|
KİTAP ADI
GÖNÜL ÇELEN
KİTABIN YAZARI J. D. SALINGER
1.KİTABIN KONUSU:
Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir
çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenleri konu almıştır yazar.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Kitap Noel’de Holden’in başına gelen olayları anlatmaktadır. Pencey
Hazırlık’tan ayrılmasıyla başlar olaylar, ingilizce hariç tüm derslerden
sınıfta kalmış ve atılmıştır Holden. Okuldan ayrılırken ve eve dönüş
younda başına gelmedik şey kalmaz. Kaldığı odanın yanında Ackley adında
sevimsiz, pislik, düzensiz bir çocuk vardır; oda arkadaşı ise Stradlater
denilen yakışıklı, kendini beğenmiş, kızlardan başka işi olmayan
düzenbaz bir çocuktur. Bu çocugun bir geceyi Holden’in eski evden
tanıdığı bir kızla geçirmesi sonucu ikisi fena kapışacaklardır ve o gece
Holden Pencey’i terk edecektir.
New York’a gider Holden, daha tatil başlamadığından eve gidemez,
ailesinin tepkisini cekmek istememektedir,bu atıldığı dördüncü okuldur
ve aslında ailesinden çekinmektedir. Noel tatiline kadar dışarıda
gezmeyi planlar ve bir otele yerleşir cebinde yüklü bir para
bulunmaktadır ama pek düzenli ve sorumluluk sahibi olmadığından bu
parayı savura savura bitirecektir. Otel odasında cüzdanında okulda
birinden aldığı bir hayat kadınının numarasını bulur ve can
sıkıntısından kadını arayıp buluşmak, en azından bir şeyler içmek ister
ama bunu beceremez. Yaşının küçük olması başına büyük sıkıntılar
getirmiştir Holden’in, o gece canı çok sıkkındır. Lobide üç kız
görmüştür onların yanına gidip sohbet konusu bulduktan sonra hepsiyle
dans eder otelden ayrılıp bir piyanisti dinlemeye bir bara gider. Güzel
dans etmesini becerir Holden yakışıklı ve uzun boyludur fakat yaşının
küçük olması ve geçirmekte olduğu ergenlik dönemi ve buna bağlı olaak
yaşadığı ilişkiler sıkıntıya sokmaktadır kendisini. Gitttiği bar rahatça
içki içebildiği ender yerlerdendir, fakat orada ağabeyi D. B.nin eski
sevgilisini görmesi üzerine gecesi mahfolur ve orayı terkeder. Bu kızın
yapmacık tavırları sinir etmektedir Holden’i.
Otele geri döndüğünde asansörde görevli olan Maurice ile karşılaşır.
Maurice ona bir geceliğine, belirli bir ücret karşılığı bir kız
ayarlayabileceğini söyler. Holden kabul eder ama sonradan pişmandır buna
ama artık iş işten geçmiştir. Kız odasına geldiğinde yatmaz kızla,
aralarındaki çok kısa olan diyaloğu sekse çevirmeği uygun bulmaz,
ücretini ödeyip kızı geri gönderir fakat sonradan gelecek olan Maurice
ile başı büyük derde girer ve ağır bir dayak yer.
Bu olaylar üzerine ertesi sabah otelden ayrılır. Sally ile buluşmaya
karar verir, telefon edip eski kız arkadaşı olan bu kızla buluşmayı
becerir. Kızı beklerken iki rahibe ile tanışır, mutluluğun simgesidir bu
iki rahibe kendisi için ve bunlara cebindeki paradan yüklü bir miktar
verir. Sally ile buluşunca bir oyuna giderler. Holden oyun ve filmlerden
nefret eder aslında oyuncular doğal olmadığından, rol yaptıklarından
sahtekarlardır hepsi, ağabeyinin bile Hollywood’da filim senaryosu
yazmasından hoşlanmaz. Ama Sally’i bu yolla ikna etmiştir buluşmaya ve
bir oyuna giderler. Oyunda Sally, Holden’in nefret ettiği, eski bir
erkek arkadaşını görür ve beraber dolaşırlar. Bunun üzerine Holden
gittikleri buz pateni sahasında Sally ile fena takışacak ve bir daha
görüşmeyecektir.
Ayrılınca bir bara gidip felaket sarhoş olur ve kız kardeşi Phobe ile
konuşmak için eve kaçak olarak girmeye karar vermiştir, ayrıca
parasızlık da eve gitmesini gerektirmektedir. Phobe ile konuştuktan
sonra ailesine görünmeden evden kaçar. Öğretmeni Bay Antoli’nin evine
gidip geceyi orda geçirir. Ertesi sabah, bu ögretmeninin sapıkça
tavırlarından rahatsız olduğu için orayı da terk eder.
Noel’e iki gün kalmıştır, Phobe’den aldığı parayı da harcamak istemez
Holden, birkaç uçuk fikirle Phobe’ye bir not bırakır ve son kez görüşmek
için onunla buluşur. uzaklara gitmeyi planlamıştır. Fakat Phobe ile
buluştuğunda ikisinin fikirleri uyuşmayınca eve dönüp bu çılgın maceraya
son vermeye karar verir.
Evde hasta olarak bir dönem yatacaktır Holden, yeni bir okula
başlayacaktır. Ergenliğin verdiği bu çılgınlık onda bir hastalık
halindedir ve bir içki içmeye yetmeyen yaşı, duygusallığı ve hayalleri
ile olgun dünyayı sorgulamaya devam edecektir.
3.KİTABIN ANAFİKRİ:
Ergenlik döneminin getirdiği düşünceler, bu düşüncelerin olgun dünyayı
sorgulaması ve ikisinin arasındaki anlaşmazlıklar tema olarak
işlenmiştir.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Romanın her doneminde yeni karakterler çıkmaktadır karşımıza bunlardan
birkaçını ele alalım:
Holden Caulfield: Baş kahramanımız olan bu genç çocuk ergenlik döneminin
getirdiği sorunlarla boğuşan, kendi dünyasında kendi kurallarıyla
yaşayan, sorumsuz, düzensiz, palavracı fakat sevilen bir karakterdir.
D. B.: Holden’in ağabeyidir. İyi bir yazardır kendisi. Hollywood’da
filim ve kitap yazmakta ve köşeyi dönmektedir.
Ackley: Holden’in nefret ettiği yan oda arkadaşıdır. Düzensiz, pislik,
pasaklı ve sevilmeyen bir tiptir fakat Holden onun özlemini çekmektedir.
Phobe: Holden’in kız kardeşidir. Çok zeki bir kızdır, Holden ile araları
çok iyidir, kızın zekiliği ve yaşından öte olan davranışları Holden’in
çok hoşuna gitmektedir.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Yazar olayları bir çocuğun ağzından ele almayı çok iyi becermiştir. Onun
ruh halini okuyucuya tam anlamıyla vermektedir. Her okuyan kendinden bir
parça, belki de kendini tümüyle bulacaktır bu kitapta. Ve bence çoğu
kişinin sandığı gibi kahramanımız Holden deli falan değildir. Her
çocuğun yaşadıklarının gizlenmemiş halini yansıtır bize.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
J. D. Salinger (Jerome David Salinger), 1 Ocak 1919’da New York’da
doğdu. Manhattan’da, bir “modern klasik” sayılan tek romanı The Catcher
in the Rye’daki (1951) Holden Caulfield’ın çocukluğuna benzer bir
çocukluk geçirdi. 1934-36 arası Valley Forge Askeri Akademisi’ne,
1937-38 arası Ursinus College ve New York Üniversitesi’ne gitti; 1939’da
Columbia Üniversitesi’nde yazı derslerine katıldı. 1941-48 arası
Colliers, Esquire ve Cosmopolitan gibi şık dergilerde yirmi öykü
yayımladı, ancak 1954’ten beri bunların yeniden yayımlanmasına izin
vermiyor. (Yine de 1974’te korsan bir basın yapıldı.) Zen-Budizm
öğretisinden etkilenen Salinger, bunu yazdıklarına da yansıttı. “Yeni
dönem” öykülerinden oluşan Nine Stories 1953’te yayımlandı.
1950’lerin ikinci yarısından itibaren New Yorker’da yedi tuhaf kardeşli
Glass Ailesi’nin birbirine bağlı uzun öykülerini yayımlamaya başlayan
Salinger, bu öykülerinin ilk ikisini Franny and Zooney adıyla 1961’de,
sonraki ikiliyi ise Raise High the Roof Beam, Carpenters and Seymour: An
Introduction adıyla 1963’te kitaplaştırdı. Glass ailesine ait son öykü
“Hapworth 16,1924” ise New Yorker’ın 16 Haziran 1965 tarihli sayısında
kaldı.
Salinger, 1963’ten beri yeni bir kitabı çıkmamasına ve neredeyse efsane
haline gelmiş bir gizlilik içinde yaşamasına karşın, dünya edebiyat
gündemindeki yerini hep koruyor.
|