|
KİTAP ADI: Çanlar Kimin İçin Çalıyor
YAZARI:Ernest HEMINGWAY
KONUSU:İspanyol iç savaşı sırasında isyancı çetelerle birlikte
bir köprüyü havaya uçurmak için uğraşan bir İngiliz bombacının
başından geçen olaylar ve gerçek aşkını bulması.
KİTABIN ÖZETİ :
Roberto Jordan, çok zor bir göreve seçilmişti. Gerçi daha önce
birçok defa yaptığı işlerden biriydi ama yinede General Golz onu
bu görev için bizzat kendi görevlendirmişti. General Golz’un
tümeninin taarruza başlamasıyla beraber köprüyü uçurması
gerekecekti. Uçakların bomba sesleri duyulunca köprü uçmuş
olacaktı.
Yaşlı bir adam ona kılavuz olarak verilmişti. 68 yaşına rağmen
dinç ve kuvvetli bir görüntüsü vardı. Dağda Amerikalıya yardım
edecek çetelerin hepsini tanıyordu. Gerçi çoğu işe yaramaz
adamlardı ama tren işini iyi yapmışlardı. Kaşkin görevini çok
iyi yapmış, treni bölgedeki çetelerle beraber havaya uçurmuştu.
Daha sonrada başka bir iş esnasında ölmüştü.
Yaşlı adam Roberto ‘yu köprüye götürdü. Köprünün iki yanında iki
nöbetçi vardı ve biraz uzağında 7 askerin kaldığı bir karakol
vardı. Dinamitleri, yarım saatlik uzaklıkta bir tepede olan
Pablo’ nun yerine götürdüler. Ağaçların arasında olan bu yerde
Pablonun dört atı vardı. Pablo 50 yaşını geçmişti, çok akıllı ve
tecrübeli bir adamdı. Tren işinde o da vardı. Çingene, Fernando,
eşi Pilar ‘da. Tren işi esnasında kurtardıkları Maria’ yı hepsi
de taşımışlardı.
Pablo Cumhuriyetçiydi, çetelerin hepsi Cumhuriyetçiydi. Ama
köprü işini öğrendiğinde Pablo ‘nun hoşuna gitmedi bu iş. Tren
işi daha mantıklı idi. Onun kadar kampta sözü geçen Pilar,
Roberto ‘yu destekleyince diğerleri de desteklediler. Pilar
başkanlığı Pablo ’nun elinden aldı ve köprü için Roberto ‘ya
yardım edeceğini söyledi. El Sordo (diğer çete reisi) ‘nun da
yardım edeceğinden şüphe yoktu. Dağlarda yüzlerce adam olmasına
rağmen El Sordo ‘nunkilerle beraber topu topu 18 kişi
bulabilmişlerdi. Diğerleri güvenilir değildi. Köprünün imha
edilmesinden dolayı Pilar ve Sordo adamlarıyla beraber bu
bölgeyi terk etmek zorunda kalacaklardı. O akşam Sordo
gelmeyince ertesi gün Pilar ve Maria ‘yla beraber, Roberto
Jordan El Sordo ‘nun yanına gitmeye karar verdiler. Maria
trenden baygın halde kurtulmuştu. O zamanlar saçı tamamen
kesilmiş olmasına rağmen, büyüdükçe Maria güzelleşmişti. Maria
ve Roberto birbirlerine ilk görüşte aşık olmuşlardı. Pilar,
Roberto ‘dan bu iş bitince kızı götürmesini istemiş, Roberto ‘da
kabul etmişti.
El Sordo Cumhuriyetçi ruhunu dağlarda koruyan ender çete
reislerinden biriydi. Roberto Jordan, El Sordo ‘nun kendisine
yardım edeceğinden emin olmuştu. Altı at vardı. El Sordo, daha
sonraki kaçış için gereken atları bulmak için gayret
göstereceğini söyledi. Ne de olsa köprü işinden sonra buralardan
gitmek zorunda kalacaktı.
Roberto, Maria ve Pilar akşama doğru barınaklarına döndüler.
Pablo köprü işinden yana değildi. Roberto Jordan onu öldürmek
zorunda olduğunu biliyordu. Diğer adamların hepsi de onun
ölmesini istiyorlardı. Köprü işini bozabilirdi Pablo. Bir an
mağaradan dışarı çıkan Pablo ‘nun kaçtığını düşündü herkes.
Çünkü kaçarken birkaç dinamit lokumu da götürmüştü.
Roberto dışarıda yatmaya alışkındı. Gece bayağı ilerlemiş ve
Maria ‘nın güzelliği onu büyülüyordu. Maria sıcacıktı. Bir ses
üzerine arkaya dönünce Faşist Süvarilerden birini karanlıkların
arasından zorda olsa seçebildi. Tabancasıyla onu vurdu. Tam
kalbine gelmişti mermi. Diğer süvarilerinde gelmesi yakındı.
Adamlarıyla beraber pusu kurdu ve kardan ayak izini takip
etmesini beklediği diğer süvarileri bekledi. Süvariler
bekledikleri gibi geldiler. Onları farketmemişlerdi, ama
ilerlemelerine devam edip gittiler.
Silah sesleri Sordo ‘nun barınağından geliyordu. Sordo ’nun
yerini bulmuşlardı. Birkaç saat sonra silah sesleri kesildiğinde
Sordo ve adamları ölmüştü.Artık yalnızdılar. Köprü sabaha
uçurulacaktı.
Pablo gece yarısı beş abamla geldi. Pablo kaçamamıştı. İhaneti
kendine yedirememişti. Roberto Pabloyu karşısında görünce
ümitlendi. Köprü işi olabilirdi.Pilar ve yanındakiler üstteki
karakolu, Pablo yeni getirdiği beş atlı ile alttaki karakolu
imha edecekti.
Uçakların bombaları sabaha karşı duyuldu, Anselmo ve Roberto
köprüdeki iki nöbetçiyi öldürdüler. Roberto dinamitleri
yerleştirirken acele edemezdi. Neredeyse başarmak üzereydi.
Diğer iki karakoldan silah sesleri ardı ardına geliyordu.
Dinamitleri yerleştirdi ve Anselmo ile beraber ipi germeden
köprüden bir miktar uzaklaştılar. Pilar ve yanındakiler karakolu
halletmişlerdi ama iki adamı ölmüştü Pilar‘ın. Roberto ipi çekti
ve köprü ortadan ikiye ayrıldı. Gökden yağan demir parçalarından
biri Anselmo ‘yu öldürmüştü. Yaşlı adam çok küçük gözüküyordu.
Pablo tek başına kurtulmuştu tanktan. Karakolu imha
edememişlerdi ama Pablo tek başına kurtulmuştu. Artık herkese
yetecek kadar at vardı. Maria çok seviniyordu, Roberto
yaşıyordu. Atlarla hızla ilerliyorlardı. Pablo ‘nun kaçmak için
çok güzel planları olsa gerekti.
Bayırı çıktıkça Roberto ‘nun atı yavaşlıyordu. Zavallı hayvanın
nefesleri bile hızlanmıştı. Büyük bir gürültü ile Roberto ‘nun
ayağı, düşen atın altında kalmıştı. Ayağı kırılmış ve kırık
kemik Roberto ‘nun kaslarını yırtmıştı. Daha fazla
ilerleyemezdi. Yardıma gelenlerle vedalaşıp, orda kalmak
istediğini söyledi. Diğerleri giderlerken, biliyordu. Daha
General Golz ‘dan emir alırken böyle olacağını biliyordu.
ANAFİKİR:Savaş tam anlamıyla bir yıkımdır, her iki tarafa da
zarar verir ve aslında her insan öldürmekten pişmanlık duyar.
Aşk ise zaman ve mekan tanımaksızın bir savaşın ortasında dahi
yeşerebilir.
KİTAPTAKİ KARAKTERLER:
Robert JORDAN: Amerika’da bir ispanyolca öğretmeniyken İspanyol
iç savaşının patlak vermesi üzerine birden bire bombacı olarak
eğitilip İspanya’ya yollanmış olan kültürlü, bilgili ve
yakışıklı bir İngiliz.
Maria:Bir tren patlaması esnasında Pilar ve Pablo tarafından
kurtarılan ve daha sonradan Robert Jordan’ın aşık olduğu genç
kız.
Anselmo:Yeni görevi için ona rehberlik edecek ve çetelerle
bağlantısını sağlayacak olan yaşlı bir adam.
Pablo:Robert Jordan’a yardım eden çetenin lideri.
Pilar:Pablo’nun kadını.
Sordo:Bir çete lideri.
ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Bence oldukça ilgi çekici ve sürükleyici bir
konuya sahip olmasına karşın için deki uzun tasvirler bazı
yerlerde akıcılığın bozulmasına ve can sıkıcı olmaya kadar
varabiliyor. Ama genel itibariyle güzel ve etkileyici bir kitap.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ:Amerikalı yazar(Oak Park, İllinois, 1899-Ketchum,
İdaho, 1961). Three Stories and Ten Poems (1923) ve Torrents of
Spring’den(1926), Akıntı Adalarına(1970) değin bir dizi yapıtta,
savaş deneyiminden kaynaklanan imgeci anlatımlardan,
Kızılderililer ve Amerika kıtası üstüne yansımalı bir öyküden,
ada ve Okyanus temalarına ilişkin kurgulara dek uzanan
betimlemeleri öylesine titizdir ki, karşıt güçleri saptamada ve
gerçeğin serinkanlı bir görüntüsünü önermede hep aynı inat
vardır. Savaş sürekli bir esin kaynağıdır (Silahlara Veda
[1929], Çanlar Kimin İçin Çalıyor[1940], Irmağın Ötesi[1950] )
ve savaş konusu, av ve serüven öykülerinde (Afrika’nın Yeşil
Tepeleri [1935], İhtiyar Adam ve Deniz[1952] ) ele aldığı aşk,
moral gücü ve yalnızlık konularıyla birleşir. 20’li yılların
sürgününü anlatan Güne de Doğar(1926) ve Paris Bir
Şenliktir(1964) adlı yapıtlarında yazarın gizli ruhsal
zayıflıklarıyla kırılganlığının düşsel evrenini ortaya koymak
için seçilen yollar sergilenir. Hemingway, boğa güreşlerine
ilişkin olarak anlattığı (Death in Afternoon, 1932) bu
belirsizlikler nedeniyle intihar ederek öldü. (1954 Nobel
edebiyat ödülü.)
|