|
KİTAP ADI
Değişen Stratejilerin Odağında Türkiye
KİTABIN YAZARI Em.Org.Necip TORUNTAY
ÖZETİ:
1. Soğuk Savaş Sonrası Nato ve Türkiye
2. 1990-91 Körfez Krizi ve Savaşı ve Yeni Stratejiler
3. Akdeniz’in Güvenliği
4. Balkanlar
5. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)
6. Doğu ve Güneydoğu Anadolu ve Terörizm
7. Sonuç
1. Soğuk Savaş Sonrası Nato ve Türkiye :
Varşova Paktı ve Berlin Duvarının yıkılmasından sonra NATO’nun geleceği
ve askeri stratejisi ne olacağı düşünülürken NATO’yu çevreleyen
komşuları ve onların civarındaki ülkelerin o günlerde içerisinde
bulundukları siyasi dalgalanmaların, büyüyen ekonomik sorunların ve
sosyal hareketlerin, kızışan etnik ihtilafların, dikkati çeken aşırı
silahlanmaların, silahlı iç olaylarla, için için kaynayan
huzursuzlukların ve tehlikeli gelişmeleri perdeleyen ihtimaller zinciri
olduğu açık tarifi idi.
Soğuk savaş döneminde Varşova Paktı’nın büyük kuvvetler ile Orta
Avrupa’da yoğunlaşmış bulunan asıl tehdidi, şimdi değişik kimliklerde,
boyutlarda ve farklı biçimlerde güneye,Türkiye’yi çevreleyen coğrafi
bölgeye kaymıştır. Bütün bu gelişmelerin ortasında bulunan Türkiye, bir
tarafta kendi ekonomisini geliştirmeye, demokrasisini kökleştirmeye ve
güvenliğini pekiştirmeye çalışırken diğer taraftan da bölgedeki
istikrarın düğüm noktası olarak, komşu ülkelerle karşılıklı iyi
ilişkiler kurmak suretiyle ülkesinde ve dünyada barışın korunmasına
katkıda bulunma çabasındadır.
Böylece Türkiye dünyanın bu kritik bölgesinde istikrar, barış ve
demokrasinin tesisi ve korunması politikasında ve bu politikaya
dayanacak stratejilerin uygulanmasında bir dayanak noktası ve temel taşı
oluşturmaktadır.
2. 1990-91 Körfez Savaşı ve Yeni Stratejiler :
1990 Ağustosunda patlak veren körfez krizi ve onu takip eden savaş
,teknolojik gelişmeleri yakından izleyen birçok ülkenin silahlı
kuvvetlerinin savaş tekniğini ve stratejisini de etkilemiştir.
ABD ve NATO ülkeleri silahlı kuvvetlerinde (Türkiye de dahil) yapılan
taktik değişikliklerinden dikkati çeken yenilikler şunlardır; muhtemelen
çok süratle değişecek olan savaş ortamında çok kere komuta makamlarının
esnek ve seri kararlarının uygulanmasını kolaylaştıracak ve geniş ölçüde
bilgisayarların kullanılacağı kesiksiz komuta ve kontrol sistemleri ve
yöntemleri ile ast kademe komutanlarının kendi inisiyatiflerini
geliştirecek şekilde yetiştirilmeleri ve Hava Kara Muharebe Doktrini ve
yöntemi,
Körfez savaşının çöl fırtınası aşamasını teşkil eden taarruzi harekatın
ilk otuz yedi günü genel hava harekatı ve son dört günüde (100 saat )
kara harekatı oluşturmuştur.
Koalisyon kuvvetlerinin bu savaş süresince muharebe zayiat, toplam 137
insandır.
Savaşın koalisyon kuvvetlerinin galibiyet ile bitmiş olması başka
ülkelerin topraklarını zorla ele geçiren bir mütecavize karşı hür ve
bağımsız ülkelerin gösterdiği tepki yönünden, gelecek için ümit veren
bir örnek oluşturur.
Savaş sonunda orta doğunun ekonomik, siyasi ve sosyal geleceklerini uzun
yıllar etkileyecek gelişmeler olmaya başlamıştır.
3. Akdeniz’in Güvenliği :
Akdeniz, dünya deniz ticareti trafiğinin önemli kapasitesini üzerinde
taşıyan ve böylelikle NATO’nun güney kanat ülkeleri ile ve başta Rusya
Federasyonu olmak üzere Karadeniz'de sahili olan ülkelerin hayat
yollarının geçtiği bir denizdir.
Doğu Akdeniz'in Ege coğrafi alanı ise, sırtında taşıdığı müzmin
sorunlarla bölgede zaman zaman tırmanan gerginlikler nedeni ile, bu
denizdeki trafiğin akışını tehdit edebilecek siyasi krizlere sahne
olmaktadır. Dolayısıyla bu denizin stratejik özelliği, uluslararası
stratejik bir soruna dönüşmektedir.
Bu koşullarda Türkiye'nin göstereceği anlayış ve iyi niyet jestlerini ne
derecede etkili ve yararlı olacağı tartışılabilir.
Türkiye ,Yunanistan ile ilişkilerinde gerek Kıbrıs gerekse Ege
sorunlarında kapılarını açık tutmaya devam ederken Yunanistan tarafından
kendisine yönelecek her türlü tertip ve oyunlara karşı uyanık ve
gevşetilmeyen bir hazırlık içinde olmalıdır.
4. Balkanlar :
Yüzyıllar boyunca sürekli göç ve istilalar sonucu Balkanlarda demografik
yapısı ile dini inanışları ve kültürü çok farklı toplumlar olmuş ve
otoriter yönetimlerin hakim olduğu dönemler dışında süre gelen
istikrarsızlıklar da bölgenin ortak bir özelliği haline gelmiştir.
Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra bu istikrarsızlıklar ve
gerginlikler yeni ve bağımsız devletler üzerine kaymakta ve ağırlık
Bosna olayları üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Sırpların Bosna Hersek’te yapmış oldukları katliama NATO geçte olsa dur
diyebilmiş ve nihayet Ağustos 1995’te NATO’ya meydan okuyan Sırpların
mevzilenmiş ağır silahlarına NATO hava gücünün yaptığı yoğun
taarruzlarla önemli kayıplar veren Sırplar uzun süreli ateş kese mecbur
edilmiş ve Kasım 1995'te Dayton, Ohio’da yapılan görüşmelerden sonra
bölgede adil ve kalıcı bir barışı hedefleyen anlaşma taraflarca
imzalanmıştır.
Türkiye’ye yönelebilecek bir tehdit mihveri niteliğini taşıyan Balkanlar
, artık Avrupa ile Türkiye ve dolayısı ile Asya arasıdaki ekonomik,
sosyal, kültürel ve güvenlik ilişkilerinin geliştirilmesinde stratejik
değeri yüksek olan bir ulaşım mihverinin kritik bir bağlantısıdır.
Balkanların geleceği bugünün başta gelen canlı konusu olan ve kısaca “
Bosna Olayları” denilebilecek sıcak sorunun büyük ölçüde geleceğine ve
diğer ülkelerin bu konudaki tutum ve davranışlarına bağlıdır.
5. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) :
BDT, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler birliğinin dağılması üzerine eski
Sovyet Cumhuriyetlerinin 1991 yılı sonunda oluşturduğu siyasal bir
birliktir.
BDT, bulundukları coğrafi alanlara göre üç ayrı kategoride ele alınır.
(a) Rusya Federasyonu ,Beyaz Rusya, Ukranya ve Moldova
(b) Kafkaslarda bulunan 3 Ülke : Gürcistan,Ermenistan ve Azerbaycan
(c) Orta Asya'da bulunan 5 ülke :Tacikistan, Kazakistan, Kırgızistan,
Türkmenistan ve Özbekistan'dır.
Rusya federasyonu bir yol ayarımı başındadır. Yolun birisinde
bağımsızlığa kavuşan BDT üyeleri ile bunları gönülden destekleyen
dünyanın büyük bir kısmı, diğer yolda da kominizme dönmeyi istememekle
beraber güçlü ve otoriter merkezi bir yöntemi arzu edenler yürüyecektir.
BDT bölgesinde halen sıcaklığını koruyan bir bölge sorunu, aynı zamanda
NATO’ya ve Orta Doğuyu da yakından ilgilendiren Karabağ sorunudur. ve
dünya çapında aktif bir girişimi beklemektedir.
6. Doğu; Güneydoğu Anadolu ve Terörizm :
Tarihimizde asayiş, ayaklanma ve isyanlar gibi iç güvenlik olayları
yüzyıllar öncesine dayanır. Bütün bu gelişmelere paralel olarak Birinci
Dünya Savaşı sonunda yenilgiye uğramış olan Osmanlı imparatorluğunun
imzalamış olduğu Sevr Muahedesiyle de sözde Ermenistan ve Kürdistan
emelleri ile ülkemiz parçalanıp bölünmek istenmiştir.
Bağımsız Kürdistan hayali ile,Kürt kökenli Türk halkını da kendi
saflarına almaya çalışarak ülkeyi bölmek isteyen PKK terör örgütü 1984
yılında sahneye çıkarak kanlı eylemlerine başlamıştır.
PKK benimsemiş olduğu ideoloji doğrultusunda ve başta Suriye olmak üzere
diğer yabancı ülkelerden aldığı destek ve yardımlarla önceleri yeraltı
faaliyetleri ile belirli bir düzeye getirdikten sonra 1984 yılında
TSK’nın Şemdinli’deki garnizon lojmanlarına silahını yöneltmiş ve sesini
duyurmak ve kanıtlamak istemiştir.
Sonraları bölge halkını da tehdit,ikna ve para gibi çeşitli senaryolar
ile kandırarak destek aramıştır. Siyasi ve askeri net kararlar sayesinde
tedbirler alınarak, milli sınırlarımız içinde (Sınır ötesi de) silaha
silahla karşılık vererek PKK’nın beli kırılmıştır.
Bugünkü ulaşılmış olan bu noktadan sonra bu mücadele için yeni bir
strateji saptamak gerekiyorsa,şüphe yok ki önce,gerçekçi ve bilimsel bir
durum tespiti ve değerlendirme yapmak gerekir.
7. Sonuç :
Bugün Türkiye'nin bulunduğu vatan sathı ,büyük tarihi olaylarında
gösterdiği gibi,değişen stratejilerin düğümlendiği coğrafi bir bölgedir.
Türkiye şüphesiz, her şeyden önce kendi bekasını ve refah düzeyini
korumakla,aynı zamanda bölge ve dünya çapında barışa da hizmet etmiş
olmaktadır. Atatürk'ün hedef olarak göstermiş olduğu çağdaş uygarlık
düzeyine ulaşacaktır.
A. KİTABIN ANA FİKRİ :
Yakın bildiği,gözlemlediği stratejik sorunlarla ilgili
değerlendirmelerini ve birikimini yansıtmaktadır.
B. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Ülkemizin gelecek için oluşturulacak bölgesel politika ve stratejilere
ışık tutması,
C. KİTAP HAKKINDA DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :
Ülkemizin, bütünlüğü ve ulusal varlığını koruma çabasını her zamankinden
daha fazla göstermek zorunda olduğunu anlatmaktadır.
D.YAZARIN BİYOGRAFİSİ: Necip Torumtay
24 Temmuz 1987 - 3 Eylül 1990
Orgeneral TORUMTAY; 1926 yılında Trabzon'nun Vakfıkebir İlçesi'nde
doğdu. 1944 yılında Topçu Asteğmen rütbesi ile Harp Okulu'ndan mezun
oldu. 1946 yılında Topçu Sınıf Okulu'nu bitirdi. Muhtelif Topçu
Birliklerinde Takım Komutanlığı ve Topçu Okulu'nda öğretmenlik yaptı.
1954 yılında Harp Akademisi'ni bitirerek Kurmay oldu. 1970 yılına kadar
çeşitli karargah ve birliklerde, Tokyo Kara Ataşe Muavinliği ve TMR Kara
Plan Subaylığı görevlerinde bulundu. 1970 yılında Tuğgeneral, 1974
yılında Tümgeneral, 1978 yılında Korgeneral ve 1982 yılında Orgenralliğe
yükseldi. Tuğgeneral rütbesi ile 1 nci Zırhlı Tümen Komutan
Yardımcılığı, 2 nci Zırhlı Tugay Komutanlığı ve SHAPE Harekat Plan Daire
Başkanlığı, Tümgeneral rütbesi ile Genelkumay Plan Harekat Daire
Başkanlığı ve 4 ncü Piyade Tümen Komutanlığı, Korgeneral rütbesinde
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı, Genelkurmay Harekat Başkanlığı
ve Genelkurmay Genel Plan ve Prensipler Başkanlığı görevlerinde bulundu.
Orgeneral rütbesinde Devlet Başkanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi
Genelsekreter Yardımcılığı, Cumhurbaşkanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi
Genelsekreter Yardımcılığı ve Genelsekreterliği, Genelkurmay II nci
Başkanlığı ve 1 nci Ordu Komutanlığı yaptı.
2 Temmuz 1987 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na, 24 Temmuz 1987
tarihinde Genelkurmay Başkanlığına atandı. 3 Aralık 1990 tarihinde kendi
isteği ile Genelkurmay Başkanlığı görevinden emekliye ayrıldı. |