|
NUTUK
SAMSUNA ÇIKTIĞIM GÜN GENEL DURUM VE GÖRÜNÜŞ
Osmanlı ordusu dağılmış bayağı ağır bir ateşkes antlaşması
imzalanmış. Damat Ferit Paşanın başında bulunduğu hükümet
güçsüz,onursuz, korkak ve yalnız padişahın isteklerine uyulmuş.
Ordunun silahları elinden alınmıştır. Azınlıklarda dahil olmak
üzere devleti herkes çökertmeye çalışıyor.
BUNLARA KARŞI KURTULUŞ YOLLARI
Durumun korkunçluğu ve ağırlığı karşısında, her yerde, her
bölgede birtakım kişilerce kurtuluş yolları düşünülmeye
başlanmıştı. Bu düşünceyle girişilen çalışmalar, birtakım
örgütler doğurdu. Örneğin: Edirne ve çevresinde Trakya-Paşaeli
adlı bir dernek vardı. Doğuda, Erzurumda ve Elazığ'da, genel
merkezi İstanbulda olmak üzere Vilayatı Şarkiye Müdafaai Hukuku
Milliye Cemiyeti kurulmuştu. Trabzon'da Muhafazai Hukuk adlı bir
dernek bulunduğu gibi İstanbulda da, Trabzon ve Havalisi Ademi
Merkeziyet Cemiyeti vardı. Bu dernek merkezinin gönderdiği
delegeler, Of ve Rize çevresinde şubeler açmışlardı.
Yunanlıların İzmire gireceğinin açık belirtilerini Mayısın on
üçünden beri gören, İzmirde birtakım genç yurtseverler, ayın
14/15 inci gecesi, bu acıklı durumu aralarında görüşmüşler; bir
olupbittiye geldiği kuşku götürmeyen bu girişin, katma (ilhak)
ile sonuçlanmasını önlemek düşüncesinde birleşmişler ve Reddi
İlhak ilkesini ortaya atmışlardır. Bu ilkenin yayılması için
aynı gece İzmirde Yahudi Maşatlığına toplanabilen halkça bir
gösteri toplantısı yapılmışsa da ertesi gün sabahleyin Yunan
askerlerinin rıhtımda görülmesiyle bu toplantıdan umulduğu
ölçüde sonuç alınamamıştır.
ULUSAL KURULUŞLAR, SİYASAL AMAÇLARI
Bu derneklerin kuruluş amaçları ve siyasal erekleri üzerine
kısaca bilgi vermek uygun olur düşüncesindeyim.
Trakya-Paşaeli Cemiyeti'nin ileri gelenlerinden kimisiyle daha
İstanbul'da iken görüşmüştüm. Osmanlı Devletinin çökeceğini
kesinliğe yakın bir olabilirlik içinde görüyorlardı. Osmanlı
Yurdunun parçalanacağı korkusu karşısında Trakyayı, olabilirse
Batı Trakya ile birlikte, İslâm ve Türk topluluğu olarak
bütünüyle kurtarmayı düşünüyorlardı. Bu amaca ulaşmak için o
zaman akıllarına gelen tek çıkar yol, İngilterenin, olmazsa
Fransanın yardımını sağlamaktı. Bu düşünceyle kimi yabancı
devlet adamlarıyla ilişki kurmak ve konuşmak yollarını da
aramışlardı. Amaçlarının bir Trakya Cumhuriyeti kurmak olduğu
anlaşılıyordu.
Vilayatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kuruluş
amacı da (tüzüklerinin ikinci maddesi), doğu illerindeki bütün
halkın dinsel ve siyasal haklarının özgürce gelişimini
sağlayacak yasa ve töre içi yollara başvurmak; adı geçen
illerdeki müslüman halkın tarihsel ve ulusal haklarını,
gerektiğinde, uygar toplumlar önünde savunmak; doğu illerinde
yapılan zulüm ve cinayetlerin nedenleriyle etmenleri ve bunları
yapanlar ve yaptıranlarla ilgili tarafsızca soruşturma açarak
suçluların tez günde cezalandırılmalarını istemek; Türklerle
azınlıklar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesine ve eskisi
gibi iyi bağların pekiştirilmesine çaba göstermek; doğu
illerindeki, savaştan doğma yıkım ve yoksulluğu, hükümet katında
girişimlerde bulunarak elden geldiğince giderme yollarını
aramaktı.
İstanbuldaki yönetim merkezlerinden verilmiş olan bu yönerge
gereğince, Erzurum şubesi, doğu illerinde Türklerin haklarını
korumakla birlikte, Ermenilerin göçü sırasında yapılan kötü
işlerle halkın hiç ilgisi bulunmadığını ve Ermeni mallarının,
buralara Ruslar girinceye dek korunduğunu; buna karşılık,
müslümanlara çok kıyasıya davranıldığını ve dahası, buyruk dışı
olarak göçten alıkonulan kimi Ermenilerin, koruyucularına
yaptıkları kötülükleri, kanıtlanmış belgelerle uygarlık
dünyasına sunmaya ve bildirmeye ve doğu illerine dikilen tutkulu
bakışları söndürmek için çalışmaya karar veriyor (Erzurum
Şubesinin Bildirisi).
Vilayatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin ilk
Erzurum Şubesini kuran kişiler, doğu illerinde yapılan
propagandaları ve bunların ereklerini, Türklük - Kürtlük -
Ermenilik sorunlarını, bilim, teknik ve tarih bakımından
inceleyip araştırdıktan sonra, gelecekteki çalışmalarını şu üç
noktada topluyorlar (Erzurum Şubesi'nin basılı raporu):
Hiç göç etmemek;
Hemen bilim, iktisat, din örgütleri kurmak;
Saldırıya uğrayacak doğu illerinin herhangi bir bucağını
birlikte savunmak.
Vilâyatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin
İstanbuldaki yönetim merkezinin, bilim ve uygarlık yöntemleriyle
amaca ulaşabileceği konusunda çokça iyimser olduğu anlaşılıyor.
Gerçekten bu yolda çaba göstermekten geri durmuyor. Doğu
illerinde Müslüman halkın haklarını savunmak için Löpeyi (Le
Pays) adında Fransızca bir gazete yayımlıyor. Hâdisat
gazetesinin sahipliğini üzerine alıyor. Bir yandan da İtilâf
devletleri başbakanlarına ve İstanbuldaki temsilcilerine birer
andırı veriyor. Avrupaya bir kurul yollamaya girişiyor.
Bu açıklamalardan kolaylıkla anlaşılacağını sanırım ki, Vilâyatı
Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kurulmasına yol
açan önemli kaygı ve nedenler, doğu illerinin Ermenistana
verileceği sanısına dayanıyor. Bu sanının da, Doğu illeri
nüfusunda Ermenileri çoğunlukta göstermeye ve tarihsel haklar
bakımından öncelikli saydırmaya çalışanların, bilimsel ve
tarihsel belgelerle dünya kamuoyunu aldatmayı başarmaları; bir
de Müslüman halkın Ermenileri toptan öldüren yırtıcılar olduğu
iftirasını doğruymuş gibi kabul ettirmeleri ile gerçek
olabileceği inancı üstün geliyor. Bundan dolayı dernek, aynı
gerekçe ve araçlarla donanmış olarak tarihsel ve ulusal hakları
savunmaya çalışıyor.
Karadeniz kıyılarındaki bölgelerde de, bir Rum Pontus hükümeti
kurulacağı korkusu vardı. Müslüman halkı Rumların boyunduruğu
altında bırakmayıp yaşama haklarını ve varlıklarını koruma
amacıyla, Trabzonda da birtakım kişiler ayrıca bir dernek
kurmuşlardı.
Merkezi İstanbulda olan Trabzon ve Havalisi Ademi Merkeziyet
Cemiyeti'nin siyasal erek ve amacı, adından anlaşılmaktadır. Her
halde merkezden ayrılmak amacını güdüyor.
ORDUMUZUN DURUMU
Genel durumu belirtmek için ordu birliklerinin nerelerde ve ne
durumda olduklarını açıklamak isterim. Anadoluda, başlıca iki
ordu müfettişliği kurulmuştu. Ateşkes Anlaşması yapılır yapılmaz
birliklerin savaşçı erleri koyverilmiş, silâh ve cepanesi
elinden alınmış; bu birlikler, savaş gücünden yoksun birtakım
kadrolar durumuna getirilmişti.Merkezi Konyada bulunan ikinci
Ordu Müfettişliğine bağlı birliklerin durumu şöyle idi:Bir
tümeni (41. Tümen) Konyada ve bir tümeni (23. Tümen)
Afyonkarahisarında bulunan 12. Kolordu, karargâhıyla Konyada
bulunuyordu. İzmirde düşman eline düşen 17. Kolordunun,
Denizlide bulunan 57. Tümeni de bu kolorduya bağlanmıştı.Bir
tümeni (24. Tümen) Ankarada ve bir tümeni (11. Tümen) Niğdede
bulunan 20. Kolordu, karargâhıyla Ankarada idi.
İzmitte bulunan 1. Tümen, İstanbuldaki 25. Kolorduya
bağlanmıştı. İstanbul'da da 10. Kafkas Tümeni vardı.Balıkesir ve
Bursa bölgesinde bulunan 61. ve 56. Tümenler, karargâhı
Bandırmada bulunan İstanbula bağlı 14. Kolorduyu meydana
getiriyorlardı. Bu kolordunun komutanı, Meclisin açılışına dek,
rahmetli Yusuf İzzet Paşa idi.Üçüncü Ordu Müfettişliği, ki
müfettişi bendim, karargâhımla Samsuna çıkmış bulunuyorum.
Doğrudan doğruya buyruğum altında iki kolordu bulunacaktı. Biri,
merkezi Sıvasta bulunan 3. Kolordu. Komutanı, yanımda getirdiğim
Albay Refet Bey. Bu kolorduya bağlı bir tümenin (5. Kafkas
Tümeni) merkezi Amasyada, öteki tümeninin (15. Tümen) merkezi
Samsunda idi. Öbürü, merkezi Erzurum'da bulunan 15. Kolordu idi.
Komutanı Kâzım Karabekir Paşa idi. Tümenlerinden birinin (9.
Tümen) merkezi Erzurumda, komutanı Rüştü Bey; ötekisinin (3.
Tümen) merkezi Trabzon'da idi, komutanı Yarbay Halit Bey idi.
Halit bey, İstanbula çağrılmış olduğundan komutanlıktan
çekilerek Bayburtta saklanmış; tümen, vekillikle yönetiliyor;
kolordunun öbür iki tümeninden 12. Tümen, Hasankale doğusunda
sınırda, 11. Tümen Bayazıtta bulunuyordu.
Diyarbakır bölgesinde bulunan iki tümenli 13. Kolordu
bağımsızdı, İstanbula bağlıydı. Bir tümeni (2. Tümen) Siirtte,
öbür tümeni (5. Tümen) Mardinde idi.
DÜŞÜNÜLEN KURTULUŞ YOLLARI
Üç türlü kurtuluş yolu düşünülmüştü.Bunlardan:
Birincisi;İngilterenin koruyuculuğunu istemek,
İkincisi;Amerikanın mandasını istemek,
Üçüncüsü;Bölgesel kurtuluş yollarına başvurmaktır.
YUNAN ORDUSUNUN MANİSA VE AYDIN ÇEVRESİNE GİRİŞİ
Bu tarihe değin Yunan ordusunun Manisa ve Aydın çevrelerine de
girdiğini öğrendim. Ama İzmirde ve Aydında bulunduklarını
bildiğim kuvvetlerin ne durumda olduklarını gösterir açık bir
bilgiyi daha hiç bir yerden elde edemiyordum. Doğrudan doğruya
bu kuvvetlerin komutanlarına da bazı emirler yazmıştım. Bunun
üzerine, 29 haziranda, 56. Tümen Komutanı Bekir Sami Beyin, iki
gün önceki tarihi taşıyan, bir kapalı telini aldım. 56. Tümene
İzmirde Hurrem Bey adında bir kişi komuta ediyormuş. Bu komutan
ve İzmir’deki iki alayın kılıç artıkları, subaylarıyla birlikte,
hemen hepsi tutsak olmuşlar. Yunanlılar bunları gemilerle
Mudanya’ya götürmüşler. Bekir Sami Bey bu kılıç artıklarının
komutasını üzerine almak için gönderilmiş.Bekir Sami Bey 27
haziran 1919 günlü telinde, 22 haziran 1919 günlü iki buyruğumu
ancak 27 haziranda Bursa’ya vardığında alabildiğini söylüyor ve
verdiği bilgiler ve yaptığı açıklamalarda: «Ulusal amaçları
gerçekleştirecek yeter araçları bulamadığımdan, tümenimi düzene
sokmayı başarırsam daha iyi hizmetler yapılabileceği kanısında
olduğumdan, 21 haziran sabahı Kuladan Bursaya doğru yola çıkmak
zorunda kaldım. Bununla birlikte, birçok engeller olduğu halde,
ulusal ayaklanmanın yurdun kurtarılması için çok gerekli olduğu
düşüncesini her yana yaymayı başardım.» diyor. Düşündüklerimin
ve yaptıklarımın doğruluğuna sağlam inancı olduğunu bildiriyor
ve bu konuda hemen işe giriştiğini; Çin’de bulunan 57. Tümene de
buyruk vermemi ve kendisine de buyruk vermeyi sürdürmemi
istiyordu.
SİVAS’TA GENEL BİR ULUSAL KONGRE TOPLAMA KARARI
Amasya’da söylenip yazdırılan genelgenin başlıca noktaları
şunlardı:
1- Yurdun bütünlüğü,ulusun bağımsızlığı yok edilmektedir.
2- İstanbul’daki hükümet,üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini
yerine getirmemektedir.Bu durum,ulusumuzu yok olmuş gibi
gösteriyor.
3- Ulusun bağımsızlığını yine ulusun kararı ve direnişi
kurtaracaktır.
4- Ulusun durumunu ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını
dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve
denetimden kurtulmuş ulusal bir kurulun varlığı çok gereklidir.
5- Anadolu’nun her yönden en güvenli yeri olan SİVAS’ta ulusal
bir kongrenin tez elden toplanması kararlaştırılmıştır.
6- Bunun için tüm illerin her sancağından , halkın güvenini
kazanmış 3 delegenin olabildiğince çabuk yetişmek üzere hemen
yola çıkarılması gerekmektedir.
7- Herhangi bir kötü durumla karşılaşılabileceği düşünülerek bu
iş,ulusal bir sır gibi tutulmalı ve delegeler gereken yerlere
kimliklerini gizleyerek gelmelidirler.
8- Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kurultay
toplanacaktır. O güne değin öteki il delegeleri de Sivas’a
ulaşabilirse Erzurum kongresinin üyeleri de Sivas’ta yapılacak
genel toplantıya katılmak üzere yola çıkarlar.
ERZURUM KONGRESİNİN BİLDİRİSİ VE KARARLARI
1- Ulusal sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir
bütündür;birbirinden ayrılamaz.
2-Hangi türden olursa olsun,yabancıların topraklarımıza
girmesine ve işlerimize karışmasına karşı ve Osmanlı
Hükümeti’nin dağılması halinde ulus,birlikte direnecek ve
savunacaktır.
3-Yurdun ve bağımsızlığın korunmasına ve güvenliğinin
sağlanmasına İstanbul Hükümeti’nin gücü yetmezse,amacı
gerçekleştirmek için ,geçici bir hükümet kurulacaktır.Bu hükümet
üyeleri ulusal kongrece seçilecektir.Kongre toplanmamışsa bu
seçimi Temsilciler Kurulu yapacaktır.
4-Ulusal gücü etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak temel
ilkedir.
5-Hıristiyan azınlıklara siyasal üstünlük ve toplumsal dengemizi
bozacak ayrıcalıklar verilemez.
6-Yabancı devletlerin güdümü ve koruculuğu kabul olunamaz.
7-Millet Meclisi’nin hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin
Meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır.
SİVAS KONGRESİNİN UĞRAŞTIĞI İŞLER
1-Derneğin adı “ŞARKİ ANADOLU MÜDAFAAİ HUKUK CEMİYETİ” idi ,
ANADOLU VE RUMELİ MÜDAFAAİ HUKUK CEMİYETİ “oldu.
2-“Temsilciler kurulu,Doğu Anadolu’nun bütününü temsil
eder.”sözü yerine,”Temsilciler kurulu yurdun bütününü temsil
eder..”dendi.Üyeler arasına da daha 6m kişi katıldı.
3-Nasıl olursa olsun,yurdumuza girmeyi ve işimize
karışmayı,Rumluk ve Ermenilik örgütleri kurma amacıyla yapılmış
sayacağımızdan elbirliğiyle savunma ve direnme ilkesi
benimsenmiştir””yerine “Nasıl olursa olsun,yurdumuza girmenin ve
işimize karışmanın ve özellikle Rumluk ve Ermenilik örgütleri
kurma amacını giden davranışların durdurulması için el
birliğiyle savunma ve direnme ilkesi benimsenmiştir”denildi.
4-“Osmanlı Hükümeti’nin yabancı devletler baskısı karşısında
Doğu illerine bırakmak ve bunlarla ilgilenmemek gereğinde
kaldığı anlaşılırsa ,yönetim, siyaset ,askerlik bakımından nasıl
davranılacağının belirtilmesi ve saptanması”,yani geçici yönetim
kurma sorunu.
İşte Sivas Kongresinin uğraştığı işler bunlardır.
PADİŞAHIN BİLDİRİSİ
Padişahı bildirisi şöyleydi:
1- Hükümetin güttüğü politika sonucunda,İzmir’de geçen acıklı
olaylar,Avrupa’daki uygar devlet ve ulusların dikkatlerini çekti
ve kardeşlik duygularını uyandırdı.
2- Bir özel kurul,olay yerinde tarafsız olarak soruşturmaya
başladı.Hakkımız, uygarlık dünyasının gözleri önünde
belirlenmektedir.
3- Ulusal birliğimizi bozacak hiçbir karar ve öneri olmadı.
4- Bazı kimselerce, sözde halk ve hükümet arasında karşıtlık
olduğu ilan ediliyor.
5- Bugün,bütün ulusumdan beklediğim,hükümetin buyruklarına tam
uymaktır.
Padişah bunları bildirmişti fakat yine de bunların gerçeği
yansıtmadığı açıkça belliydi.
AMASYA GÖRÜŞMELERİ
Amasya görüşmelerinde anlaşmaya varılan maddeler şunlardır:
1- Türklerin bulunduğu illerin düşmana bırakılmaması ve hiçbir
devletin koruyuculuğuna sığınılmaması,
2- Azınlıklara Türkiye’nin egemenlik ve toplum dengesini bozacak
ayrıcalıklar verilmemesi,
3- Sivas Kurultayı’nda alınan kararların benimsenmesi,
4- Millet Meclisinin İstanbul’da toplanmasının gerekliliği
olmadığı,
Salih Paşa bunu bir türlü hükümete kabul ettirememiştir.
CUMHURİYET:
İnsanlar bu yönetim şeklinde kendilerini temsil edecek şahısları
kendileri seçecekler herkes çoğu konuda özgür kalma hakkına
sahip olacaktır.
ULUSAL EGEMENLİK TEMELLERİNE DAYANAN HALK HÜKÜMETİ: CUMHURİYET
Cumhuriyet rejimindeki bir hükümetin temel ilkeleri:
1- Hükümet kurmak zorunludur.
2- Geçici olduğu bildirilerek bir hükümet başkanı tanımak ya da
bir padişah vekili ortaya çıkarmak uygun değildir.
3- Mecliste beliren ulusal iradenin,yurt alın yazısına doğrudan
doğruya el koymasını kabul etmek temel ilkedir. T.B.M.M üstünde
bir güç yoktur.
4- T.B.M.M. yasama ve yürütme yetkilerini kendi üzerinde
toplamıştır.
İLK ANAYASANIN TEMEL MADDELERİ
1- Egemenlik , kayıtsız şartsız ulusundur.
2- Yürütme gücü ve yasama yetkisi Büyük millet meclisinde
belirir.
3- Türkiye Devleti, büyük millet meclisince yönetilir.
4- Büyük Millet Meclisi , iller halkınca seçilen üyelerden
kurulur.
5- Büyük Millet Meclisi genel kurulu , Kasım ayı başında
çağrısız toplanır.
6- Anayasanın işbu maddelerle çelişmeyen hükümleri eskiden
olduğu gibi yürürlüktedir.
Mustafa Kemal ATATÜRK
ATATÜRK 'ün GENÇLÍĞE HÍTABESÍ
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet,
muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin
yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
istikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek,
dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve
Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak
için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini
düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette
tezahür edebilir.İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar,
bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili
olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanin bütün kaleleri
zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları
dağıtılmış ve memleketin her kösesi bilfiil işgal edilmiş
olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak
üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve
dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar
sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle
tevhit edebilirler. Millet, fakrü zaruret içinde harap ve bitap
düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde
dahi, vazifen, Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
NUTUK DA GEÇEN ÖNEMLİ KİŞİLER VE ÖZELLİKLERİ
Abdülkerim Paşa: Mustafa Kemal’in eski arkadaşıdır.Mustafa Kemal
Selanik’te iken O binbaşıdır.Onurlu ve milliyetçi bir kişiliğe
sahipti.
Abdülmecit Efendi: Padişah Abdülaziz’in oğludur. Türkiye Büyük
Millet Meclisine halife olarak seçilmiştir.Halifelik
kaldırılınca yurt dışına çıkarıldı.
Ahmet Rıza: Abdülhamit yönetimine karşı çıkmıştır.İttihat ve
Terakki cemiyeti-
nin temsilciliğini yapmıştır.
Ali Çetinkaya Bey: İttihat ve Terakki cemiyetine üye
oldu.1.Dünya Harbine ve Trablusgarp savaşına katıldı.1920’de
Afyon’dan Milletvekili seçildi.Bayındırlık bakanlığı,Ulaştırma
bakanlığı yaptı 1949’da öldü.
Ali Fuat Cebesoy: Atamızın Harp okulundayken sınıf
arkadaşıdır.Kolordu komutanlığı yapmıştır.Terakkiperver
Cumhuriyet Partisinin kurucularındandır.Ünlü bir asker ve devlet
adamımızdır.
Ahmet İzzet Paşa: Osmanlı mareşalidir.Bazı askeri görevlerde
bulunmuştur.
Ali Kemal: Gazeteci ve yazardır. Kurtuluş Savaşı’na karşı
çıkmıştır.Mahkeme edilmek için götürülürken İzmit’te linç
edilmiştir.
Ali Rıza Paşa: Osmanlı mareşalidir.Damat Ferit’in düşürülmesi
üzerine sadrazam olmuştur.
Bekir Sami Bey: Osmanlı da valilik yapmıştır.Temsil Heyetine
seçilmiştir. Dışişleri Bakanlığı yapmıştır.
Celal Bayar Bey: 1883’te doğmuştur.İttihat ve Terakki Cemiyetine
katıldı.İş Bankasının kurulmasında görev aldı.Mustafa Kemalin
çevresine girdi.İktisat Bakanlığı yaptı.1986’da öldü.
Celalettin Arif Bey: 1875’de doğdu.Avukatlık yaptı.Adalet Bakanı
oldu ve 1930’da öldü.
Çerkez Ethem: 1885’te doğdu. Düzce , Adapazarı , Yozgat
isyanlarını bastırdı.Kardeşleriyle birlikte isyan
etti.yenileceğini anlayınca Yunanlılara sığındı. Suriye’ye
yerleşti ,1948’de öldü.
Demirci Mehmet Efe: Aydın Nazilli’de doğmuştur.Efe olmadan önce
demircilik yapmıştır.İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali
sırasında büyük rol oynamıştır.
Halide Edip Adıvar: Ünlü bir yazarımızdır.Halkın bilinçlenmesine
yardımcı olmuştur.Anadolu Ajansının kurulmasında görev
almıştır.Onbaşı rütbesi almıştır.
Hüseyin Avni Bey: Milletvekillikleri yapmıştır.Atatürk’e karşı
olanların liderliklerini yapıyordu.
İsmet İnönü Bey: Harp okulunu bitirmiştir.Ulusal Kurtuluş
Savaşında aktif görev yapmıştır.Lozan Görüşmesinde Heyete
Başkanlık yapmıştır. Cumhurbaşkanlığı yapmıştır.Ünlü asker ve
devlet adamımızdır.
Kara Vasıf: Kurmay albaydır.Sivas Kongresine Katılmıştır.Ünlü
Karakol Cemiyetinin kurucusudur.
Kazım Özalp: 1882’de doğdu.1968’de öldü.Harp Okulu
mezunudur.Balkan ve Birin-
ci Dünya Savaşlarına katıldı.Ulusal kuvvetleri örgütledi.Millet
vekili seçildi Milli
Savunma bakanlığı ve meclis başkanlığı yapmıştır.
Kılıç Ali Bey: 1899’da doğdu. Mülkiye ‘de okudu.Kurtuluş
Savaşında Antep yöre-
sinde Kuvay-i Milliye’yi kurdu.Atatürk’ün yakın çevresinde
bulundu.1971’de öldü.
Köprülü Hamdi Bey: 1886’da doğdu.Siyasal Bilgiler okulunu
bitirdi.Kaymakamlık
yaptı. 1920’de Anzavur çeteleri tarafından şehit edildi.
4.Mehmet(Vahdettin): Osmanlının son padişahıdır.1861’de
doğdu.Ülkenin 1.Dünya
Savaşından sonra işgal edilmesine seyirci kalmışdır.Üçlü
itilafların isteklerini yerine getirmiştir.Kurtuluş Savaşını
desteklemedi.İngiliz Komutanına mektup yazıp İngiltere’ye
sığınmak istediğini bildirdi.1926’da öldü.
Sait Molla: İngiliz Muhipleri Cemiyetinin kurucusu ve İstanbul
gazetesinin sahibidir.Anadolu’daki mücadelenin amansız
düşmanıydı.
Tevfik Paşa: 185’de doğup , 1936’da ölmüştür.Dışişleri bakanlığı
ve büyükelçilik yapmıştır.Osmanlı da beş kez sadrazam
olmuştur.Osmanlının son sadrazamıdır.
Yahya Kaptan:İzmit bölgesinde Kuvay-i Milliye’nin güçlenmesini
sağladı.İstanbul’dan gönderilen askeri güçle yakalanıp şehit
edilmiştir.
NUTUK HAKKINDAKİ ELEŞTİRİM
Nutuk, Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı’nı, ve Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluşunu anlatan Atatürk’ün en mükemmel
eseridir. Atamız bu eseri bizlere verirken “Geçmişini bilmeyen
,geleceğe ilerleyemez” sözünü esasa almış ve Bize ve inanıyorum
ki bizden sonraki nesillere de Türkiye Cumhuriyetinin
karşılaştığı güçlükler ve bu zorluklarla nasıl başa çıkmamız
gerektiğini göstermiştir. Ayrıca Türkiye’nin işgal halinden
kurtuluşu için hazırlanan ve Türk Milletinin içten benimsediği
mücadelenin ana kesimlerini de çok açık olarak bildirmiştir.
Nutuk’ u okurken bazı yerlere inanamazsınız.fakat o
inanmadığınız yerlerle ilgili bir yığın belge Nutuk’ ta
mevcuttur.Bu şahane eser Osmanlı İmparatorluğunun Düşman güçler
tarafından nasıl etkisi altında kaldığı ve kurtulamadığı
hakkında da bilgilendiriyor bizleri.
Atatürk bu zaferi silah arkadaşları ve Güçlü bir millet olan
Türk milleti sayesinde kazanmıştır.Zaten kendi de büyük bir
alçakgönüllülükle bu olayı “Zafer benim değil Türk Milletinin
zaferidir diyerek de vurgulamıştır.Nutuk adlı eserde de bu
geçmektedir.
Atamız bu eşsiz eserini ve yüce Türk Cumhuriyetini biz gençlere
emanet etmiştir. Bizede bu emaneti Atamızın koruduğu gibi sahip
çıkma görevi kalıyor.Ve bizde bu güzel vatanı bu cumhuriyeti
sonuna dek hatta ve hatta kanımızın son damlasına kadar
koruyacağız.
Bu muhteşem eseri de her Türk çocuğunun okumasını tavsiye ederim
hatta kesinlikle okumalılar. Böylelikle Mustafa Kemali akıl ,
fikir ve azim yönünden örnek alırlar çünkü bu eseri okurken
insanın bazen içi titriyor ve o zorluklar içinde yapılan işler
inanılmaz geliyor.
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE”
|