başına geçirdi. İçi en kıymetli elmaslarla dolu bir
çantayı, imparatorun has müşaviri Şafirof'un eline verdi. Önlerinde
fener çekenh bir tercüman olduğu halde, Rus kıtalarının arasından geçti.
Gecenin zifiri karanlıkları içinden Baltacı ordusunun ileri karakollurı
önüne geldi. Bir fenerle üç karaltının geldiğini gören Türk ileri
karakol nöbetçisi:
- Kimdir o? diye seslendi.
Katerina'nın tercümanı bu saule:
- Zabitinizi çağırın. Kendisine mühim söyleyeceklerimiz var.
Diye cevap verdi. İleri karakol zabiti koşa koşa geldi. bu defa tercüman
ona yaklaşarak:
- Haşmetlu imparatorumuz hazretleri, kendisinin en yakından bir
zatı tebdili kıyafetle kumandanınıza gönderdi. Çok acele görüşmeleri
lazım geliyor. lakin bu konuşma, pek mahrem ceyeran edecektir, dedi.
Türk zabiti, koşa koşa Baltacı'nın çadırına gitti. Ordu kumandanını
uyandırarak meseleyi nakletti. Baltacı, hiç beklemediği bu ziyarete
hiçbir mana veremedi. Çünkü, eğer Petro teslim olmayı teklif için haber
göndermiş olsa, bu haberi getirecek olan heyetin gündüz gelmesi lazım
gelirdi. Buna binaen Baltacı, uzun bir düşünce geçirdi, sonra:
- Deli kafirin adamını getiriniz. Diye emir verdi.
Katerina, Şefirof'un elindeki çantayı geniş kaputunun altına
aldı, Türk zabitini takip ettiler. Osmanlı kıtalarınını çadırları
arasından sessiz sedasız geçtiler ve Baltacı'nın çadırına girdiler.
Katerina çadıra girerken kaputu ve başlığı atmıştı. baltacı bu muhteşem
kadının imparatoriçe olduğunu hemen alnadı ve hayretler içinde kaldı.
Katerina'nın yalnız kalmak istediğini anlatan bir işaret üzerine
Baltacı'nın verdiği emirle çadır boşaldı. Baltacı henüz kendini
toparlayabilmişti ki, kraliçe elindeki çantayı yere attı. Baltacı'nın
hayreti de artacaktı, çünkü, Katerina kendisine yaklaşarak, gündüz
tercümanından öğrendiği cümleyi mırıldandı:
- Getridiğim elmaslarla ben seninim...Baltacı fena halde
şaşalmıştı. Bir müddet cevap verecek söz bulamadı. Sonra bizzat çadırın
kapısına kadar giderek, meşin perdeyi eliyle kapadı. Katerina, bir saat
kadar sonra, gene asker kaputu içinde harb hatlarından geçti gitti ve
kocası imparatorun çadırına girdi. Petro, büyük bir heyecan içinde
zevcesini beklemekte idi. Onu görür görmez: Ne haber?.. Dedi. Büyük bir
sevinç içinde kocasının boynuna sarılan Katerina, neşeli bir sesle:
-Kurtuldun Petri... Yarın, Şafirof'u, müzakere için paşaya
göndereceğiz. Diye cevap verdi.
Ertesi gün Şafirof imparator tarafından Baltacıyla müracaat
ederek sulh teklif etti. Baltacı da, Katerina'nın o gece ziyaretinin
hatırı için teklifi kabul ederek muhasara hattını geri çekti.
Baltacı ordusunda bulunan ve Prut habrinini başından sonuna
kadar cereyan eden hadiselere şahit olan Kırımlı Hacı Abdülgaffar
isminde bir zat, "umdetut- tevarih" adında, Kırım hanlarına mahsus bir
tarih yazmıştır ki, bu tarihin devlet girayhan faslında bu harp hakkında
da mufassal malümat vardır. harbin bu canlı şahidi taragfından yazılmış
olan bu tarihte, Katerina ile Baltacı arasında geçtiği iddia olunan
macera hakkında, ima ile olsun, bir tek cümle mevcut değildir. Bu zatın
rivayetine nazaran, Moskoflar beyaz bayrak çekiyorlar. "-
Aman...Elaman..." diye feryada başlıyorlar. Yani, teslim olacakları için
"Aman" istiyorlar... Baltacı bu vaziyeti görür görmez: "- Eylem başı
kılıç kesmez, meşru değildir." diyor ve muhassara hattındaki kuvvetleri
geri çekiyor. Aynı zamanda düşmanın teslim olmak istediğini Kırım Hanı
Devlet Giray'a bildiriyor. " - Düşman ile, tekmil üzere barışalım." diye
haber gönderiyor. Fakat, Han, Baltacı'nın bu teklifini kabul etmiyor:
"- Moskof ordusu tamamiyle elimizdedir, onu imha edelim ve sonra
Moskof diyarına yürüyelim, bu daha bu fırsat elimize geçmez." diye
itiraz ediyor. Fakat, Baltacı bu itiraza karşı : "- Eğer harbe devam
edersek, düşmanı meyus ederiz ve o yeis halile can aşkına yitirerek
Allah muhafaza etsin, başka türlü ahvalin zuhuruna sebebiyet veririz...
Düşmanın teklifi büyük bir nimettir. Hemen sulhe mübaşeret edelim.
Diyorsada Kırım hanı itiraza devam ediyor. Baltacı hiddetleniyor ve
Kırım hanına : "- Cevabınız Tatar umurunu bilirsiniz. Devleti Aliyye'nin
umuru ise bana tevdih edilmiştir. diye haber görderdikten sonra
Petro'nun yolladığı elçilerle müzakereye girişiyor. müzakerenini birinci
maddesi şu: Osmanlı Ordusu'nun harp masrüafını tazminat olmak üzere
"hazineyi amireyi ve fire" vermek... Petro, gerek bu maddeyi ve gerek
diğer maddeleri kamilen kabul ediyor, Katerina'nın bütün mücevherleri de
dahil olmak üzere ordusunda bulunan ne kadar para varsa veriyor, bir
müddet evvel zapt ettiği Azak kalesini de iade ediyor. Osmanlı hududunda
yaptırdığı kaleleri yıktırmaya da rıza gösteriyor ve diğer maddeleri de
kamilen kabul ederek Prut Muahedenamesini imzalıyor. ( meskur muahede
Falksen muahedesi ismi altında biliniyor ve 1711 tarihinde yapılıyor )
Ancak bu sayede , Baltacının elinden yakasını kurtararak çıkıp gidiyor.
Artık, Türklerle harbe de cesaret edemiyor.
Katerina Rusya’yaya döndükten sonra başka bir sevgili buluyor ve
hayatını Çar Pedro aldatarak geçiriyor.
3) KİTABIN ANAFİKRİ:
Bu kitap bir genç kızın en alt seviyeden nerelere geldiğini
gösteriyor. Akıllı olanların bu dünyada daha iyi ve güzel yaşadığını
görüyoruz.
4)KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
KATERİNA:
Kitabın baş kahramanı. Akıllılğı ve güzelliğiyle gönülleri feth
eden birisi. Herkesi parmağının ucunda döndüren biri.
ÇAR PEDRO:
Deli ve açık görüşlü hiç bir şeyden utanmayan bir insan .
BALTACI MEHMET PAŞA:
Cengaver fakat yufka yürekli kadınlara karşı saygılı ve verdiği
sözleri tutan birisi.
5)KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap her Türk gencinin okumasaı gerekne bir kitap. Sürükleyici
aynı zamanda hoş bir kitap.Çariçenin olağanüstü maceralarını gördüğüm ve
çok zevk aldığım bir kitaptır.
|