|
KİTAP ADI : Fırtınaya
Karşı
KİTABIN YAZARI : Gaye HİÇYILMAZ
1. KİTABIN KONUSU:
Ekonomik nedenlerden ve büyük kent özleminin başlattığı göçün getirdiği
sıkıntıları, kentte düşülen açmazları ve uyumsuzlukları anlatmıştır.
2. KİTABIN ÖZETİ:
Mehmet, Ankaraya taşınacaklarının acı haberini güzel bir bahar günü
alır. Acı haber olması onun oradaki yaşam koşulları hakkında azda olsa
bilgi sahibi olmasıdır. Bu karara Mehmet dışında herkes bu olay için
sevinmekte ve hazırlıklarını yapmaya başlamaktadırlar. Babası başkente
yerleşeceği için mutludur. Oradaki iş imkanlarının çok ve parasının
fazla olduğunu aklından geçirmektedir. Fakat babasının tasarladığı gibi
değildir ve bunu kendiside bilmektedir.
Mehmet bu kararın değişmesi içinde elinden geleni yapmak ister fakat onu
dinlemeyeceklerini de biliyordur. Oralara gitmemiş bir çocuğun oralar
hakkında kötü yargılara sahip olması arkadaşı Hayri’nin mektupları
sayesinde fikir edinir. Hayri onun ilkokul arkadaşıdır. Hayri sarışın,
zeki ve yaramaz bir çocuktur. Hayri’nin çok zeki bir çocuk olduğuna
inanan köy öğretmeni onun buralarda harap olacağına başkentte daha iyi
okullarda okuması gerektiğini anne ve babasına söyler. Ailesi ise fakir
olmalarına rağmen çocuklarının ileriki hayatı için Ankara’ya giderler.
Yanlarında Korsan adlı köpeğini götüremeyeceği için en candan arkadaşı
olan Mehmet’e teslim eder ve bir gün onu almaya geleceğini söyler. Hayri
Mehmet’e Ankara’yı her zaman mektubunda anlatır ve mutsuz olduğunu ona
her defasında yazar. Bunları anne ve babasına anlatmak istemiştir fakat
onu dinlemeyeceğini bildiği için vazgeçer.
Her yerin yemyeşil ve mis kokulu olduğu bir bahar gününde köyden her
tarafın bina ve dumanla kaplı olduğu büyük şehire hareket ederler. Orada
onları Yusuf Amcaları karşılar ve onun evinin üstündeki penceresiz
sıvasız derme çatlma bir evde otururlar. Yusuf Amcaları Şen Tepe’nin
zenginlerinden olmasından dolayı saygı gösterilen birisidir. Kendisinin
bir terzi atölyesi vardır ve babası orada hammal olarak çalışır. Yusuf
Amcalarının oğlu Hakan ile birlikte oraları tanımak ve birazda görmek
için dolaşırlar. Mahallenin çocuklarına hemen ısınır. Bu arada hemen
kaynaşmalarının bir nedenide çocukların Korsan’a yaklaşmak
istemelerindendir.
Aralarından bir kişi Mehmet’in dikkatini çeker. Bu kişi mahallenin en
fakir kişisidir. Muhlis’in de kendine ait bir atı olması onları
birbirine daha çok yakınlaştırır. Muhlis eski eşya alım satımı yaparak
geçimini sağlamaktadır. Muhlis’in atını abisi Ramazan askere gitmeden
önce kömürcüden almıştır. At cılız ve çelimsizdir. Fakat iyi beslenmesi
sonucunda güçlü bir at olacağına inanmaktadırlar. Muhlis ve Mehmet,
Yıldız’a zengin semtlerdeki evlerin bahçesinden ot yolarak iyi bir besin
kaynağı bulurlar. Yıldız birkaç hafta sonra kendini toparlamaya başlar.
Bu arada yaşlı bir hanım olan Zekiye Hanımla tanışırlar. Aralarında iyi
bir dostluk kurulur.
Mehmet, Korsan’I Hayri’ye vermek için oturdukları yere gider. Hayri anne
ve babasını kaybettikten sonra sokaklarda yaşadığını söylerler. Mehmet
Hayri’yi götürmek ister fakat kabul etmez. Korsan’a da ilgi göstermez.
Korsan Mehmetle geri dönmeyerek Hayri’nin yanında kalır. Günler geçtikçe
bitkin ve perişan düşen Hayri ve Korsan Mehmet’in evine giderler. Mehmet
fakir bir ailenin çocuğu olduğu için onları kendi yanlarına alamazlar.
Onları Zekiye Hanım’ın yanına yerleştirir. O günden sonra Hayri kendini
toparlayarak eski haline döner. Mehmet bir minibüsçünün yanında muavin
olarak işe başlar. İşinin karşılığı olarak iyi ücret almaktadır.
Muhlis’in abisi Ramazan bir gün askerden gelerek sürpriz yapar. Ramazan
uzun boylu yakışıklı birisidir. Bu izin süresinde Mehmet’in ablası
Hatice ile yakınlaşmaya başlarlar. Aralarındaki bağı dahada
kuvvetlendirmek amacıyla piknik düzenlerler. Piknik bitimi dönüşte
belediye görevlileri Korsan’ı vururlar. Herkes şaşkına döner. Bu işin
ucu yaramaz ve huysuz bir çocuk olan Hakan’a dayanır. Mehmet içindeki
kin ve öfkeyi Hakan’ı döverek üzerinden atmaya çalışır. Fakat Mehmet
için önemli olan bunu yakın dostu Hayri’ ye nasıl anlatacağıdır. Günler
sonra Mehmet’le Muhlis Yıldıza binerek Zekiye Hanım’ın ziyaretine
giderler. Hayri’ ye olayı baştan itibaren anlatırlar. Hayhri olay
karşısında üzülmez. Buda Hatyri’nin olgun ve olaylara geniş bir
yelpazeden baktığının bir göstergesidir. Mehmet Hayri’nin tepkisine
karşı bir yandan Korsan için üzülürken, Hayri için sevinir. Yağmur
nedeniyle yollar çamurlu ve kaygan olduğu için eve dönerken araba
devrilir. Elektrik tellerinin yerde sarkık olmasıyla Muhlis ve Yıldız
orada hayatını kaybeder. Mehmet üzüntüsünü gidermek için hayalindeki
planları gerçekleştirmeye başlar. Mehmet iyi güzelce bir tay alarak
köyünün yolunu tutar.
3. KİTABIN ANA FİKRİ
İnsanların artık kalıplaşmış bilgi dağarcığından çıkıp olaylara geniş
bir yelpazeden bakması gerekir. Toplumumuzda insanların yaşları ile
değilde fikir ve davranışlarıyla değerlendirmemiz gerektiğini
anlatmaktadır.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE KİŞİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Hayri, parlak, sarı saçlı yakışıklı bir çocuktur. Aynı zamanda çok ta
zeki bir kişiliğe sahiptir.
Mehmet, 12-13 yaşlarında bir çocuktur. Kısa boylu, sevimli ve her işin
üstesinden gelmesini bilen birisidir.
Ramazan, yakışıklı, uzun boylu, esmer bir delikanlıdır. Aynı zamanda çok
azimli, tuttuğunu koparan, her işin üstesinden gelen bir yapısı vardır.
Zekiye Hanım, yaşlı ve sevecen birisidir. İnsanlardan yardımını
esirgemeyen, yumuşak kalpli, zengin bir ev hanımıdır.
Muhlis, fakir bir aile çocuğudur. Zeki ve ileri görüşlüdür. Aynı zamanda
resme karşı çok büyük bir ilgisi vardır.
5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Bence bu kitap gayet akıcı bir dille yazılmıştır. Bu yüzden kitabın
sıkıcı olma özelliği yoktur. Ben şahsen bu kitabı zevkle okudum ve hiç
sıkılmadım. Olaylar gayet inandırıcı nitelikteki olaylardır. Gerçek
hayattada böyle durumlara rastlama olasılığı gayet yüksek. Bu kitap sade
bir dille yazıldığı için anlaşılır ve herkes tarafından okunabilecek bir
kitaptır.
|