|
KİTAP ADI : DAĞLARI BEKLEYEN KIZ
KİTABIN YAZARI : Esat Mahmut KARAKURT
1. .KİTABIN ÖZETİ
Karaköse vilayetinin bir kasabası ve bir askeri hava alanı.
Nöbetçi başçavuş, Binbaşı İhsan’a göreve giden uçakların geri
döndüğünü haber eder. Yalnız on uçak olan filo dokuz uçakla geri
döner. Yzb. Nuri, Mülazım Celal Bey’in uçağının filodan ayrılıp
intahar saldırısı yaptığını söylerler. Yzb. Nuri sözünü
bitirmeden celal Beyin uçağı havada beliri verir. Mülazım Celal
ağır yaralı olarak uçaktan çıkarılır ve gönül rahatlığı ile son
sözlerini söyler.etrafına toplanan subaylar arasından mülazım
ismail’e annesini ve kız kardeşini emanet edip,vefeat eder.
Defin işlemleri sırasında filo geriye kalan dokuz uçağıyla yeni
bir görev alır. Zor bir uçuştan sonra filo tekrar döner; ama
mülazım Servet göğsünden yaralanmıştır. Bnb. İhsan yanına Yzb.Nuri
ve Mülazım Adnan’I yanına alarak Mülazım Servet’I ziyarete
gider. Servet yerli halktan Mahmut Efendinin einde kalmaktadır
ve evin kızı Nermine’ye aşıktır. Servet Adnn’a Nermine’den
bahseder, isterse Mahmut Efendi’nin evinde kalabileceğini,ama
Nermineye yaralıolduğunu söylememesini telkin eder.
Mülazım Adnan bir askerin rehberliğinde Nermine’nin evine gider.
Nermine Adnan’ın söylediklerine inanamaz , Servet’in görev
sırasında şehit düştüğünü zanneder.
Aradan üçhafta geçer Mülazım Servet iyileşir ve Nermine ile
nişanlanır. İlerki günlerin birinde bir uçus sırasında servetin
uçağı düşman makineli tüfekleri tarafından taranır , servet ağır
yaralanır ve sonraki günlerde vefeat eder.
Ağrı dağı eteklerinde konuşlanmış olan eşkiya sinsilesini imha
etmek için bir bombardıman planlanır ;ancak öncelikle
bombardıman için gerekli istihbaratların toplanması
gerekiyordur. Bu zor görev için en uygun kişi Mülayim Adnan
seçilir. Bir sis bulutu arasında düz bir araziye iniş yapan
uçaktan iner ve zor görevi için yola koyulur.
Birkaç saatlik bir yürüyüşten sonra Adnan bir eşkiyaya rastlar
ve şeyhin nerede olduğunu bir derdinin anlatacağını söyler. Bir
hindlik sezmiyen eşkiya Adnan’I doğruca eşkiyabaşının yanına
götürür. Yolda Adnan tanıdık bir yüze rastlar,evet o yüz yıllar
önce öldüğünü zannettikleri Ahmet Ast.sb’a aittir. Ahmet yıllar
önce esir edilmiş fakat bir türlü kaçamayı başaramammıştır. Bu
süre zarfında düşman mühimmat ve silahların sayısın ezberlemiş
ve çeşitli dokümanlar ele geçirmiştir. Adnan ve Ahmet bir plan
yapı oradan kaçmak isterler. Ahmet mülazım Adnan’ın yanına
gerekli evrak ve haritaları çaldıktan sonra ertesi gün
gelecektir. Ancak bir kaç gün geçmesine rağmen Ahmet gelmez
Adnan bu durumu tehlikeli görür ve kendisini almaya gelen uçağa
binmek için yola koyulur. Kendisini almaya gelen uçağı gören
eşkiyalar Adnan’a seslenmeye başlarlar. Uçağa ateş etmek için
mitralyözlerin başındaki eşkiyalar yardım isterler , bir an için
Adnan şok olur ama sonradan farkına varır ki onu bir eşkiya
sanmaktadırlar. Adnan beylik tabancasını çıkarır ve mitralyözün
başında bulunan bir erkek eşkiyayı öldürür ;fakat mitralyözün
başındaki diğer kadın eşkıyayı öldüremez.
Bir müddet sonra iki Türk subayı ve Şeyhin kızı olduğu sanılan
bir kız farkında olmadan derin bir sohbete başlarlar. Adnan’a
konuşlandıkları yerler ve silahları hakkında çok önemli bilgiler
verir.
Ertesi sabay Adnan planladığı gibi düz araziye inen uçakla
gideceğini şeyhinkızı zeynep’e bildirir. Zeynep onun gitmesini
istemediğini o giderse yapamayacağını söyler. Ardından Zeynep’I
aramaya gelen eşkiyalar Adnan’I görür ve Zeynep ardından
Adnan’ın bir casus bir Türk subayı olduğunu haykırmaya başlar.
Şakiler Ahmet başçavuşu karargahtan evrak çalarken
yakaladıklarını ve öldürdüklerini açıklarlar. Şimdi Ahmet’in
neden gelmediği açığa kavuşur. Türk uçakları günlük
bombardımanlarına başlarlar. Bu arada şakiler can telaşına
düşerler, bu fırsatı değerlendiren Zeynep, Adnan’ın ellerini
çözer. Ardından kamptan kaçmayı başarır. Ahmet Başçavuş ve
Zeynep’ten elde ettiği çok önemli bilgilerle komutanlar
tarafından bir harekat planı hazırlanır. Şeyhin kampı yerle bir
edilir ve bazı şakiler rehin alınır rehinler arasında Zeynep’te
vardır. Yaralı olan Zeynep tedavi görmesi için hastahaneye
kaldırılır. Zeynep bütün bu bilgilei vermesine rağmen bir
haindir, üstelik Servet’in uçağını o düşürmüştür. Olup bitenleri
hastahanede öğrenir ve çok üzülür. Adnan’a Nermine ile konuşmak
istediğini söyler. Nermine ertesi gün gelir ve Zeynep ona
Servet’I kendisinin vurmadığını , onu yanlış
değerlendirdiklerini söyler. Nermine ile beraber kucaklaşıp
ağlarlar. Hain olarak görülsede verdiği harita ve bilgiler
sayesinde kamp dağıtılmış ve artın yeni nişanlıların mutsuz
olmasını engellemiştir.
Adnan ile Zeynep Erzurum’a gitmeye kara verirler ancak iki
süngülü asker onlara yaklaşır ve zeynep’in tutuklanması için
emir olduğunu söyler. Zeynep yargılanır ;fakat savcı idam
isteminde bulunur. Yargıç ise verdiği bilgilerin yaraılığı , yzb.
Adnan’I kurtarması ve pişmalığı nedeniyle beraatine kara verir.
2.KİTABIN KONUSU :Milli Mücadele içinde geçen yaşanması zor
aşklar ve vatan sevgisi.
3:KİTABIN ANA FİKRİ :Her ne olursa olsun önce vatanı sevnek,
vatan için herhangi bir fedakarlıktan kaçınmamak gerekir.
4:KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ
Mülazım Adnan:konuşması ve tavırları ile met, cesur ve
vazifaşinas bir Türk plotudur.
Şeyh Fuat:Devlete baş kaldıran bir asi olup Zeynep’in babasıdır.
Zeynep:Eşkiya başının kızı ve Adnan’a aşık bir genç kızdır.
Ahmet Astsubay:Bir vesile ile eşkiyaların olduğu bölgeye gelmiş
ve bir daha geri çıkamamış, vatanperver bir türk evladıdır.
Mülazım Servet: İki kere yaralanan ve son yaralanmasında vefeat
eden,Nermine’in nişanlısı olan bir Türk subayı.
Nermine:Mülazım Servet’in nişanlısı ve insani değerleriçok
yüksek olan bir kadın.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Esat Mahmut’un 1930’lu yıllarda çıkarılan Ağrı isyanlarını konu
edinmesi, aşk unsurunuda katarak , bu konuya okuyucunun ilgisini
çekmesi gibi konularda oldukça başarılıdır. Ancak , kurgu hatası
olması romanın kalitesini olumsu yönde etkilmekte okuyucunun
romanını zevkle okumasını engellemektedir.
6:KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ
ESAT MAHMUT KARAKURT
Esat Mahmut Karakurt, birbiri ardına yazdığı aşk ve macera
konulu romanlarıyla, yaşadığı dönemin en çok okunan
yazarlarından biriydi. 1902 İstanbul doğumlu yazarın, iyi bir
eğitim aldığını görüyoruz. 1924 yılında Diş Hekimliği Okulunu,
1930 yılında ise Hukuk Fakültesini bitiren yazar, gazetecilik,
öğretmenlik, milletvekilliği ve senatörlük görevlerinde
bulunduktan sonra, 1977 yılında bir beyin kanaması sonucunda
aramızdan ayrıldı. |